Robotizma

Bilirkişi Değilim

13 Mayıs 2020

Yazı: Bilirkişi Değilim | Yazan: İlayda Duman

Önümüz yaz ve birçok kişinin geleceğini belirleyecek olan bir sınav yaklaşmakta. Yeni adıyla YKS. Üniversite sınavına hazırlandığım dönem bu sınavın adı değiştirildi ve farklı bir sisteme giriş yapıldı. 2017-2018 güz dönemi başladığı günden itibaren tam olarak dört kez sınav sisteminde değişiklik yapıldı. Konular çıkartıldı, eklendi, zamanı değiştirildi ve daha birçok değişime uğradı. Haliyle dönem başlamadan önce okulların ve dershanelerin (ki onların da ismi defalarca değişti) yapmış olduğu ders programları da dönem içerisinde yeni sisteme göre değişmek zorunda kaldı.

Herkesin kafası karıştı, en çok da biz öğrencilerin.

Dönem başında basılan kaynaklar yeni sisteme uygun değildi. Öğretmenler de bu yeni sisteme yabancı oldukları için ellerinden geldiğince öğrencilere yararlı olabilecek yeni kaynaklar hazırlamaya başladılar.

Herkes gergindi.

Gelecek olan sınavın ve soru tarzının değişikliği soru işaretlerine sebep olmuştu. Yeni sistemin yarattığı stresle başa çıkmak için birçok tavsiye dönüyordu etrafta. Ben de her öğrenci gibi sınav sistemi değişmeden evvel oldukça motive bir şekilde çalışmalarıma başlamıştım. Her şey yolunda gözüküyordu, ta ki ablamdan o mesajı alana kadar…

“Bir şey söyleyeceğim ama panikleme.”

Babamın Almanya gezisinde kalp krizi geçirdiğini ve 5 gündür yoğun bakımda yattığını bu mesajla öğrenmiştim.

Okulda teneffüsteyken olduğum yere çöktüm ve bir süre şaşkınlığımı o şekilde yaşadım. Babamdan anneme gelen son ses kaydında “… kızımı da öp benim için” diyordu. Annemle ablam, babamın yanına gitti gideli ses kaydını başa sarıp sarıp dinliyordum. Dünyam başıma yıkılmıştı. Geleceğimi belirleyecek olan sınav senemde böylesine bir acıyla baş başa kalmıştım.

Sınavı önemsemiyordum artık. Benim için tek önemli olan babamın bana geri dönmesiydi. Babam bana geri döndü fakat o artık eskisi gibi değildi. %98 zihinsel engelli olarak yaşamına devam etmek zorundaydı. Hastalığının başlarındaki hırçın tavırlarından dolayı kendi ellerimle onun gücüne karşı koymaya çalışarak ağlaya zırlaya yatağa bağlardım kendisini. Sağlığında, şaka bile olsa, el kaldırmayan babam, artık her fırsatta bir fiske indiriyordu, tabi ki bilinçsiz olarak.

Bir kız çocuğunun kahramanı olarak gördüğü babasının bu hale düştüğünü görmek anca başına gelen kişiler tarafından anlaşılabilir.

Böyle bir dönemden geçerken bile okuldan ve derslerimden kopmadım. Uykusuz kaldığım ve derste uyuyakaldığım zamanlar oldu ama hocalarım durumumdan haberdar oldukları için bu konuda bana tolerans gösterdiler daima.

Bürünebileceğim en melankolik halime bürünmüştüm o zamanlar. İnsanları kendimden uzaklaştırıyordum çünkü mutlu hallerini kıskanıyor ve halime daha çok üzülüyordum. Bir iki eski ilkokul arkadaşım dışında kimseyle iletişimim yoktu neredeyse.

Anlayacağınız üniversite sınavına böylesine zor bir durumun içindeyken hazırlandım.

Evden dışarı yalnızca okula gitmek için ve babamın doktor kontrolleri için hastaneye gittiğimizde çıkardım. Hayatımın bu döneminde en büyük motivasyonum babam oldu. Onu gururlandırmayı istiyordum ve uykusuz da olsam dersi derste dinleyip verdikleri testleri elimden geldiğince çözmeye çalışıyordum. Aklım sürekli evde kalmasına rağmen akşam etütlerine kalırdım.

Bir şekilde üniversiteyi kazandım.

Mühendislik için gerekli sıralamayı yapmıştım. Babamın durumu daha iyiye gidiyordu fakat tercihler açıklandığında annemin yükünü hafifletmek adına 1 sene okulumu dondurdum. Bir daha sınava hazırlanmanın verdiği stresi yaşamaktansa en kötüsünden de olsa bir üniversitede okuyup kendimi mümkün olduğunca geliştirmeye çabalamak daha kolay bir yöntem olarak görünmüştü gözüme ve açıkçası hiçbir zaman bunda pişman olmadım. Okulumu, yaşadığım şehiri ve orada tanıştığım yeni arkadaşlarımı seviyorum.

