Bir Katre Hayat

Öykü Severlere Öneriler

9 Şubat 2019

Öykü Severlere Öneriler
Hepimizin tozlu sandıklara gizlediği; içinde hüznü, sevinci, umudu barındıran anıları vardır. Biz bu anıları karanlık tozlu dehlizinden çıkartıp güneşte parlatıp, şöyle şık bir “hikaye” esvabıyla insanlara anlatmak isteriz. Lakin bir türlü cesaret edemeyiz. Çünkü malum hikaye yazmak güç iştir; sabır ister, özen ister, dile yetkinlik ister. Mamafih hikaye yazmak öyle kendine yazar diyen her babayiğidin harcı değildir.

Öykü yazmak, yazın sanatının en zor kolu bence.

İyi öyküler okumak için oldukça seçici davranırım ben. Öykü, tıpkı köpüklü kahve içmek gibidir benim için. Kısalığı kıvamında olmalı, çabuk biterse damağımı yakar; uzun sürerse soğur lezzeti kalmaz. Üslup, telve gibidir. Üslup ağır, ağdalı ise telve dile dokunur zevk vermez; çok sade, katmanlı değilse kıvamı tutmaz bu sefer de tat vermez. Velhasıl leziz, okkalı bir kahvedir dileğimiz. Aslında kahve bahane, öyküyle gönlü meşk etmektir arzuhâlimiz.

Eğer siz de benim gibi “Kahve bahane güzel kardeşim,” diyerek şahane öykü ile meşk etmek isterseniz size öykü üzerine bazı önerilerim olacak elbette. Ama öncelikle iyi bir öykü nasıl olmalı bunun üzerine biraz konuşalım ne dersiniz?

Hikaye yazmak; leziz bir şarap yapmak gibidir aslında.

Zihninizde filizlenen fikirler zamanla olgunlaşır; kelimelerin muntazam dizilmesiyle salkım salkım cümlelere dönüşür. Ama sizin bunca salkımın arasında en güzellerini seçip, onların da özüne ulaşmanız gerekir. Seçtiğiniz her bir cümleyi sentaks (söz dizimi), semantik (anlam bilimi) presinden geçirip; karanlık zihin mahzenine uzunca bir süre yatırmanız gerekir. Elde ettiğiniz leziz şarap (öykü) içimi (okunuşu) kolaymış gibi görünse de çok katmanlı bir tat (anlam) sunuyorsa size; bir kadehe (öyküye) sızan, sizi mest eden büyü nedir diye düşündürüyorsa sizi; bilin ki elinizdeki sabır gerektiren emekle elde edilmiş, zamanın beşiğinde dinlenmiş nadir bir şaraptır (öyküdür). Aman dikkat edin ilk yudumda (satırda) çarpar, bitiminde ise sizi sarhoş eder. Ve en kötüsü bu lezzetin üzerine alelade bir şarap (öykü) damağınızı bir daha asla teskin edemeyecektir.

Öykülerin en önemli özelliklerinden biri de “dil”dir.

Usta bir yazarı dili kullanışı bakımından ben bir örümceğe benzetirim.

Örümcek, vücudunda depoladığı yoğun kıvamlı bir sıvı sayesinde ipek böceğinin ipeğinden bile ince, çelik telden bile daha dayanıklı ve esnek ipek lifler elde eder ve ağını sabırla bu liflerle örer. Örümcek gidiş gelişlerle ağın iskeletini meydana getirir ve iskeletin çevresinde dairevi halkalar yaparak ağı tamamlar.

Tıpkı örümceğin vücudunda depoladığı yoğun kıvamlı sıvı gibi, yazar da yoğun mesai harcayarak gerçekleştirdiği çok yönlü okumalarla, ayrıntıları yakalayan gözlemlerle dimağını zenginleştirir, bunlardan damıttığı bilgilerle, duygu ve hayal dünyasını harmanlayarak özgün bir dil üslubu elde eder. Bunca emekle ve özenle oluşan dil üslubu ipek böceğinin ipeğinden bile incedir çünkü asıl güzellik, dilin zengin olanaklarını zarif bir yetkinlikle bir araya getirebilmektedir. Aynı zamanda bu üslup, çelik gibi de dayanıklıdır çünkü üzerinde düşünülerek, dilin kuralları ve olanakları bir dilbilimci titizliği ile göz önünde tutularak gerçekleştirilir.

Hikaye metni; her bir kelimenin, ses ve yapı unsurlarına, cümlelerin yapı ve anlam özelliklerine dikkat edilerek kuyumcu titizliğiyle defalarca gözden geçirilerek, muazzam bir örümcek ağı gibi örülür.

