Satır Arası

Hayat Hikayesi

11 Ocak 2019

Hayat Hikayesi
Her insan ayrı bir hayat, her hayat ayrı bir hikaye. Hergün yeniden başlıyor aslında hikaye. Her günün sonunda tekrar gözden geçir hikayeyi. Hikayenin bu bölümü nasıldı? Neler yaptın? Elbette tek başına değildin, iletişim içinde olduğun insanlar vardı; insansın ve herkesle etkileşim içinde geçirdin günü. Sen etkiledin gördüklerini, konuştuklarını bir şekilde ve etkilendin gördüklerinden konuştuklarından.

Kimlerdi bugün etkilendiğin insanlar? Dün de hikayedeler miydi? Ve yarın da olacaklar mı? Tüm bunları düşün ve karar ver, hangileri senin hikayende olmayı hak ediyor?

Hayatımız ve İnsanlar

Evet hayatımızı gözden geçirdiğimizde, etkileşim içinde olduğumuz ilk 5-10 kişi bizim yaşam kalitemizi çok etkiliyor. Bu yüzden, bu dünyada mutlu yaşamak ve buradan mutlu ayrılmak istiyorsak, hayatımızda kimlerin ne kadar olacağına çok dikkat etmemiz gerek.

Arkadaşlarımızı, dostlarımızı seçerken, sürekli şikayet eden, hayatı hep eleştiren, hayatı sürekli nazlanarak yaşayan insanlardan uzak duralım çünkü bu karakterdeki insanlar, yaydıkları enerji ile bizi sürekli aşağı çekerler. İletişim yoğun olunca, etkileşim de çok olur. Onların duygularını farketmeden içselleştiririz ve davranışlarımız, hayata bakışımız değişir, hayat zorlaşır, kısaca hikayemizin tadı kaçar.
Bu yüzden önce kendimizi ve kendi sınırlarımızı bilmemiz gerek. Negatif enerjiden etkilenme sınırı herkes için farklıdır, sınırımızı bilip aşılmasına izin vermeyelim. Kimlerin yakınımıza, mahrem alanımıza yaklaşabileceği sadece ve sadece bizim elimizde. Çok iyi tanımadan, her karşımıza çıkanla özelimizi paylaşmak, bir anda samimi olmak, ileride pişmanlık getirebilir.

Gelgelelim, hikayede seçebildiklerimizden sonra, seçemediklerimize. Ailemiz, iş arkadaşlarımız, komşularımız seçemediğimiz ama bizi çok etkileyebilecek hikaye karakterleri. Hadi negatif komşularla da aramıza mesafe koyduk, pek samimi olmadık, selamlaşma seviyesinde kalabildik diyelim; aile fertlerinden ve iş ortamında birlikte olduklarımızdan kaçmak imkansız. İşte bu noktada yine sınırlarımız belirgin şekilde devrede olmalı çünkü farkında olmasak da çoğu zaman kimin bize nasıl davranacağını biz kendimiz belirliyoruz. Biz olumsuz ortamı istemediğimizi belirtirsek kolay kolay kimse bizi olumsuzluk içine çekemez. Açık sözlü ama yumuşak dilli olmak öğrenebilen bir yetidir.

Özgür “HAYIR”

“Hayır” demeyi bilelim. Bunun için, katı, kaba, nobran olmamız gerekmiyor. Evet bazen çok zor ama, “hayır” derken de tatlı, yumuşak ses tonunu kullanabiliriz. Yakınlarımız bize herhangi bir yerde bulunmayı zorunlu tutuyor olabilir bazen, ama biz buradan tatlılıkla ayrılmayı bilelim. Belli bir farkındalıkla, bunu yapamayanlar da bir yerden başlamalı. İlk denemelerde başarılı olmayabiliriz ama denemeye devam edelim. Başkalarına söyleyemediğimiz her “hayır”ı aslında kendimize söylüyoruz. İsteklerimize, hayallerimize, özgürlüğümüze, özümüze “hayır” diyoruz. Bu haksızlığı kendimize yapmayalım. Asla bencillik değil bu denemeler, bencil olmayalım ama bize karşı da bencil olunmasına ışık tutmayalım.

