Bursa ve Ben

Küçük Emrah’tan Bu Yana Değişen Birşey Yok

22 Ocak 2018

Çok kasvetli oldu diye neredeyse yayınlamaktan vazgeçeceğim bir yazı, geçenlerde okunma rekoru kırdı, şok oldum. Anlıyorum artık Türkiye’de neden devamlı dizilerde bu kadar dram var 😉 Ağlamayı seviyoruz biz milletçe…

Bense nefret ederim; televizyon ya da sinemada film seyrederken veya kitap okurken ağlamaktan. Türkiye’de gişe rekoru kırmış bazı filmleri sırf bu yüzden gidip, seyredemedim. Çünkü biliyorum, film boyunca herkesten çok ağlayacağım, komedi filmlerinde herkesten çok güldüğüm gibi, sonunda da o salondan perperişan çıkacağım. Gerek var mı? Yok, bence.

Sinema neyse ama asıl şu dizileri hiç anlamıyorum. Bir dram, bir dram, sorma gitsin. İyiler hep sürünüyor. Acı, haksızlığa uğrama hat safhada. Adalet duygusu fazla yüksek biriyim ve katlanamıyorum bu tarz senaryolara. Senaryo demişken, böyle kağnı hızında ilerlemeseler belki gene seyredebilirim de. Senede bir yanımdaki biri seyrediyor diye baktığım bir dizinin, sanki bütün bölümlerini seyretmişim gibi, konusunu yakalamak beş dakikayı bile almıyor.

İnsanları güldürmek, ağlatmaktan zordur

Her sezon beş on tane dram dizisi yayına girerken, şöyle iyi bir komediye, bir ya da iki tane rastlarsınız, o da belki. Televizyona ayırdığım o birkaç saatte ruhumun iyice kararmasını değil, biraz rahatlamayı, eğlenmeyi istiyorum. “Hayat hiç de devamlı mutluluktan ibaret değil, gerçeklerle yüzleşmek gerekiyor” diyorsanız, “işte” derim “tam da bu yüzden bunları seyretmiyorum.” Kimsenin hayatı devamlı güllük gülistanlık değil. Yaşamın kendisi bir sürü trajedi barındırıyor zaten. Ne diye bunlara biraz daha ekleyip, bir de televizyon karakterlerinin yaşamını dert edineyim? Eskinin Tarık Akan, Gülşen Bubikoğlu, Türkan Şoray, Ediz Hun, Emel Sayın’lı romantik komedilerini hala seyrediyorum. Entrika yerine saflığın, aşkın, umudun olduğu senaryoları. Ve hâlâ bu filmlerden inanılmaz keyif alıyorum. Geçenlerde çocuklarla günlerce Hababam Sınıfı serisini seyrettik. Ardından Kemal Sunal’ın başka filmlerini. İnanılmaz sevdiler. Şimdi evde İnek Şaban’ın, Damat Ferit’in, Güdük Necmi’nin repliklerini tekrarlıyorlar. En çok da; “Hocam, Hababam Sınıfı da olsak Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi’ni ezbere biliriz.” diye geziniyorlar. Ve artık ilkokul ve ortaokullarda ezberletilmesi zorunlu olmayan İstiklal Marşı’nı ve Gençliğe Hitabe’yi kendi arzularıyla ezberliyorlar…

Bir yanda bir zamanlar “Eşşoğlueşşek” dediği için sansüre uğrayan Kemal Sunal, diğer yanda bu gün, karısı ve metresiyle mutluluk tabloları çizen mafya dizileri… Anlayamıyorum gerçekten 😐

Peki, niye seviyor Türk milleti bu entrika dolu dizileri bu derece, düşünmemek de elde değil. “Bak benden kötü durumda olanlar da var. Halime şükür.” demek için sanırım. Hangi dizide psikopat bir kaynana var, bilin ki o dizi, o sezonun birincisi 😳 Görebiliyorsunuz mantığını, öyle değil mi 😉

Güçlü her daim haklı

Kötü olanın bir de üstüne güçlü olduğunu seyretmek sinirimi bozuyor benim. Haklı olanın güçlü olması gerekmez mi? Oysa bize devamlı haklı olanın süründüğünü seyrettiriyorlar. Neden? Hayatında sana yapılan haksızlara daha iyi katlan, adaletsizlikle baş etmeye kalkma diye, içten içe beynimizi yıkıyorlar.

Bu saçmalıkları seyredemem ve biliyor musunuz eskinin tek kanallı döneminde değiliz. Önümüze ne konursa onu seyretmek zorunda ise hiç değiliz. Mucizevi bir icat var: Internet 😝 Bugünün, geçmişin, dünyanın diğer bir ucundaki bir yapımın her karesine ulaşmak mümkün artık. Evde günlerce televizyonu açmadığım oluyor. İlgimi çeken pek birşey yok orada ne yazık ki. Ne seyretmek istiyorsam tabletten seyrediyorum. Ruhumu, algımı kirletmeyen, adaletsizliğe boyun eğmeyi düşündüren değil umutla geleceğe bakmamı sağlayan yapımları seyrediyorum. Size de tavsiye ederim…

Sevgiler

Didem Çelebi Özkan

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

2 Yorum

  • Cevapla Hande Sönmezerler Sinan 22 Ocak 2018 at 11:15

    Kesinlikle aynı fikirdeyim. Üstelik dizi dediğin 50 dakikada bitmeli, sinema filmi gibi hayatımdan 3 saat çalmamalı. Ayrıca bundan dolayı senaryolar çok da negatif ve maalesef gereğinden fazla uzun çünkü kanalların amacı Reyting ile reklam pastasından pay kapmak. Ama bu düzen böyle sürmeyecek, şimdiden belli. Internet hakikaten nimet. Kendi adıma yabancı dizi haricinde dizi seyredemiyorum çünkü bu diziler 45-50 dk içinde derdini anlatıyor, zaten anlatmak zorunda ve bundan dolayı da senaryolar daha başarılı, titiz, zamandan tasarruflu ve kendini tekrar etmeyen özgün senaryolar. Üstelik artık bazı diziler yaşanan her olayı sorguluyor ve sorgulatıyor bu şekilde seyirciyi eğitip bağ kurduğu gibi sorgulamasını da öğretiyor. Bundan dolayı maalesef Türk filmi de seyredemiyorum…

  • Cevapla Ilgın Cenkçiler 24 Ocak 2018 at 23:55

    Bir de günümüz dizilerinde araçlar, mekanlar, evler fazlasıyla lüks ve bunlara ulaşmak çok kolaymış gibi gösteriliyor. Bu da gerçek hayatta mutsuzluğa, tatminsizliğe sebep oluyor 😔

  • Cevap Yaz