Nereden Nereye?!

Kültür Cümbüşü

15 Nisan 2019

Yazı: Kültür Cümbüşü | Yazan: Verda Ovadya
Kendi ülkesinde yaşamayan bir çok kişi, yaşadığı yerde eminim her gün farklı konuda kültür şoku geçiriyordur. Giyimden yemeğe, yemekten konuşma şekline, konuşmadan partileme şekillerine ve daha bir çok konuda yaşanan şoklar. Bazen bu şoklara güler, eğlenirsin; bazen ise gözlerin patlayana kadar ağlamak istersin. Taa ki mevcut duruma alışana kadar (tabii alışabilirsen). İstanbullu Gelin Süreyya bile İstanbul’dan Bursa’ya geçince bocalamış; ülke degiştirenler ne yapsın, değil mi yani?!?

İsrail’de Olduğum Yıllarda Yaşadıklarımdan Bazı Örnekler

Mesela bir cafeye gittiniz. Sipariş vermek için garsonu çağırdınız. Geneli zaten okulu yeni bitirmiş, askerlik öncesi uzun seyahatlerine gidebilmek için para biriktirmek amacıyla çalışan genç delikanlılar ve hatunlar. Masana gelip siparişini almak için masaya oturanı da gördüm, ayaklarımın oraya çöküp kucağında tuttuğu deftere not alanı da… Türkiye’de olsa bu, o garson zaten işe hiç alınmaz da, hadi es kaza alınmışsa bile anında uçan tekme ile kapı dışarı edilir. Ama İsrail’de bu çok doğal ve hatta sempatik karşılanıyor.

Garson diye adlandırdığımız ama aslında garsonluktan uzak bu kişilerin konuşma tarzına da alışmak vaktimizi aldı tabii. “Buyurun, ne arzu etmiştiniz gibi?” kibar, nazik cümleler yok. “Evettt, ne istiyorsun?” cümlesi onlar için gayet doğal. Sen ilk zamanlar acaba sipariş vererek ayıp mı ediyorum garsona filan diye de suçluluk hissedebiliyorsun. Aslında ülkenin genelinde rahat bir konuşma tarzı var. Mesela okulda öğrenciler, öğretmenlerine ismi ile hitap edip “Sen” diyorlar. Mr, Mrs, öğretmenim, siz… Bunlar yok. Böyle bir beklenti de yok zaten.

Patronlara Hizmet Eden, Çay/Kakve Getiren Bir Çalışan Yok Şirketlerde

Yaşı kaç olursa olsun, şirketin sahibi işini bırakıp, mutfağa gidip kendi kahvesini kendi yapıyor. İlk gördüğümde hem inanamamış hem de çok hoşuma gitmişt bu. Ne güzel ast-üst ilişkisi yok bu ülkede demiştim ama bir limit de olmalı değil mi kardeşim? Limitlerin olmadığı durumlar da gördüm.

Taşınalı 2 ay olmuş, İsrailli bir firmada işe başlamış, mutlu mesut gidip geliyorum ofise. Patronlar iki ortak, yaşları 60-65. Ofiste son 20 yıldır çalışan, benden çatlak olmasın bir ithalat müdürü bayan var. 65 yaşlarındaki patron mutfağa gelip kahvesini yaptı, yerine dönerken de ithalat müdürüne “X dosyasını alıp odama gel,” dedi. Şahsen ben Türkiye’de çalışırken X lafını duyduğum an zaten X dosyası elimde olurdu. Tamam itiraf ediyorum okul kırar gibi iş kırardım ama ofiste olduğum zamanlarda da iyi çalışırdım.

Neyse…

Bizim ithalat müdürü, açık ofis olan herkesin herkesi duyabildiği o ortamda, patrona aynen şunu söyledi; “Şu anda gelemem, çünkü çişim var. Çişimi yaptıktan sonra da yemek yiyecegim. Bitince gelirim.”

Tuvalet kelimesini bile ayıp sayıp bunu lavaboya çeviren bir kültür olarak; patronuna çişimi yapacağım demesine mi yoksa adamı 2 saat bekletmesine mi daha çok şok olayım o an karar veremedim ama asıl başka bir şeye şok oldum!! Bu cümleye ve bu duruma hayretler içinde kalan sadece BENDİM! Diğerleri için bu o kadar normal bir durumdu ki… Sanırım ilk kültür şokumu orada yedim ben.

Taşınmamızın üzerinden bir iki ay geçmiş, Tel Aviv’de bir havuzdayız.

