Genç Kalemler

Neredesin?

18 Ekim 2019

Öykü: Neredesin? | Yazan: İlayda Varol

Beş yaşındaki bir çocuğun hikayesi bu. Aç değil, susuz ya da evsiz değil. Peki, neden acıklı bir hikâyeye başlar gibi başladım? Çünkü en yakın arkadaşını daha küçücükken kaybetti.

Çok utangaç biri olduğumdan pek fazla arkadaşım yoktu. İnsanlarla konuşmak istiyordum. Ama fazlasıyla çekingen biriydim. Bir gün birisi yanıma geldi.

Elinde iki tane oyuncak bebek vardı.

“Çok yalnız gözüküyordun. Beraber oyun oynayalım mı?” diye sordu.

Şaşırmıştım. Ama haklıydı. Yalnızdım. Ve bu durum canımı çok sıkıyordu. İçinde oturduğum kum havuzuna ellerimi daldırarak, “Tamam, olur” dedim. Kum havuzunda o iki bebekle evcilik oynadık. Bana bütün bir gün o kum havuzunda geçmiş gibi geldi. Ama aslında sadece iki saat oyun oynamıştık. Annem eve dönmem için bana seslenince arkadaşım bir anda ortadan kayboldu. Galiba kaçmıştı.

Onunla aynı anaokulunda değildik. Aynı binada da oturmuyorduk. Ve hatta aynı sokakta da yaşamıyorduk. Onu sadece parkta, kum havuzunda, elinde iki oyuncak bebekle beni beklerken görebiliyordum.

Zaman geçtikçe onunla çok yakın arkadaş olduk.

Adının Alexa olduğunu öğrenmiştim. İnanmadı ama bu benim en sevdiğim isimdi. Adımın hep Alexa olmasını istemiştim. Benden sadece bir yaş büyüktü. Yetişkinlerden korkuyordu. Bunu, annem beni her eve çağırdığında hemen ortadan kaybolmasından anladım. Bu da beni çok üzüyordu. Çünkü onu annemlerle ve babamlarla tanıştırmayı çok istiyordum. Ne de olsa o benim en yakın arkadaşımdı. Aslına bakarsanız, tek arkadaşımdı.

Her gün okuldan sonra parkta buluşuyorduk. Onunla ve o iki bebekle evcilik oynuyorduk. Epey bir zaman geçmişti. Anaokulu bitmiş ilkokula başlıyordum. Ama o hiç büyümüyordu sanki. Boyu, saçları, ağzı, gözleri onu hep ilk tanıdığım günkü gibiydi. Bir süre sonra dayanamayıp sordum; “Merak ediyorum, bana doğum gününü söylemedin ve hiç büyümüyorsun. Mantıken dokuz yaşında olmalısın. Ama hiç dokuz yaşında göstermiyorsun.Hala ilk tanıştığımız zamanki gibisin, neden?”

Bana, bir rahatsızlığının olduğunu ve bu nedenle büyüyemediğinden bahsetti.

Böyle bir hastalıktan hiç haberim yoktu doğrusu. Onu üzdüğümü fark ettim ve pişmanlıkla sarıldım.

Sonraki günlerde, sırf onunla daha fazla vakit geçirmek için, okuldan geldiğim gibi giysilerimi bile değiştirmeden kum havuzuna koşuyordum. Ve onu her gün orada beklerken buluyordum. Elinde iki oyuncak bebekle. Ama sonunda ödev yapmak için eve gitmek zorunda kalıyordum. Bu nedenle az görüşebiliyorduk.

Bir gün hiç ödevimiz yoktu. Ben de sonunda onunla daha fazla oyun oynayabileceğimiz için mutluydum. Parka doğru koştum. Tüm gün boyunca o iki bebekle oyun oynadık. Sonra annem eve gelmem için seslendi ama ben oyun oynamaya devam ettim. Bir daha seslendi. Duymazlıktan geldim. Sonra bir daha. Bu sefer cidden duymadım. En sonunda annem parka gelip, bana sinirli sinirli yaklaştı.

Sinirden ayaklarını yere vuruyordu.

Alexa çok korkmuştu. Ve koşmaya başladı. Ben arkasından “Alexa!!” diye bağırdım. Annem ayaklarını yere vurmayı kesip, şaşkınlıkla “Alexa da kim?” diye sordu. Ben ona cevap vermeden Alexa’nın peşinden koştum. Alexa’ya yetiştiğimde sokağın başına varmıştı bile. Kaldırıma atladı. Ben diğer kaldırımda ona bakıyordum. Aklıma tek arkadaşımı kaybetme olasılığı geldi. Hızla karşı kaldırıma geçmek için yola fırladım. Ve bana doğru hızla gelen arabanın fren seslerini duydum.

Araba duramadı.

Çarptı.

Gözlerimi açtığımda hastanedeydim. Hastanenin beyaz ve ilaç kokulu duvarlarında birini arıyordum. Şık ve robotik görünümlü hastane yatağımda doğruldum. Etrafa göz gezdirdim. Odanın kapısı açıktı. Annemin ağlayışlarını, babamın doktora bağırışlarını duyuyordum. Doktordan yeterince hıncını alamayan babam, bu kez anneme yöneldi, “Neden ona dikkat etmedin? Neden yolun ortasına atladı? Neden peşinden daha hızlı koşup ona yetişmedin!?”

Ama benim aradığım kişi orada değildi. Alexa yoktu.

Onu bir daha görmedim.

Alexa gitmişti.

Onun yerine soru işaretleri gelmişti.

O iki bebekli tatlı arkadaşım neredeydi? Nereye kaybolmuştu? Onu neden bir tek ben görebilmiştim? Ve artık neden göremiyordum?

Kum dolu havuzun içine tek başıma oturdum ve onun duymasını dileyerek sordum;

“Neredesin?”

İlayda Varol

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

2 Yorum

  • Cevapla Hande Aktürk 18 Ekim 2019 at 18:18

    Harika……

  • Cevapla Ilgın Cenkçiler 19 Ekim 2019 at 16:56

    Çookkk sevdim 🦋

  • Cevap Yaz