Ben bir bilirkişi değilim.

Size bu dönemki sınavda stresle nasıl başa çıkacağınızı söyleyemem fakat benim izlediğim yöntemi anlatıp sizi kendi yolunuzu bulabilmeye teşfik edebilirim.

2020 yılı hiçbirimiz için kolay geçmiyor. Ben sınava hazırlandığım dönemdeki gibi yine eve tıkıldım ve sizler de öyle. Belki içinizden birinin ailesinde Covid-19 ile mücadele eden bir veya birden fazla birey vardır. Siz de bunun telaşıyla belki de kafanızı toplayamıyor ve sınavınıza odaklanamıyorsunuzdur ve inanın eğer öyleyseniz sizi çok iyi anlıyorum.

Üstüne bir de sınav tarihlerinizle oynandı. Herkes hastalık kapmamak için mücadele ediyorken sizi, henüz ortadan kalkmamış bir salgının ortasında erken sınav yapmak istiyorlar. Buna karşılık integral, organik kimya gibi sayısaldan bölüm seçecek arkadaşların üniversite hayatında büyük önem arz eden konulardan muaf edildiniz. Bu sizin için altın tepside sunulan bir fırsat fakat unutmayın ki sizin belki de bitirmediğiniz ve muaf olmadığınız konuları dönem başında bitirmiş olan rakiplerinizin o konular üstünde daha fazla pratik yapma şansı doğdu. Bunu sizi strese sokmak veya acele hareket etmeye zorlamak için söylemiyorum. Sadece bu dönemi iyi değerlendirmeye çalışmanız gerektiğini anlatmaya çalışıyorum.

Ben sınava 3 ay kala sıkı çalışmaya başlamıştım. Hiçbir şey için geç olmadığının belki de nadir örneklerindenimdir. Zorluk seven birisiyim. Hangi durumun içinde olursam olayım insanların buna şaşırması için düze çıkmak adına kendimi her türlü zorlarım.

Anneme bu dönemde sık söylediğim bir cümle vardı; “Ben bir şekilde hallederim.”

Kendinize olan güveninizi yitirmediğiniz ve akıllı çalıştığınız sürece üstesinden gelemeyeceğiniz sorun kalmayacaktır. Kendinizi dinleyin. Bu dönemde bu çok önemli. Birisiyle değil kendinizle dertleşin. Dışardan belki deli gibi görünürsünüz fakat sizi en iyi anlayacak kişi yine kendinizsiniz.

Kötü bir durumun içinde bulunduğum her dönem yazı yazarak sanki kendimle mesajlaşıyormuşum gibi yaptım. Ne istediğimi ve ne için bu yolda olduğumu anlamamı sağladı.

Bazen de içinde bulunduğum durumu resim çizerek ifade etmeye çalıştım ve o resimler hâlâ odamdaki panoda asılılar. Resimler, yazılardan daha önce göze çarpar her zaman ve ne zaman çizimlerimi görsem ne kadar yol katettiğim gözlerimin önüne gelir. Geriye dönüp baktığımda aştığım engellerin benden daha büyük olmadıklarını görürüm.

Herkes varoluşsal sancılar çeker sınav döneminde.

Ben neden yaşıyorum?
Benim bu hayatta bulunma amacım ne?
Neden bu sınava girmek zorundayım?

Bu gibi sorularla yaşantısını sorgulayan insanlar görürsünüz. Benim düşünceme ve gözlemlerime göre kendinizi ifade etme yönteminizi bulduğunuzda varoluş sebebinizi de buluyorsunuz veya yaklaşıyorsunuz. Ben daha sık yazı yazmaya başladığımda ve yazdıklarımı resme dökmeye çabaladığımda yaşadım o farkındalığı. Siz de belki bir kamerayla bir şeyler çekerek, şarkı söyleyerek, el işi yaparak, bir enstrüman çalarak kendinizi ifade edebiliyorsunuzdur ve belki de henüz bunun farkında değilsinizdir. Bu yüzden bir hobi edinmek benim bakış açıma göre daima önemli bir noktada durur.

Hobi, zaman geçirmek ve kafanı boşaltma aktivitesi olması bir yana o işle ilgilenirken zihninizin sizinle konuşmasını da duyabildiğiniz en sakin anları size sunar. Bir keresinde sudoku öğrenmeye çalışmıştım ve öğrendim de. Sudoku benim aşırı düşünmekten kaçış noktamdı. Sudokudan evvel voleybol ile düşüncelerimden kaçardım çünkü aşırı düşünmek sizi anksiyete krizlerine sokabilir.

Hayatı hep dolu dolu geçiren birisi oldum. Tenis oynadım, Yüzmeye gittim, cimnastik yaptım, resim yarışmalarına katıldım, balık tutmaya gittim, bisiklet sürdüm, ahşap boyadım, örgü ördüm, kitap okudum, enstrüman çalmayı öğrendim, yabancı bir dil öğrendim, yurt dışına gittim, voleybol oynadım, yoga yaptım… Daha bir sürü şey size sayabilirim.

