İçimdeki Sesler

Planlar ve Planlanamayanlar | 5

11 Ağustos 2020

Öykü: Planlar ve Planlanamayanlar | 5 | Yazan: Demet Uncu

Planlar ve Planlanamayanlar 👉🏻 Birinci Bölüm
Planlar ve Planlanamayanlar 👉🏻 İkinci Bölüm
Planlar ve Planlanamayanlar 👉🏻 Üçüncü Bölüm
Planlar ve Planlanamayanlar 👉🏻 Dördüncü Bölüm

Zeynep, Onur’a gülümsedi, ayağa kalktı ve yanına doğru yürüdü.

“Geldiğini hiç fark etmedim. Ne zamandır beri buradasın?”

“Seni aradım ama telefonunu açmayınca, sahilde olacağını söylediğini hatırladım ve buraya geldim. Denize en yakın şezlongda, kulağında kulaklıklarınla seni aralıksız yazarken gördüğüm için sessizce arkandaki boş şezlonga oturdum ve bitirmeni bekledim” dedikten sonra o güzel yeşil gözlerini kısarak, gülümsedi ve “Yani kalbinin içindekileri boşalttığın süre boyunca buradaydım” diyerek cevapladı sorusunu.

Zeynep biraz utandı, yüzü kızardı ve başını öne eğip; “İstanbul’a gitmişsin, hayırdır bir şey mi oldu?” diyerek dikkati kendi üzerinden dağıtmak için hızlıca Onur’a çevirdi konuyu. Zeynep’in huzursuzluğunu hisseden Onur, olanları detaylı bir şekilde anlatmaya başladı. Eski eşinin safra kesesi ameliyatı olması gerektiğini, anne ve babasının hayatta olmaması ve en yakın arkadaşlarının da tatilde olmasından dolayı son çare olarak onu aradığını ve ameliyatta yanında olmasını rica ettiğini söyledi.

“Aslında, ne yalan söyleyeyim, hiç gitmek istemedim ama kimseyi bulamadığını öğrenince onun adına üzüldüm ve ameliyattan çıkana kadar bekledim” diyerek ekledi.

“Anladım, vefa örneği göstermişsin eski eşine karşı. Bu devirde boşanmış çiftlerin birbirine gerektiğinde destek olabildiğini görebilmek ne güzel” deyip zaten karışık olan kafasını yeni bir konuyla meşgul etmek istemedi Zeynep.

“Sen beni bırak da, gecenin bu saatinde seni sahile atan ne, onu söyle bana bakayım” diye merakla sordu Onur.

Tam olarak ne söyleyeceğini bilemiyordu, sadece kendisiyle baş başa kalmak, dertleşmek istemişti; belki de içinden gelip geçenlere bir bakmak, hissettiklerini derinden anlayabilmek istediğiydi.

“Hiç, sadece içimdekileri dökmek istedim, dökülenleri istemeyerek de olsa duymuşsun zaten sen” diyerek gülümsedi. Onur biraz sıkılarak; “Gerçekten de öyle oldu, seni dinlerken yaralarının yarattığı acıyı adeta ben de hissettim inan. Yüreğindekileri yazıya dökmek, yazdıklarını bilgisayar ekranı ile kendi gözlerinle görebilmek başka bir his değil mi? Yazdıkça içinden geçenler adeta fotoğraflanıyor, bu da başka bir his yaratıyor insanın üzerinde.” Gözlerinin içine bakıp devam etti; “Senin yaraların tabi ki daha derin Zeynep ama hayatın boyunca onları tek başına sarmayı başardın sen. İlişkinde bir aldatılma olayı yaşadın evet, senin için ikinci bir yıkım oldu ama bu yaşadıkların senin suçun değil biliyorsun, acısını da kendinden çıkarmayı düşünme lütfen” dedi. O kadar samimi ve içtenlikle onu teselli etmeye çalışıyordu ki Zeynep süzülen gözyaşları ile birlikte boynunu bükerek dinliyordu onu.

