Biraz Kitap

Cebi Delik

8 Ekim 2019

Kitap: Cebi Delik | Yazar: Paul Auster | Yorumlayan: Hülya Erarslan


Cebi Delik | Paul Auster

Paul Auster’ın çok kitabını okumuşum gibi hayat öyküsünü aldım, okudum. Merak ettim ay. Aslında kitabın adı ilgimi çekti desem. Onlarca kitabı olan bir yazarın nasıl cebi delikmiş?

Cebi Delik

Epey cebi delikmiş. Çeşitli işlere girmiş çıkmış. Ama pek kazanamamış. Gemide çalışmış bir ara. Bir ara çeviriler yapmış. Oyun tasarladığı bir dönem var. Masa oyunu olarak oynanabilen beyzbol oyunu icat etmiş, patenti ve satışı konusunda bir sürü kişinin kapısını da çalmış, dalga bile geçilmiş, sonuç… Olumsuz. Neticede caymış ama epey zamanını ve parasını da götürmüş bu umut. Bu oyun işini de tutkusu olduğundan falan değil para kazanmak için yapmış. Oyun tutarsa eline toplu para geçer de rahatlar diye düşünmüş.

Bir de sinema deneyimi olacakmış az kalsın. Bir sinemacı onu filmde oynatmak istemiş, ama Paul Auster kabul etmemiş.

Ailesinin Durumu

Ailesinin durumu iyiymiş aslında Paul Auster’ın. Fakat babasının eli sıkıymış, annesi ise harcama yapmaktan çekinmezmiş. Aslında annesi har vurup harman savuran biri değilmiş ama babasının gözünde bu harcamalar çokmuş. Bu nedenle anne ve babasının arası bozulmuş:

“Bence önemsiz olan para konusunun nasıl olup da aralarını öylesine bozduğunu bir türlü anlayamazdım.”

Diyor ama sonra anlıyor. Evleniyor. Karısı ile birlikte çeviriler yapıyorlar hiç durmadan. Dışarıda başka işler yapsalar da aynı parayı kazanabilecekken bu işi yaparak kendilerini daha özgür hissettiklerini düşünüyorlar. Ama yazar bugünden bakınca o kadar da özgür olmadıklarını görüyor.

Yazarlık

Gelelim Auster’ın yazarlığına.

Çok kitap okuyormuş. Aynı zamanda yayınevlerinde çalışmış. “Artık kitaplardan söz etmek değil, kitapları yazmak istiyordum” diyor.

Bir dedektiflik romanı yazıyor. Okuduğu diğer dedektiflik romanlarını taklit ederek yazdığını da gizlemiyor. Ancak bu kitap basılmıyor. Heves ve özgüven kırıcı şekilde reddediliyor.

Yazarlık arzusu varmış ama bunun para kazanılabilecek bir iş olduğunu düşünmüyormuş:

“Öteden beri tek arzum yazı yazmaktı. Daha on altı-on yedi yaşlarımdayken bu hevese kapılmıştım ama hiçbir zaman ekmeğimi bundan çıkarırım diye de kendimi aldatmamıştım. Yazar olmak, doktor ya da polis olmak gibi bir meslek seçimi değildir. Yazarlıkta seçmekten çok seçilmiş olursun ve başka bir işe yaramayacağın gerçeğini de bir kez kabullenince, ömrünün sonuna kadar uzun, çetin bir yolda yürümeye hazırlıklı olman gerekir. İlahların gözdesi durumuna gelmedikçe (vay haline bunu bekleyenin) yazdıkların hiçbir zaman geçimini sağlayacak parayı getirmez ve eğer başını sokacak bir yer, açlıktan ölmeyecek kadar aş istiyorsan, faturaları ödemek için başka işler yapman gerekir.”

Ancak Paul Auster artık “ilahların gözdesi” durumuna geldi denebilir herhalde.

Saygılarımla,
Hülya Erarslan

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

Yorum Bulunamadı

Cevap Yaz