Varlık Sancısı

Her Şeyin Teorisi

17 Haziran 2020

Yazı: Her Şeyin Teorisi | Yazan: Hüseyin Küçükkelepçe

“Bir akıl hastanesi sakini dünyayı tüm detaylarıyla çizme misyonunu üstlenmiştir. Resme bir yerden başlamak zorundadır, bunun için bulunduğu akıl hastanesinin bahçesini seçer. Bir süre sonra bahçeyi betimleyişinden son derece memnun bir haldeyken resminde bir şeyin eksik olduğunu fark etmesiyle keyfi kaçar. Resimde kendisi yoktur! Hatayı düzeltmek için hemen resme kendini de ekler fakat daha o anda resmin hâlâ tamamlanmadığını keşfeder. Çünkü hâlâ resmin dışındadır! Kendini resimde çizmiştir ancak kendisi -resmi çizen gerçek ressam- resme katılmayı beklemektedir. Hemen yanlışı düzeltir ve resme tuvalinin başına geçmiş bir ressamı dahil eder. Düşünüp düşünüp durdukça dehşet içerisinde resmin hala tamamlanmadığını ve daha da kötüsü asla bu işi bitiremeyeceğini fark eder…”*

Teorik Fizikçiler İşsiz Kalacak

Metaforik hikayemizde geçen dünyanın kusursuz resmini fizikçilerin peşinde olduğu Her Şeyin Teorisi, akıl hastanesinde tedavi olan deliyi de sürüden farklı düşünebilen biri olarak anlamlandırmak mantıkla çelişmiyor.

Her Şeyin Teorisi, derken fiziksel kuvvetleri tek bir denklemle anlatmak ya da makro, mikro kosmosun aslında aynı olduğunu matematiksel olarak ispatlamayı anlamıyorum. Diyelim ki, görelilik teorisiyle kuantum mekaniğini birleştiren bir formül bulundu, halaylar, kutlamalar eşliğinde Her Şeyin Teorisi ilan edidi. Teorik fizikçiler tarihi bir poz verdi ve açıklanacak bir şey kalmadığı için de işsiz kaldılar.

İyi de sıradan, zavallı, ölsem bile karşı komşumun bir eksiklik hissetmeyeceği ben, bu tarihi pozda yokum.

Hayalleri olan dünya tatlısı kızım neden öldürüldü?
Niye bazıları ağlarken bazıları gülüyor?
Bazıları hiç çalışmadan ferrariye binerken, bazıları ferrarisini satıp fakirlere dağıtıyor?
Patronum beni işten atacak mı?
Patates neden bu sene ucuz?
Roman vatandaşlar neden daha iyi oynar?
On yıl sonra nasıl bir hayatım olacak?
İlan edilecek olan Her Şeyin Teorisi bu sorulara cevap verecek mi?

Her Şeyin Bilindiği Gün Bittiğimiz Gündür

Baştaki hikayemize göre insanın dışarıda/gözlemci olarak kaldığı her durum için cevap hayırdır. Deli/düşünen “matematkçilerin sonsuz döngü diye adlandırdıkları açmaza yakalanıyor.”*

Bir başka deyişle hiçbir bilimsel yasa kendi kendini açıklayamaz mutlaka a priori bir başka yasaya yaslanır, yanisi bilimin tamamı bir sonsuz döngü girdabıdır. Fakat bizimkisi ismi üzerinde Her Şeyin Teorisi olduğu için bir başka yasayı kendine tutamak yapamaz, kendi kendini ve evrenin bütün ayrıntılarını açıklamak zorundadır. Bu da sonsuz (tanımsız) bilgi demek, bilgi fiziksel olduğu için de sonsuz bilgi karadelik demek ve bu da ölüm demek. Yani Her Şeyin Teorisi bulundu anonsunu duyduğunuz gün mistik dille söylersek İsrafil’in sura üfürdüğü gündür. Başka bir ifadeyle her şey ayan beyan ortaya çıktığı gün evren gerekçesiz kalacak ve devinim bitecektir.