En son aşamada örümcek, ağın ortasına avını yakalamak için spiral ve yapışkan bir tuzak kurar. İşte ağa düşen av bu bölüme yapışır. Yazarın da özenli ve özverili dili ile kurguladığı efsunlu dünya tam bir tuzaktır okuyucu için. Biz, edebiyata meraklı meftun okuyuculara da emekle örülmüş hikayelere bir av gibi yakalanmaktan gayrı çare kalmaz maalesef.

Malumunuz hikayenin tarihçesine baktığımızda üç tür hikaye ile karşılaşırız.

Batı dünyasında hikâyeye bugünkü anlamda ilk edebi kimlik kazandıran, İtalyan yazar Boccacio’dur. XVI. yüzyılda yazdığı “Decameron” adlı eseriyle ilk hikâye örneğini vermiştir. XVIII. yüzyılda Voltaire bunu geliştirir. Rönesans’ın etkisiyle de XIX. yüzyıl edebiyatının en yaygın türü olmuştur. Fransız yazar Alphonse Daudet ve Guy de Maupassant kendi adıyla anılan “Maupassant Biçimi Hikaye (Olay Hikayesi)” hikayecilikte bir dönüm noktası başlatmıştır. Daha sonra Ünlü Rus yazar Çehov; “Hikâyede asıl olan ‘olay’ değildir. Hikâye, sona erdiği zaman her şey bitmiş değildir. Hikâye, asıl bundan sonra başlıyor,” diyerek kendi adıyla anılan “Çehov Tarzı Hikaye (Durum Hikayesi)“ akımını başlatmıştır. Değişen zamanla öykü anlayışı da değişmiş 1920’lerde Kafka’nın başlatmış olduğu “Modern Hikaye Anlayışı” önem kazanmaya başlamıştır.

Peki “Ben öykü okumayı çok seviyorum lakin iyi bir öykü okuyucusu olmak için kendimi geliştirmek istiyorum ama nereden başlayacağımı bilemiyorum.” diyenler var mı aranızda?

Bu konuda size nacizane önerim öncelikle hikayenin tarihçesini takip etmekle işe başlayın.

Maupassant’ın, Çehov’un ve Kafka’nın hikayeleri ile yola çıkabilirsiniz. Daha sonra bizim edebiyatımızda bu türlerin önemli temsilcileri ile tanışın. Türk edebiyatında olay hikayesinin temelini Ömer Seyfettin, Refik Halit Karay, durum hikayesinin temelini Sait Faik Abasıyanık ve Memduh Şevket Esendal atmıştır. Lakin Sait Faik’in yeri bende bambaşkadır.

Sait Faik, sıradanlığın edebiyatını yaratmış, sıradanlığın estetiğini keşfetmiştir. Sait Faik, ruhu ve kalemi yaramaz çocuk gibidir. Ne kaideleri hiçe sayan ruhu, ne de kurallı cümleye itaat etmeyen kalemi uslanmıştır. Şanı, şöhreti, parayı-pulu elinin tersiyle itip, bir balıkçının sofrasına ilişivermeyi, denize yakın köprü altlarında sokak çocuklarına dost olmayı seçmiştir mutlulukla… Bir balık misali kaybolmuştur insan denizinde, onu denizde boğulmak değil de insanlar arasında boğulmak korkutmuştur her daim. Ama arzuladığı gibi yaşamıştır, özgürlüğe kanat çırpan kuşun kanadından izlemiştir alemi müstehzi bir gülüşle.

Modern Hikaye’ye gelindiğinde bizim yazarlarımız da çağdaşlarından hiç de alta kalmazlar.

Füruzan, Bilge Karasu, Leyla Erbil, Oğuz Atay, Vüsat O. Bener, Tomris Uyar, Ferit Edgü, Cemil Kavukçu modern hikayenin önemli temsilcileridir. Bu yazarların hikayelerini okuduğunuzda gerçek hikaye okumanın lezzetini duyarsınız.

Dünya edebiyatında önemli hikayecileri nasıl okuyabilirim bunun yol haritasını nasıl çıkarırım diye kara kara düşünüyorsanız size harika bir önerim var.

Murathan Mungan metis yayınları için yaptığı hikaye derlemeleri ile size bir yol haritası çıkarmış bile. 16 nadide erkek yazarın öykülerinden oluşan “Erkek Hikayeleri” gerçekten titizlikle hazırlanmış bir seçki.

Erkek Hikayeleri | Yazarlar

– Cesare Pavese
– Henry Miller
– Vladimir Nabokov
– Bernard Malamud
– John Cheever
– Raymond Carver
– Alberto Moravia
– Hanif Kureishi
– Truman Capote
– Charles Bukowski
– Paul Bowles
– J.L. Borges
– Milan Kundera
– Bernhard Schlink
– Kazuo Ishiguro
– Ernest Hemingway bu kitapta hikayeleri yer alan önemli yazarlardır.

