– Hadi oğlum/kızım ye yemeğini. – Aç değilim anne. – Acıkmışsındır, ye. – Yeterince yedim, doydum artık. – Yok yok, bak iki kaşık daha ye. – Tamam. – Hava soğuk, bereni tak. – Sıkılıyorum bereden anne. – Söz dinle ama, atkını çıkarma hiç değilse.…
Bazı kavramlar var ki kelimelere dönüşüp dillerde dolaştıkça, anlamlarını yitiriyor. Bu kavramlardan biri de “empati”. Son yıllarda sürekli, dünyanın en büyük ihtiyacının empati olduğu; iş, aşk, aile, arkadaş ilişkilerinde huzur ve doyum için empatinin olmazsa olmaz olduğu söyleniyor. Buna rağmen insanların en büyük sorunlarının…
Yine bir mayıs ayının ikinci pazar gününe geliyoruz. Kutlanacak en güzel günlerden biri anneler günü. Her yerde yine renk renk bahar çiçekleri göreceğiz, yine itina ile süslenmiş hediye paketleri içerisinde, özenle seçilmiş hediyelerle karşılaşacağız. Sosyal medya “Anneler Günü” postları ile dolup taşacak. Herkes kendi…
“Kaygılı mısın?” sorusuna; “Yoo, ben hiçbir şeyden korkmam ki!” ya da “Evet, ben her şeyin kötüsünü düşünürüm hep, sürekli endişelenirim.” gibi cevaplar alabiliriz. Kaygı | Korku, Endişe Kaygı; korku, endişe, hatta bazen panik atak krizleri ile bile karıştırılıyor. Panik atak, hastalık bulgusu olmadan bedende…
Güzellik Göze, kulağa, ruha, iyi gelme hali… Hayatın gereği, insanın ihtiyacıdır güzellik ve bu yüzden her şeyin güzeli makbuldür. Hayatın güzeli, insanın güzeli, manzaranın güzeli, görüntünün güzeli, sesin güzeli, kokunun güzeli… Hatta hayalin bile güzeli şarttır, kimse aklından kötü bir şey geçiremez. İnsanın aklına…
Geçen hafta, affetmenin ve sınırının insan üzerinde etkisi ile ilgili yazmıştım. Affetmenin rahatlattığını ve özgürleştirdiğini söylemiştim.Peki bir de madalyonun ters tarafına baksak nasıl olur? Sonuçta hayatta karşıtlıklar hep var. Her zaman ve her durumda affetmesi gereken, üzülen, kırılan kendimiz miyiz? Sorunun dürüst cevabı istisnasız…
Bazı cümleler ne kadar kolay çıkar ağızdan…. “Sana vurana sen diğer yanağını uzat.” Gerçek hayatta, gerçek bir vuruşta ve ciddi bir can yanmasında, bu kadar kolay mıdır bunu yapmak?! Tabii ki değildir, hatta bir tek kolay değil demekle de yetinilmez. Mümkün değildir. Canı yandığında…
Ne kadar çok duyar ve kullanır olduk bu iki sözcüğü: Hayatlar ve Hayaller. Günlük hayatımızda, sosyal medyada sürekli karşımıza çıkıyor. Peki, ne şekilde çıkıyor? İki ucun karşılaştırmasını hicvederek. Böyle gelişigüzel ve hicvi olarak değil de biraz farkındalıkla bakarsak, işin “hayal” kısmında ne var? Mutluluk.…
“Aaaa telefonum evde kalmış.” “Anahtarım çantamda mı acaba?! “Arabanın anahtarını çantama koymuşum hiç farkında değilim.” “Ayy çocuğun okulda toplantısı vardı.” “Kimliğim burada mı?” “Kapıyı kilitledim mi acaba?!” “Fişi çekmişimdir heralde” Bu gibi cümleler tanıdık geliyor mu? Eminim geliyor. Peki bir an sakin sakin düşünürsek,…
İnsan olmanın gereği, olmazsa olmazı. Her olay, her insan, her nesne iç dünyamızda bir şeyler uyandırıyor ve nefes aldığımız sürece uyandıracak. Hissetmekten asla kaçamayız ama bazı duygular vardır ki bunu hissettiğimizi kimseye söyleyemeyiz, kendimize bile itiraf edemeyiz, adeta utanırız hislerimizden. Bu gibi duyguların belki…
Geçenlerde dergilere göz gezdirirken, bir moda haberinin başlığı dikkatimi çekti. “Küskün Renkler Birarada.” Renkler ve küskünlük. Beraber kullanılamayacağı düşünülen renkler, “küskün” olarak dökülmüş satırlara. Başka bir dilde de böyle bir ifade kullanılır mıydı diye düşündüm kendi kendime. Sonra gerçek adı Mimoza Pudica olan çiçeğin…
Yıl 1857 New York’ta bir dokuma fabrikasında, tekstil işçisi kadınların, çok ağır çalışma şartlarına karşın çok düşük ücret almaları nedeniyle greve çıkması ve fabrikada çıkan yangına rağmen 129 işçi kadının fabrikaya kilitlenerek hayatını kaybetmeleri… Bu olay nedeniyle aslında bir anma günü olan 8 Mart,…
Her gün yeniden uyanıyorsun bu hayata. Kafanda bir çok soru, sorun, korku, umutla. Bazı günler daha az düşünüyorsun bütün bunları, bazı günler çok daha fazla ama bugünlerin hepsi senin günün ve bu senin hayatın. “Hayatının mimarı olmak” “Hayatının dümenine kendin oturmak” “Özgür iradeye sahip…













