Yol boyunca hiç gözünü kırpmadı. Cama vuran yansımasını izlerken hüzünlü görüntüsü içini acıttı. Seneler sonra kasabasına dönüyor olmak onu, peşini hiç bırakmayan geçmişiyle bir kez daha hesaplaşmanın eşiğine getirmişti. Ama artık dönüşü olmayan bir yolda olduğunun farkındaydı. Aniden karar verip, gecenin bir yarısı biletini…
Rüzgar var deli gibi esiyor, yoksa arabayı kullanan o mu, ama daha bilmiyor ki kullanmayı, hem ehliyeti de yok, ne yapıyor bu kız, durdursam mı, hızla uzaklaşıyor, rüzgarı da almış arkasına, “dur, dur lütfen,” bu tarafa mı bakıyor, evet evet biraz daha yüksek bağırmalıyım,…
Hava sıcaklığı 35 dereceyi bulmuştu, yüzünden aşağıya soğuk terler akmakta ve Osman ayakta durmakta zorlanmaktaydı. Çok geçmeden yere yığıldı. Yakınından geçmekte olan bir taksinin şoförü aniden frene bastı, arabasını yolun karşı kenarında durdurdu. Aynı anda, Osman’ın düşüşünü görmesiyle kulağındaki kulaklıkta yüksek sesle dinlediği müzikle…
Yaşlı kadın, ağır adımlarla koltuğundan kalktı, camın önüne gidip perdeyi açtı, sokağı izledi bir müddet. Beklediği vardı, gelmesini ümit ettiği, yolunu gözlediği. Boş sokak hevesini biraz kırdıysa da umudunu canlı tutmak istiyordu. Usulca perdeyi geri kapattı, yine yavaş adımlarla mutfağa gitti. Fırına attığı böreğe…
Nasıl olabilirdi bu, anlayamıyordu, bu kadar düşük bir not nasıl alabilirdi? Fakat bu yeni gelen öğretmenin öğretme şekli de soru soruşu da çok farklıydı. Başarılı olmaya o kadar alışıktı ki, şimdi şaşkın ördeğe dönmüştü. Ablası geldi bir an aklına, “onun hiçbir konuda mükemmel olma…
Soğuk bir geceydi, insanı ürperten bir ayaz vardı. Banu arkadaşıyla buluşmuş, hoş bir gece yaşamış, eve dönüyordu. Aslında akşam dışarıda plan yapmak pek adeti değildi. Başka şehirde yaşayan arkadaşı bir günlüğüne oradaydı, gitmeden Banu’yu görebilmek için çok ısrar etmişti. Banu uzun zamandır evde yalnız…
Yine bir sabahın alacakaranlığında uyandı ve her zamanki koltuğuna oturdu. Güneşin doğuşunu izlemeyi gününün güzel geçeceğinin işareti bellemiş; olur da gün aydınlandıktan sonra uyanırsa huysuzluğu alışkanlık edinmişti. Gönül hep sevdi alışkanlıklarını, zararı olduğunu bildiklerini bile. Hepsi onun parçasıydı, hepsi kendisiydi.…
Gecenin ilerleyen saatlerinde tüm mahalle en derin uykularının içinde kaybolmuş kendilerini aramakta iken, Banu yatağının sıcağından sıyrılmış; kanepede cenin gibi büzülmüş yatmaktaydı. Ona neler olduğunu kendisi de anlamıyordu; tek bildiği şu an sanki dünya dursa, o ölüp gitse, yaşam bitse, umurunda bile olmazdı. Bir…
Dünya ile ilk tanışması, soğuk bir kış gecesinde oldu. O gecenin ayazını andıran havalardan birinde Semra, annesi ve anneannesi ile saatlerce süren mutfak masası sohbetlerinden bir diğerine başlamış, kendi zaman yolculuğunun başlangıcının ezbere bildiği detayları anlatılırken aheste aheste anılarda geziniyor, yaşamla geçici de olsa…









