Yıldız Tozu

1 Hafta, Biraz da Kilometre | 4

14 Eylül 2020

Öykü: 1 Hafta, Biraz da Kilometre - 4 | Yazan: Sıla Malık
 

1 Hafta, Biraz da Kilometre 👉🏻 Birinci Bölüm
1 Hafta, Biraz da Kilometre 👉🏻 İkinci Bölüm
1 Hafta, Biraz da Kilometre 👉🏻 Üçüncü Bölüm

 

“Bu yol her zaman bana huzur verir” dedi Neşe.

İç çeker gibi bir hali vardı. Can bunu sezmişti ancak bu cümlenin ardında yatanları da oldukça merak ediyordu.

“Normal yoldayız işte? Bu otobanı seviyor olamazsın.” Biraz daha içini açması için bir oltaydı bu tabii ki de ancak dinlemek, yakından tanımak istiyordu Neşe’yi.

“Asfalt yolu sevdiğimden değil canım. Bu gidiyor olma durumundan bahsediyorum. Küçüklüğümden beri hep sevdim bu uzaklşama fikrini. Bir yerde uzun süre vakit geçirdikten sonra yeni yerler, yeni insanlar çekiyor canım. Her zaman gitmem gereken yollar varmış gibi geliyor bana. Bir de yolculukları çok seviyorum. Yol kenarında minik dükkanlar, mola alanları keşfetmek; hesapta yokken sapılan kavşaklar hep mutlu eder beni. Kaliteli araba yolculuklarının hastasıyım anlayacağın.”

Mutlu mutlu anlattı Neşe. Can ise kendi yolculuk anılarını düşündü. Hepsinde bir telaş vardı aslında. Yapılan planlar, saatli lokasyonlar, zamandan tasarruf etmek için kullanılan alternatif ulaşım araçları…

Keyfini yaşayamamıştı böyle şeylerin hiç. O yüzden ilginç gelmişti belki de bu yolculuk fikri ona. Bir yabancı arıyordu uzun süredir. Ona yabancı, tertemiz biri, bir sayfa. Bir de kalıplarının dışına çıkma isteği vardı.

İki toplantı arası bir anlık kararla onayladığı bu yolculuktan pişman olmayacağını hissedebiliyordu.

“Senin yolculuk anlayışın ne peki? Hep beni konuşturup dalıp gidiyorsunuz Can Bey. Boşboğaz hissedeceğim kendimi artık. Biraz da sen anlatsana.”

“Ya bizim yolculuklarımız hep planlı olurdu. Gidilecek yere varış saati, dinlenilecek tesisler. Eğer yoğun bir dönemde gidilecekse uçak kullanılırdı. Zamana yayılmazdı hiçbir şey aksine zamandan ne kadar kazabilirsek kardı babam için. Öyle farklı rotalar oluşturalım diyen de çıkmazdı haliyle. Anneme söylesen onu ‘Turlar var kuzum, onlara katılabilirsin istersen. Hem daha konforlu’ cevabını vereceğine o kadar eminim ki.”

Can’ın sesini değiştirmeye çalışarak yaptığı taklit güldürmüştü Neşe’yi. Tam bu sırada Neşe’nin bu saate kadar gelmediğine şaşırdığı arama geldi.

Annesi arıyordu.

İçinden açmamak gelse de bu işleri daha da kötü yapmaktan öteye gitmeyecekti. Neşe’nin yüzündeki gülümseme yavaşça silindi, gerginlikle kavradı direksiyonu elleri. Can durumu anlayınca sağa çekmesini işaret etti. Neşe Can’ın dediğini yapıp arabadan inmesini bekledi. Son bir nefesle açtı telefonu. Fermanı kesilmiş gibi hissediyordu.

“Neşe sen neredesin? Haber vermeden gitmek de neymiş? Bu ne sorumsuzluktur. Kime, neye güvenerek çıkıyorsun yola? İlla tatil istiyorsan baban ayarlardı sana, giderdin yazlığa. Ne demek bir gece çıkıp gitmek kızım?”

Yine aynı şeyler oluyordu işte. Neşe’nin sadece piyon gibi denileni yapmasını istiyorlardı. Onun ne istediği, ne düşündüğü önemli değildi ki. Hayat onundu ama o bir türlü başrol olamıyordu.

“Küçüklüğümden beri benim hayatım konusunda kararların çoğunu siz almadınız mı zaten anne? Gideceğim okul, arkadaşlarım, işim, kıyafetlerim, kişiliğim. Hepsinde sizin kalıplarınıza hapsetmediniz mi beni? Üniversitede okumak istediğim bölümü yoksayıp kendi planınıza göre okuttunuz beni. Yüzümü güldrüren, beni mutlu eden ne varsa sırası değildi sizin için. Ben ilk defa kendim için, kendi başıma bir karar verdim. İzin verirseniz hayatımın dümenini elime almak istiyorum. Ama sanma ki sırtımı size tamamen dönüp asileşiyorum. Tam aksine anne, ben bunu yapabilmek için yıllardır sizin gözünüzün içine bakıyorum. Belki o desteği alırım, o cesareti bana verirler, güven verirler diye. Biliyorum babam da yanında. Ben size karşı çıkmıyorum aksine 24 yıllık hayatımda ilk defa ‘yaramazlık’ yapmama izin vermenizi, bana güvenmenizi istiyorum.
Gittiğim her yerden haberdar edeceğim sizi. Lütfen kızmayın bana, sizi çok seviyorum. Bir hafta sonra geldiğimde konuşuruz. Hoşça kalın.”