“Çok teşekkür ederim gerçekten, gecenin bu saatinde beni dinleyip, yardımcı olmaya çalıştığın için. Söylediklerinin hepsinde haklısın ama zamanla yaşananları hazmedebileceğim ve ondan sonra önüme bakabileceğim sanırım. Bu öyle pek de kolay olmayacak, önce eski gücümü yeniden toplamaya çalışarak başlayacağım işe” dedi Zeynep, hafif mahcup bir tavırla.

Onur, onun ne kadar kırılmış ve mutsuz olduğunu görünce benzer yollardan kendisinin de geçtiğini, zamanın ona yardımcı olacağını ve ne zaman isterse ona yanında olacağını söyledi. Sonra; “Ama sen hiç yardım istemiyorsun Zeynep, hep kendi başına bir şeyleri çözmeye çalışıyor, 2 kişinin birlikte daha kolay yapabileceği, birlikte çözebileceği şeyleri sen hep tek başına yapmaya çalışıyorsun. Bu konuyu da halletmemiz gerekecek biliyorsun” diyerek Zeynep’le ilgili düşüncelerini bir çırpıda söyledi Onur.

“Birlikte” derken gerçekten bir birlikteliği mi kast ettiğini, yoksa lafın gelişi mi böyle söylediğini anlayamadı Zeynep. Gözlerinin içine baka baka konuşuyordu Onur ama dostça mı yoksa başka bir yakınlık ile mi bunları anlatıyordu, tam olarak bilemiyordu aslında. Zaten kendisini bu kadar hüzünlü ve yorgun hissettiği bir dönemde bunu anlayabilmesi de pek mümkün değildi. Yeni bir birliktelik fikri bile onu korkutmaya yetiyordu. Hayatının içinden acıyı çekip çıkartmak istiyordu. Aşkın içinde acı da vardı tabi, onu da biliyordu bilmesine de…

İçinde acı var diye, hiç mi aşık olmayacak, hiç mi sevmeyecekti Zeynep.

Bu yaşına kadar çektiği acıların şiddeti de yamana atılır cinsten değildi. İnsanların sahip oldukları “acı eşiği” kavramını düşündü; acaba onunki çok mu yüksek, yoksa çok mu düşüktü? Kafasından geçen bu düşüncelerini savuşturmak istedi Zeynep, “Geç oldu, dönelim mi artık evlere” diye sordu.

“Nasıl istersen, yarın denize birlikte gidelim mi, yerine getiremediğim sözü tutmak isterim bu sefer olur mu?” diye sordu Onur. “Yarın bakarız” diyerek yuvarlak bir şekilde cevapladı onu Zeynep.

İçinde sıkışan duygularının adeta taşarak, yazıya dökülmesinin verdiği o büyük rahatlama hissi ile birlikte kendini yatağa attı ve deliksiz bir uyku çekti o gece. Sabah pek bir keyifli uyandı, evdeki malzemelerle kendine mükellef bir kahvaltı hazırladı. Filtre kahvesini hazırlarken, telefonu çaldı. Arayan Onur’du. Denize gidiyordu, onun da gelmek isteyip istemediğini sormak istemişti. Zeynep öncesinde onu kahveye davet etti. Kahveler içilir içilmez, deniz için hazırlanmaya başlayabilirdi.

Onur kapıyı çaldı, tüm şirinliği ile içeri girdi ve birlikte balkona geçtiler. Büyük kupalarda hazırladığı taze mis gibi kokan kahvelerini içmeye başladılar.

Kısa bir sessizliğin ardından; “Dün akşam söylediklerimi düşündün mü? Ben yaşadığımız her olayın, bizi olgunlaştırdığını, zenginleştirdiğini düşünmeyi seçmişimdir her zaman. Onları hayatın bize atmış olduğu kazıklar gibi görsek de yaşanmışlıkların bize deli sakinliği kazandırdıklarını düşünüyorum” diyerek gülen gözlerle Zeynep’in gözlerinin içine bakmaya devam etti.