Yaşam bir Muhasebedir

Yaşamın her alanında, farkında olmadan, bir hesap yaparız. Gayet tabiidir ki, harcamadan kazanamayız. Emek harcamadan iş olmaz, bedelini ödemeden başarı gelmez, ücretini ödemeden herhangi bir nesneye sahip olamayız. İnsan ilişkilerinde de fedakarlık yapmadan, dostluk ya da evlilik olmaz; fakat sınır burada da önemlidir. Tercihlerimizin artılarını, eksiklerini hep biliriz derinlerde bir yerlerde ama bazen açıkça söyleyemeyiz bunu. İşimizin, eşimizin, arkadaşlarımızın, bizden aldıkları da vardır, bize kattıkları da. Muhasebeyi açıkça yapmaya cesaret ettiğimizde bazen bir bakarız ki, ödediğimiz bedeller, kazanımları çoktan aşmış, biz pişman olmuşuz ve artık yapabilecek bir şey kalmamış.

İŞTE TAM DA BU YÜZDEN HERGÜN GÖZDEN GEÇİR HİKAYEYİ.

Bugün “hayır” diyemediklerine yarın de, bugün enerjini çalan olduysa yarın topla kendini ve bir daha izin verme, bugün gereksiz kişileri yakınına kadar almış olsan da yarın yapma bunu. Sert ve katı olma. Yüzünde gülümsemeyle yap bunları.

Günlük hikayeler güzelleştikçe, hayat hikayesi mutlu sonla biter.

Nalan Erpolat

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

6 Yorum

  • Cevapla Didem Çelebi Özkan 11 Ocak 2019 at 08:35

    “Başkalarına söyleyemediğimiz her ‘hayır’ı aslında kendimize söylüyoruz.” Ne kadar da doğru. Üstüne üstlük kendimizden bu kadar verirken o ‘hayır’ diyemediklerimize de yaranamıyoruz.
     
    Bu kelimenin sihrini anladığımdan beri, her ‘hayır’ dediğimde kendime gülümsüyorum. Ne kadar da rahatlatıcıymış yapmak istemediğin şeyleri yapmamak 🙃 Herkese tavsiye ederim, kuş gibi hafifliyorsunuz.

    • Cevapla Nalan Erpolat 11 Ocak 2019 at 17:13

      Hafiflemek lazım, hayat gereksiz ağırlıkları yüklenemeyecek kadar kısa.😘

  • Cevapla Ahmet Yonca 11 Ocak 2019 at 08:53

    Sayın Hocam, yazdığın hikaye kısmının ekseriyetinde bahsetmişdin ki, bastan şinas ile ahvali ahirin ibabesinde bir hayat nüzul olmuş ise, bunda medar-ı ibret vardır. Siz de şahsi meseleniz ile ifham etmek isteyip, başka meşgaleleri istişrab kalkışmamışsınız. Hayır, yani “Vuku bulmama, Bahşetmeme” gibi maalifler bize fayda sağlayacaktır.
     
    Umarım vechimi ifade edebilmişimdir.
    Çok güzel bir hikaye idi.
     
    Sevgiyle
     
    (Biliyorum, fakat bugün 1800’lü yıllarda hissediyorum kendimi 😁)

    • Cevapla Nalan Erpolat 11 Ocak 2019 at 17:14

      😃

  • Cevapla Esat Öğütveren 11 Ocak 2019 at 14:42

    Hayır diyorsun, hop hop hooop değiş tonton, başka formda , soğuyup ısıtılıp tekrar önüne konuyor. Sonunda evet demesen de, nalet olsun, tamam her neyse diyorsun.
     
    Bir de iletişimin hepten kesildiği anlar var, ana baba, yar, yetişkin, çocuk her kimse, atsan atılmaz satsan satılmaz olanlardan. Taş var kalplerinin yerinde sanki. Sen üzülüyorsun, şekilden şekile giriyorsun, her ne ise durum, onlarda tık yok. Ne yapmak, nasıl anlatmak lazım, hayat devam ediyor, zaman azalıyor, fırsatlar kaçıyor. Sabır diyorsun sabır, taşacak bir gün altındaki negatif enerji azalmazsa, kaynayan süt gibi. Yakacak her kim etraftaysa. Sonra böyle bir yazı çıkıyor okuyorsun, müteşekkir kalıyorsun yazana, sana uyan kısımlarından yararlanmaya çalışıyorsun. Ateşi kısıyorsun taşmak üzere olan sütün altında ve hayat devam ediyor.

    • Cevapla Nalan Erpolat 11 Ocak 2019 at 17:20

      Ne güzel ifade etmişsiniz, o arada kalmışlığı. Sütü taşırmadan, yanında olanları kırmadan, koşulabilir hayallere. Kimse üzülmesin tabii ama SİZ DAHİL…😀

    Cevap Yaz