Annesinin bir şey demesine izin vermeden kapattı telefonu Neşe.

Yıllardır söylemek isteyip de söyleyemediği ne varsa dökülmüştü sanki dudaklarından. Nereden cesaretlenmişti bilmiyordu ama o kadar hafiflemiş hissediyordu ki. Ağladığının bile farkında değildi. Yavaşça indi arabadan. Can merakla onu bekliyordu aslında. Neşe’nin anlattıklarından tahmin ettiği kadarıyla ailesi ona çok kızmış olmalıydı. Neşe’nin ağlayan yüzü de bunu destekliyordu. Bir anda ona sarılan Neşe’yle neye uğradığını şaşırsa da sardı kollarını Neşe’ye. Kendince teselli etmesi gerektiğini biliyordu. Ancak ne söylenirdi ki bu durumdaki bir insana. Geçer dese emin değildi geçeceğinden. Biraz sinirleri yatışsın seni anlarlar mutlaka, demek de geliyordu içinden de tanımıyordu ki ailesini.

Beceriksiz hissetti bir an kendini. Daha bir insana bile doğru düzgün teselli veremiyordu ki. Empati yapmak aklına bile gelmiyordu.

“Başardım Can. İnanabiliyor musun? Anneme, babama bu benim hayatım diyebildim. Kızacaklar diye çok korkuyorum ama çıktım artık bu yola. Ayyy Can çok hafiflemiş hissediyorum kendimi.”

Can şaşırmıştı ama ona ağlayarak sarılan bu kadının mutlu olmasına da sevinmişti. Neşe ilk sevinci ve şoku atlattıktan sonra bir anda kollarını geri çekti. Utanmıştı.

“Şey, ben çok özür dilerim, annemlerle konuşunca bir duygu patlaması ile gelip sarıldım, tekrar özür dilerim. Rahatsız etmek istememiştim.”

“Olur mu öyle şey? Hem duygular paylaştıkça güzelleşir. Rahatsız değil aksine çok mutlu hissettim kendimi. Uzun zamandır duygularını bu kadar coşkulu yaşayan birini görmemiştim.”

Arabaya doğru ilerledi ikili.

Bu sefer Can geçti direksiyona. Şarkıları Can’ın listesinden Neşe seçti.

“Can, gerçekten çok kasıntı bir zevkin var. Arabada yolculuk mu yapıyoruz sıkıcı bir davette sıkılmamak için kendimizi Blues müziğe mi veriyoruz belli değil.”

Can’ı güldürmüştü bu yorum.

İçten içe ikisi de bu yolculuğa çıktıkları için mutlulardı.

Tam o sırada Neşe’nin telefonuna bildirim geldi. Uygulama ilk konaklama yerlerini soruyordu onlara.

“Uygulamanın anlaşmalı olduğu güzel butik oteller var baksana. Nerede kalacağımızı soruyorlar.”

“Butik otel yerine güzel bir otel mi baksak? Fiyat için endişelenme. Ben halledebilirim.”

Neşe’nin kaşları çatıldı.

“İşin parasında değilim, bu bir. İkincisi her zaman yüksek konforlu yerlere gittik de ne oldu sanki. Biraz kaşif ruhlu ol yahu. Ben şimdi uygulamadan konumu güzel bir butik otel seçiyorum ve oraya gidiyoruz.”

Kendinden emin çıkan sesle Can’ın edebilecek bir itirazı kalmamıştı. Hoş, bir bakıma onun da aklına yatmıştı bu fikir. O lüks otellerden başka bir tatil anlayışı olmamıştı. Hem farklılıklar iyi değil miydi?
 
 

Devamı için tıklayınız.

 
 
Sıla Malik

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

3 Yorum

  • Cevapla Nimet Canbayraktar 14 Eylül 2020 at 12:51

    Sıla, hikaye çok güzel ama beklemek çok kötü.
    Bakalım neler olacak.
    Sevgiler

    • Cevapla Sıla Malik 14 Eylül 2020 at 13:47

      İnanın beklemeyi ben de sevmiyorum ama kavuşmayı beklemek de çok güzel 💜🥰😘

  • Cevapla Sıla Malik 14 Eylül 2020 at 13:51

     
    1 Hafta, Biraz da Kilometre öykümün dördüncü bölümüne SenVeBen’in Facebook sayfasında gelen yorumlar:
     
    1 Hafta, Biraz da Kilometre - 4 | Sıla Malik | SenVeBen Facebook Sayfası Yorumları | 01

  • Cevap Yaz

    Girne Antik Liman
    Girne Antik Liman
    Öykü: Umarım Bu Gece Öldürülmem | Yazan: Didem Çelebi Özkan