Zeynep, kahvesinden bir yudum aldı ve “Dün gece söylediğim gibi bunları kabullenmek zaman alacak, ilişki defterini de uzun bir süre kapatmayı düşünüyorum” dedi. Yine kısa süren sessizliğin ardından; “Böyle olmak zorunda değil Zeynep, anlıyorsun değil mi? Seneler sonra seninle burada karşılaşmamızın bir tesadüf olmadığını düşünüyorum ben. İkimiz de geçen sürede farklı zorluklara katlanmışız. Birbirimizi de en güzel zamanlarımızdan tanıyor, o yıllardan kalma saflığımızı ikimiz de içimizde halen taşıyoruz bence.”

Onur konuşmaya devam ettikçe, Zeynep sanki daha çok içine çekilip, sessizleşiyordu.

Kahve kupasına sehpaya bıraktıktan sonra; “Onur, sahip olduğumuz şey gerçekten çok kıymetli benim için inan. Olabilecek hiçbir şeyin de bunu bozmasına izin vermek istemiyorum. Ne seni üzmek, ne de üzülmek istiyorum. En azından bir süreliğine. Anlıyor musun beni Onur?” derken ağlamaklı gözlerle ona döndü.

Onur kafasını öne eğip, belki biraz da içinde hissettiği hayalkırıklığının yarattığı duygularının etkisi ile “Tamam, nasıl istersen öyle olsun Zeynep” diyebildi sadece.

Gözyaşlarını silerek, ayağa kalktı, “Hadi, artık yüzmeye gidelim mi birlikte?” diye sordu Zeynep. O gece, İstanbul’a dönüş biletini alacağını ve gerçek hayatına dönmenin zamanın geldiğine karar vermişti artık.
 
 

Devam edecek…

 
 
Demet Uncu

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

4 Yorum

  • Cevapla Didem Çelebi Özkan 11 Ağustos 2020 at 13:13

    Büyük bir merakla takip ediyorum Zeynep ve Onur’un yaşamlarındaki gelişmeleri. Altıncı bölümde görüşmek üzere o zaman 😉
     
    Sevgiler canikom ❤️😘

    • Cevapla Demet Uncu 11 Ağustos 2020 at 14:09

      Didemciğim, çok teşekkürler. Biliyorum bu ikilinin aşkını merakla bekliyorsun. Söz vermiyorum ama merakla bekliyorum ben de olacakları.
       
      Sevgiler canım 😍😍

  • Cevapla Cem Albayrakoğlu 11 Ağustos 2020 at 13:17

    Merhaba Demet Hanım;
     
    Çok sürükleyici bir öykü olmuş ama yer yer böyle nasıl desem tanıdık bilindik şeyler var sanki ama herhalde tesadüf olsa gerek 😂
    Zeynep’in işi zor, aldatılmış bir kadın olarak. Bence akışına bıraksın. Eski yaşadıkları da zor olsa gerek ama hayata bir kere geliniyor, ne diyeyim.
     
    Onur sevecen ve semptik bir arkadaş olsa gerek, sanki bir sansı hak ediyor gibi geldi bana.
     
    Devamını merekla bekliyorum.
     
    Kalemine sağlık

    • Cevapla Demet Uncu 11 Ağustos 2020 at 14:08

      Cemciğim, uzun zaman sonra yaptığın yorum için öncelikle teşekkür ederim. 😊 Söylediğin gibi, yazdıklarımın bir kısmı yaşanılanların, bir kısmı da hayal gücümün ürünü aslında. Akışına bırakmak konusunda haklısın, onu kendi hayatımda da çok iyi bildiğin üzere yapmaya çalışıyorum. Her şey olacağına varıyor zaten, sen zorlasan da, zorlamasan da. Sürecin tadını yaşamak bence de. 😍
       
      Sevgiler

    Cevap Yaz

    Girne Antik Liman
    Girne Antik Liman
    Öykü: Umarım Bu Gece Öldürülmem | Yazan: Didem Çelebi Özkan