Sonsuz Döngü Kırılırsa İradesiz Kalabiliriz

Farklı bir similasyon yapalım. Akıl hastanesinin bahçesinde dünyanın eksiksiz resmini çizme peşinde olan delinin, bilimkurgu filmlerinde (örneğin The Matrix’de) olduğu gibi bizzat resmin içine girdiğini farz edelim. Hayatının sonlarına doğru bu konuya epey kafa yoran Stephen Hawking, sonsuz döngönün kırılması yani kusursuz resme delinin de dahil olması durumunda, söylediğimiz her şeyin de büyük birleşik teori tarafından belirlenmiş olacağını, teori istediği için teoriyi bulduğumuzu ve özgür irademizin elimizden kayıp gideceğini kaydeder.

“Eğer her şey temel bir teori tarafından belirlenmişse, o zaman teori hakkında söylediğimiz şeyler de teori tarafından belirlenmiştir.”**

Her Şeyi Bilen Geleceği Değiştirebilir

Hewking, cevaplardan çok “porblemlerle uzlaşma” olarak adlandırdığı kişisel görüşlerini dile getirir. Her zamanki mütevaziliğini koruyarak “Herhangi bir orjinallik veya derinlik iddiasında değilim…” diyerek insanı da içine alacak olan Her Şeyin Teorisi‘nin evrenin nasıl başladığını bütün detaylarıyla açıklasa bile “Evren neden var olmak zorunda?” sorusuna yanıt veremeyeceğinin altını çizer. Bunun cevabını bilmediğini açık yüreklilikle söyler. Bilimin temel yasalarının araştırılmasıyla, insan davranışlarını incelemesinin ayrı tutulmaları gerektiği sonucuna varır. Eğer insan davranışlarını bilim yasalarından çıkarılmaya çalışılırsa bunun, “Eğer kişinin ne yaptığı temel yasalardan çıkarılabilirse, o zaman o öngörünün yapılması olgusu, ne olacağını değiştirebilir… Eğer gelecekte ne olacağını görebilirseniz, onu değiştirebilirsiniz.”** gibi mantıksal paradokslara sebep olacağını aktarır.

Bilinen Bilinmezler, Bilinmeyen Bilinmezler

Determinist/kaderci görüşlerin gerçek hayatta karşılığı olmadığını, bu düşüncede olanların bir inançsız gibi yaşadıklarını gözlemlediğini anlatır:

“Her şeyin önceden belirlenmiş olduğunu ve bunu değiştirmek için hiçbir şey yapamayacağımızı ileri süren insanların bile karşıya geçmeden önce yola baktıklarını fark ettim. Belki sorun, bakmayanların masalı anlatmak üzere hayatta kalmıyor olmalarındadır.”**

Son sözü şudur:

“Her şey belirlenmiş midir? Yanıt evettir. Fakat pekala olmayabilir de çünkü neyin belirlenmiş olduğunu hiçbir zaman bilemeyiz.”**

Her Şeyin Teorisi bilinen bilinmezleri istatistikle, denklemlerle açıklayabilir fakat bilinmeyen bilinmezleri (insanı) asla açıklayamaz.***
 
 
Hüseyin Küçükkelepçe
 
 

Notlar & Açıklamalar:

* Gerçekliğin Deşifresi – Vladko Vedral ⇡⇡⇡

** Karadelikler ve Bebek Evrenler- Stephen Hawking ⇡⇡⇡

*** Amerika eski Savunma Bakanı Donald Rumsfeld’den esinlenme ⇡⇡⇡

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

Yorum Bulunamadı

Cevap Yaz

Girne Antik Liman
Girne Antik Liman
Öykü: Umarım Bu Gece Öldürülmem | Yazan: Didem Çelebi Özkan