“Erkeklerin bağımsızlık merakları, serüven tutkuları, sevgi gereksinimleri, sahiplenme istekleri, bağlanma korkuları, toplumsal rolleri ve birlikteliğin tuzaklarından kalkarak çoğaltılabilecek nice durumun yarattığı iki cins arasındaki ezeli sorunlar içinde sıkışıp kalmış hikayeler…

‘Bu da erkeklerin hikayeleri,’ diye okunabilir bu kitap ya da erkeklerin nasıl gördüğü, nasıl hissettiği, nasıl yaşadığı ve nasıl anlattığı üzerine olan bu hikayeler için “bir de erkeklerden dinleyelim bakalım,” denebilir. Yazarların yalnızca erkeklerden seçildiğine bakılırsa, ‘erkek yazarların hikayeleri’ diye de yorumlanabilir.”

kitabın önsözünde ve arka kapağında Murathan Mungan’ın bu sözleri yer alıyor.

Murathan Mungan’ın Metis Yayınları için yaptığı hikaye derlemelerinin bir diğeri de; “Erkeklerin Hikayeleri”nin devamı olan “Kadınlığın 21 Hikayesi”dir. Kitapta 21 farklı yazar tarafından yazılmış 21 farklı kadın öyküsü yer almaktadır. Bu özel seçkide 7 erkek, 14 de kadın yazarın öyküsü mevcut.

Kadınlığın 21 Hikayesi | Yazarlar

– Margaret Atwood
– Ingeborg Bachmann
– İtalo Calvino
– Roald Dahl
– Hanif Kureishi
– Doris Lessing
– Katherine Mansfield
– Gabriel Garcia Marquez
– Elsa Morante
ve birçok önemli öykü yazarı kitapta yer alıyor.

Seçkide kadınlara biçilen anne, eş, nine, sevgili, evlat, metres, arkadaş, eğitici, besleyici rollerine ve bu roller minvalinde kadınların toplum içinde yaşadıkları sömürüye, hayal kırıklıklarına, isyanlarına, kabullenmişliklerine dair çarpıcı hikâyeler mevcut.

Öykü, her ne kadar kendisi kısa bir yazı türü olsa da üzerine yazılacaklar hiç de kısa değil maalesef. Ben öykü severler için küçük bir girizgâh hazırlamak istedim. Bu girizgâh kapısından girip uçsuz bucaksız öykü deryasında derinlere dalmak elbette sizin ilginiz ve bilginiz nispetinde daha çoook yol alacaktır. Ben de bu bitimsiz yolda azimle yürüyen yolculardan olmaya devam edeceğim.

Başta ne demiştik? Bu uzuuun yazı bahane. Güzel öykülerle meşk etmektir emelimiz, bu emele ortak gönüllere nacizane önerilerdir gayemiz, hikayenin hak ettiği değeri görmesidir temennimiz.

Şenül Korkusuz

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

8 Yorum

  • Cevapla Didem Çelebi Özkan 9 Şubat 2019 at 10:07

    Listelere bayıldım 😍 Öykü okumak isteyenler için harika öneriler olmuş. Tam da Boccaccio’nun Decameron’unu okuduğum dönem, yazıda onun da adının geçmesi inanılmaz mutlu etti beni.
     
    Sadece ufak bir endişem oldu. Öykü yazma standartlarını o kadar yüksek tutmuşsun ki bu, yazmaya hevesi olanları biraz korkutup, geri adım atmalarına neden olur diye endişe ettim. Bu yüzden ben de kendimce bir not iliştirmek istiyorum yazıya:
     
    Pratik olmadan mükemmele ulaşılmaz. Yazın. Yazdıkça dilinizin güçlendiğini göreceksiniz. Ve kim bilir belki bir gün Şenül’ün bahsettiği yetkin üsluba sahip olabilirsiniz 😉

    • Cevapla Şenül Korkusuz 9 Şubat 2019 at 11:21

      Elbette deneyerek, yanılarak öğrenilir hikaye yazmak. Aslında benim önerim okuyuculara yönelikti daha çok. Belli bir yaşa gelince okunacak onca güzel kitap varken vasat olanlarla vakit kaybetmek istemiyor insan. Doğru seçimlerle okumak insana zaman kazandırıyor. Ama senin de belirttiğin gibi yeni yazmaya heves edenler yılmadan çok çok çok yazarak yetkin bir yazar olabilirler. 😍😘

  • Cevapla Zeynep Mete 9 Şubat 2019 at 11:01

    Yazı için teşekkürler, muhteşem olmuş. İzin verirsen bir kaç küçük öneride de ben bulunmak istiyorum:
     
    Öykü yazmak isteyenler; elbette çok okuyun, yazma denemeleri yapın, fakat mutlaka iyi bir gözlemci olun. Her ne olursa olsun; bir durum, bir kişi, bir olay,… gözlemleyin. Bunlar sıradan şeyler de olabilir. Örneğin bir taşın,bir kalemin, bir silginin, bir çiçeğin öyküsünü anlatmayı da deneyin. Önemli olan neyi anlattığınız değil nasıl anlattığınızdır. Gözlemlediğiniz durumlar için notlar alın ve onları sık sık okuyun, farklı cümlelerle yeniden ifade etmeye çalışın. Bir öykücünün en büyük hazinesi notlarıdır..