O zamanlar 1 yaşlarında olan kızım Talya’ya biberon hazırlamam gerekiyor. Canım kocam kendini feda ederek havuzun büfesine gidip biberon için sıcak su istedi. Uzun bekleyiş sonucu eline kaynar su verildi Alon’un. Alon da anlatmaya çalışıyor ki bu su kaynar, bunu veremem çocuğa, oda sıcaklığındaki su yeterli olacaktır. Adam anlamasına rağmen anlamamazlığa gelir, Alon sinirlenmeye başlar. Sırada bekleyen bir kadın, Alon’a acır ve yardım eder. Kadın İbranice bağıra bağıra ama sakin bir tonda (sinirleri alınmış bir şekilde) bir şeyler söyler adama ve adam da çok cool bir şekilde “Tabii hemen,” der ve oda sıcaklığındaki suyu anında Alon’a verir. Alon, kadına döner ve benim söylediğimden farklı ne dedin adama acaba diye sorar. Kadın der ki “Tamamen aynılarını söyledim ama bunu bağırarak yaptım ve bağırırken de asla sinirlenmedim. Ben Fransa’dan İsrael’e göç edeli tam 20 yıl oldu ve bu sistemi öğrendiğimden beri de bu ülkede rahat ettim.’”

Gerçekten de sonraları yaşadıkça gördük ki Türkiye’deki tatlı dil yılanı bile deliğinden çıkarır durumu geçerli değilmiş İsrail’de. Çok kibar olana bu ülkede mama yok, biraz bağırmak çağırmak şart ki doyasın. Haa yapabildin mi bunu diye sorun.. Tabii ki hayırrr. Aaaa yalan olmasın sadece bir kez yaptım.

Alon’un Vertigo Hastalığı Baş Gösterince, Ben de Tırnaklarımı Gösterdim ve Başarılı Oldum.

Doktor tarafından vertigo teşhisi konduktan sonra, tedavi için özel bir yere gitmesi gerektiği söylendi Alon’a. Sürekli de seyahat ettiği için o zamanlar, bir an evvel tedavisi yapılmalıydı. Aradım randevu için, durumu anlattım ve “Acil” dedim. Bu aciliyet üzerine tammm 3 ay sonraya randevu verildi. İşte o an dedim ki “Senin zamanın da geldi Verda. 4 yıldır bu ülkedesin! Haydi, ya şimdi ya hiç.”

Yıllar evvel havuzun büfesindeki kadın aklıma geldi ve aynen onun dediği gibi muhteşem (!) İbranicemle sakin tonlamarla biraz bağırıp biraz da çığırarak ortaya karışık bir şeyler sundum ve karşımdaki sekreter beni 1 dakika beklettikten sonra “Tamam yarın sabah 8.00’de gelsin kocan,” dedi. Kendimi adeta zafer kazanmış hissediyordum. Verilen taktik demek doğruymuş. 3 ay sonraya verilen randevuyu ertesi sabaha çevirtmiştim. Kendimle büyük gurur duydum o an.

İsrail’de Kavga Dövüş Halletttiğn Kıbrıs’ta Sakince Hallolur.

Biz sanırım arayı bulamadık. Ya her şey hır gür, kavga dövüş ya da çok sakin. Kıbrıs’ta her şey buralıların da dediği gibi “Siga Siga” yani yavaş yavaş. Adamlar sakin, aceleleri yok, huzur hakim, “Hallederiz Abi” modu mevcut. Buranin kültürü de bu.

Yani diyeceğim şu ki gittiğin yerde her türlü kültüre hazır olmalısın. Biz şansliyiz ki ailece kolay adapte olabiliyoruz değişikliklere. Dünya da öyle bir yer haline gelmedi mi, sınırlar kalkmadı mı zaten? O yüzden yaşanan bu değişimlerin adı artık kültür şoku değil de kültür cümbüşü. Ne kadar cümbüşün içine girersen o kadar güçlü o kadar kendi kendine yeten ve bir o kadar da cesur olursun. Yeni nesilin zorlukları farklı olacak; o yüzden çocuklarımızı bu cümbüşe hazırlama vaktidir. Hazırlayalım ki hayatın tadını çıkarsınlar her türlü renkle.

Verda Ovadya

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

5 Yorum

  • Cevapla Didem Çelebi Özkan 16 Nisan 2019 at 08:06

    Canım benim, herkesin harcı değil gerçekten birbirine bu kadar zıt kültüre adapte olabilmek. Yazdıklarını okurken biz gülüyoruz da yaşarken senin pek gülmediğine eminim 😉
     
    Öperim güzellik 😘😘

    • Cevapla Verda Ovadya 24 Nisan 2019 at 21:38

      Canımsın… Öyle böyle, tecrübe ede ede geçiyor günler yıllar vallahi…

  • Cevapla Pınar Sude Genç 17 Nisan 2019 at 00:24

    Okuması çok keyifliydi. Kaleminize sağlık.

    • Cevapla Verda Ovadya 24 Nisan 2019 at 21:39

      Çok teşekkür ederim 🙂

  • Cevapla Nihan Deveci 6 Haziran 2019 at 23:51

    Değişik kültürlerden bilgi almayı severim.
     
    Teşekkürler.

  • Cevap Yaz