Sonbahardan Kalma Bir İstanbul Sabahı Yılın en soğuk zamanlarının olması gereken aralık ayında, bulutların arasından zaman zaman kendini gösteren güneş, kısa süreliğine de olsa insanın içini ısıtıyordu o sabah. Kış güneşinin keyfini doyasıya çıkartamadan apansız bastıran ani bir yağmur ve gri bulutlarla kararan sema…
Avukatın bürosundan çıkıp İstanbul’un Arnavut kaldırımları günümüze ulaşmayı başaran sokaklarından en varsıl olanına attığı ilk adımda derin bir nefes aldı. Sonunda, diye düşündü, sonunda nihai hamleyi yapmıştı. Beş yıl. Beş yıl boyunca kaç kere karar vermiş, kaç kere vazgeçmiş, kaç avukat bürosu görmüştü. Her…
Pozitif ayrımcılığı düşünüyordum geçenlerde. Vikipedi şöyle tanımlıyor: “Pozitif ayrımcılık, dezavantajlı gruplar herkesin rahatça kullanabildiği bazı hakları çeşitli sebeplerden dolayı kullanamayabileceği için; onlar ancak bazı özel birtakım haklara sahip olurlarsa çoğunlukla gerçekten eşit olma şansını yakalayabilecekleri düşüncesiyle yapılır.” Kadınlara iş hayatında ve bazı sosyal konularda…
“Geri çekil!” Bu cümleyle adam daha da çıldırdı. İki elini de vuracakmış gibi kaldırarak burun buruna kalacakları noktaya kadar yaklaştı. Sinirle bağırıyor, ellerini savuruyor fakat kadına değmiyordu. Kadın bir kez daha “Geri çekil!” dediğinde eliyle adamı itecek gibi yaptıysa da dokunmadı karşısındakine. Adam sonunda…
“Çocukla oynamayı bile beceremiyorsun. Ne hale getirdin; ağlamaktan içi dışına çıktı.” “Abartma. Erkek o! Adam gibi güçlü olmayı öğrenecek. Mıymıntı mıymıntı ağlaması asıl benim sinirimi bozuyor.” “Beş yaşında, beş!! Senin boğuşmak dediğin resmen dayak. Güya oyun!! Her oyununuzun sonunda çocuk ağlıyor. Babayla kaliteli zamanmış,…
Yaşamayı sürdürebilmek için ölümden sonra bir hayatın varlığına inanmaya ihtiyaç duymamız çok ilginç değil mi? Kibrimizden kaynaklanıyor tüm bu ölüm sonrası kurguları bence. Yok olacak olmayı, koca evrende öyle çok da önemli bir değerimiz olmadığını kabul edemiyoruz. Karınca öldükten sonra ruhuna ne oluyor, diye…
Yıllardır aynı konuda yazılmış o kadar çok hikaye okudum ve seyrettim ki ben de ters köşeden bir tane yazmayım diye düşünüyorum, ne dersiniz 😉 Kurtarıcı erkek kahramanlı binlerce hikayenin yanında skoru eşitlemez ama yazmaya kalksam şöyle bir öyküsü olurdu herhalde: Öncelikle hikaye gelecekte geçerdi.…
Kadın entellektüel ya da iş kadını ya da ne bileyim bakkal ise aynı anda seksi olmamalıymış gibi bir durum söz konusu. Eğer “artist” falan değilseniz bu seksilik durumu her zaman basit bir duruş gibi yargılanmaya çalışılıyor. Elbette her türlü yaptırıma isyan bayrağı açan ben,…
03:00 Tekinsiz bir saatte “sürpriz” addedilen bir yere doğru ilerlerken zihninden geçen “umarım bu gece öldürülmem” düşüncesi, kanındaki alkolün de etkisiyle korkudan çok heyecan duymasına neden oluyordu. Müdavimi olduğu gece kulübünde, henüz geçen hafta tanıştığı bu adamla muğlak bir yere doğru birkaç mil gitmişlerdi…
Bir süredir köşe yazıları yerine öykülere ağırlık vermiştim. Sadece yazmadan sakinleşemeyeceğim durumlarda bu köşenin başına geçiyorum son zamanlarda. Bu satırları okuduğunuza göre gene şalterimin attığını tahmin etmişsinizdir. Beni en çok çıldırtan konu da daima “kadın” sorunları. Eski yazılarımın birinde, bu konuda bu kadar hassas…
20:30 … Hayatımdan öpüşmeyi çıkarmak istemiyorum. Çıkarmak şöyle dursun, ben öpüşmeyi fazlasıyla seviyorum. Yaşadığımız her ne ise, bu tam zamanlı bir ilişkiye dönüşürse eğer tutkulusundan masumuna her türlü öpücüğe de Adios mu diyeceğim yani? Tanrım! Neden bir kere de normali bulmaz ki beni?! Sanırsın…
Son birkaç gündür ağlamaktan gözlerim şişti, ruhum paramparça… Üzgünüm, sinirliyim, korkuyorum, lanet ediyorum, çare arıyorum… En kötüsü de ne biliyor musunuz? Kadın, çocuk, hayvan, doğa katliamlarının suçlularının gerektiği şekilde cezalandırılmayacağını içimize işletmeleri, asıl terör bu aslında. Kendinde her hakkı gören adamlar tarafından öldürülmemek için…
Şeyma Subaşı’nın “Sadece Şeyma” kitabını yorumlamayan Cüneyt Özdemir’in YouTube videosunu izledim geçenlerde. “Kitap yorumluyorum” diye ortaya çıkan bir “gazeteci”ye yakışmayan üslubundan açıkçası hiç ama hiç hoşlanmadım. Okumak, takip etmek zorunda mısınız? Dünyada okunmaya kalksa ömür yetmeyecek sayıda edebi eser varken, siz “o” kitabı okumayı…