    • Cevapla Şenül Korkusuz 9 Şubat 2019 at 11:23

      Gerçekten çok doğru öneriler teşekkür ederim.😊

  • Cevapla Beril Erem 10 Şubat 2019 at 00:34

    Kitap önerilerine gerçekten bayıldım 🙂 Hem çok yerinde ve hem de çok zengin.
    Bunun için ben de çok teşekkür ederim.
     
    Şöyle eklemelerim olabilir benim de, özellikle kendim çok faydasını gördüğüm için önermek istiyorum:
     
    + Sait Faik Öykü Ödüllerinde 1955’ten günümüze ödül kazanan öykücülerin bir öykü antolojisini çıkarıyor Yapı Kredi Yayınları. Kitabın Adı: İnsanlar içinde bir insan. En son 2012’de baskısı yapıldı, sonraki yıllar için yeni öykücüler eklenip yeni baskı yapıldı mı bilmiyorum ama gerçekten harika bir eserdir.
     
    + Yusuf Atılgan (Özellikle atölyelerde hem Yusuf Atılgan’ın hem de Leyla Erbil’in öykülerinin çözümlemesi çok yapılır.)
     
    + Nurdan Gürbilek (Bütün kitapları, Metis Yayınları ana yayıncısı)
     
    + Jale Parla, Don Kişot’tan Günümüze Roman (Bu da bence yazan insanın mutlaka edinmesi gereken bir kitap)
     
    + Ronald B.Tobias, 20 Master Plots – Tüm zamanların 20 ana Olay Örgüsü, bunun Türkçe çevirisi olmayabilir ama üzerine yazılmış bir sürü akademik makale var.
     
    +Berna Moran, Türk Romanına Eleştirel Bir Bakış
     
    Ve evet dediğin gibi öykü yazmak edebi türlerin içinde hakikaten en zor olanı.
     
    O nedenle ben de atölyelerde çok değerli hocalarımın benim kulağıma küpe olan önerilerini burada yazmak isterim,
     
    + Beş duyunuzu yazma farkındalığı ile kullanın. Bunları da mutlaka yazarak kelimelere dökmeye çalışın.
     
    + Her yazarın yanında mutlaka ve daima taşıdığı küçük bir karalama defteri ve kalemi olmalı. İlhamın nerede ne zaman geleceği belli olmuyor çünkü.
     
    + Bol bol TDK Sözlüğe bakın. Kelimelerin doğru! yazılışlarını öğrenin.
     
    + Okuduğunuz öykülerin çözümlemesini yapın. Karakter, olay örgüsü… Kurmacanın haritasını çıkarın.
     
    + İyi öykücülerin öykülerindeki ilk paragrafı alın ve gerisini siz nasıl tamamlardınız? Bunu çalışın.
     
    Tekrar çok teşekkürler ☺️

    • Cevapla Şenül Korkusuz 10 Şubat 2019 at 12:08

      Ben de gerçekten çok teşekkür ederim. Önerilerinizin çoğunu okudum ama YKY’nın öykü seçkisinden haberim yoktu. Bu kitap beni çok heyecanlandırdı, umarım baskısı bitmemiştir hemen alacağım. Ayrıca öykü üzerine tespitlerinize de katılıyorum. Yazımda belirttiğim gibi öykü çok derin bir mecra ne söylesek hep bir şeyler eksik kalacak öyle değil mi?
       
      Sevgiler…

      • Cevapla Beril Erem 11 Şubat 2019 at 00:37

        Şenül, öyle güzel anlatmışsınız ki…. Mutlaka eksik noktaları kalacaktır zira dipsiz bir kuyu gibidir ve aynı zamanda da tadına doyum olmaz edebiyatın.
         
        Keşke bir dost meclisinde bir araya gelebilsek de saatlerce şu meşkimizin edebi tellerini titretebilsek:)
         
        Öpüyorum çok, sevgiyle…

        • Cevapla Şenül Korkusuz 11 Şubat 2019 at 17:06

          Ah keşke keşke nasıl isterdim o meşk 😍 Ben de öpüyorum. Sevgiler…

    Cevap Yaz