Bunların çoğunu imkanım olduğu için yapabildim kolaylıkla fakat benim de imkanımın olmadığı zamanlar oldu ve kendi imkanımı yarattım.

Sınava hazırlanmalısın voleybol kulübüne yollamıyoruz seni artık, dediler fakat ben voleybol oynamış ve benim gibi bırakmış olan insanlar bulup ortak bir spor salonunu saatlik kiralayıp voleybol maçlarına katıldım. Piyano koyacak kadar geniş bir evimiz olmadığı için telefondaki uygulamalarla veya piyanosu olan tanıdıklarımı ziyarette her fırsatta öğrenmeye çalıştım.

Up uzun olan bu lafların kısası, Atatürk’ün de dediği gibi;

“Muhtaç olduğumuz kudret, damarlarımızdaki asil kanda mevcuttur!”

Bataklıktan çıkıp yeniden doğan bir milletin soyundan geliyoruz. Acıyı benimseyip ona karşı koymak da bizim elimizde. Yenilgiyi kabullenmemek ve sonuna kadar savaşmak kanımızda var. O kudreti bulacağınızdan eminim.

Sınava girecek olan herkese başarılar diliyorum. Klasikleştiğinin farkındayım fakat unutmayın ki dünyanın sonu değil bu sınav. Hepimiz aynı zorlukla mücadele ediyoruz bu dönem ve inanıyorum ki her şey gibi bu da geçer, güzel günlere kudretli bir giriş yaparız.

Kim bilir belki dünyayı bile kurtarırız 🙂

İlayda Duman

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

4 Yorum

  • Cevapla Sıla Malik 13 Mayıs 2020 at 16:08

    Kafamın karışıklığı, yalnız olmadığımı bildiğim hâlde bazı anlarda paniklemekten kaçamayışım. Şu an sınava hazırlanırken en çok bunları yaşıyorum.
     
    Korku var elbette, gelecek için hayallerim var fakat yazınızı görmek bir nebze de olsa rahatlamamı sağladı. Hiç geçmeyecekmiş gibi gelen dönemde zorlukları aşmış birinin tecrübelerini okumak benim de bunları atlatabileceğimi, atlatmam gerektiğini hatırlattı. Ayrıca böylesine zor bir süreçten geçerken sergilediğiniz güçlü ve kararlı duruşa hayran kaldım. Kendimde uzun zamandır arayıp ucundan kıyısından yakalamaya çalıştığım bir durum kendileri.
     
    Tatlı bir sürpriz de Isparta’da yaşadığınızı öğrenmem oldu. Anne tarafından Ispartalı olduğum ve üniversite için tercih etmek istediğim güzel şehrimde aynı dergide yazarlık yaptığım kişileri görmek çok güzel. Umarım bir gün gerçek hayatta da tanışma şansımız olur.
     
    Kendi hikâyenizi paylaştığınız ve zor gibi görünen bu sürecin atlatabileceğini hatırlattığınız için çok teşekkürler. 💕🌸

    • Cevapla İlayda Duman 13 Mayıs 2020 at 17:58

      Rica ederim ve teşekkür ederim güzel yorumun için. Eğer birgün yollarımız kesişirse sizinle tanışmaktan büyük mutluluk duyarım. Umarım sınav kaygını yenmenim bir yolunu bulursun. Ben sınav için girdiğim sınıfa adım attığım anda bile çok rahattım. Herkes sanki 3 saat boyunca oturmayacakmış gibi içeri girdikleri dakikadan itibaren sıralarda oturup sınavın başlamasını bekliyorlardı. Ben ise camdan dışarı bakıyor ve alabildiğim kadar oksijen alıyordum. Uykum açılsın diye sürekli gidip gelip yüzümü yıkıyordum. Gözetmen hocalarla sohbet ediyordum. Sınava ondan korkmadığını göstermek gerekir. Böylece herkes telaş ile son dakikalarda sayfaları çevirirken sen soğuk kanlılıkla zaten sınavını dakikalar önce bitirmiş olursun. Güzel haberlerini bekliyor olacağım. ❤️

  • Cevapla Pınar Sude Genç 15 Mayıs 2020 at 10:33

    İlayda ablacım merhaba,
     
    Yazıyı okurken, sergilediğin o güçlü duruşa, motivasyonunu diri tutmayı başarmana gerçekten hayran kaldım.
     
    Yazın bence bu yıl sınava gireceklere güzel bir motivasyon sağlayacaktır 🎈 Değerli anlatımın için teşekkürler <3

    • Cevapla İlayda Duman 19 Mayıs 2020 at 07:51

      Merhaba Pınar,
      Teşekkür ediyorum ve umarım dediğin gibi herkese ihtiyacı olan motivasyonu sağlar anlattıklarım <3

    Cevap Yaz

    Girne Antik Liman
    Girne Antik Liman
    Öykü: Umarım Bu Gece Öldürülmem | Yazan: Didem Çelebi Özkan