Üçüncü Göz

Denizatı

21 Haziran 2021

Yazı: Denizatı | Yazan: İlayda Oylum Güleryüz

Kıyısında bekledim doğuşunu. Ne zaman gitsem o deniz, çarşafı üzerine çekmiş küçük bir kız çocuğu sanki. Üstelik mahmurluğu da üzerinde, gerindikçe geriniyor. Bulutlar bir bir dağılıyor. Ufukta minicik bir ada orada tepe oluveriyor. Ve binlerce yıl Tanrı olmuş o sarı aradan huzmesi ile göz kırpıyor.

Evet, evet bütün bu bütünlükte gördüğüm renkler gözlerimi kamaştırıyor.

Nasıl bir sarı biliyor musunuz?

Çavdar tarlasında oynayan çocukları düşünün. Şimdi de çavdarlar bir yana, saçları ayrı yana savrulan o çocukları. İşte tam da orada oynayan bir çocuğun parlayan saçlarındaki sarı.

Ah bu koku, sabahın en erken vakti ve o denizatlarının henüz uyandığı o an.

Sonrasında bir sağa bir sola yürüyen bir ben. Ayağımla kumlara ismini yazdığım bir adam ve heyecandan bir o yana bir bu yana zıplayan bir ben.

Güneş’in yavaş yavaş doğduğu anda ise onunla göz göze geldik.

Ah.. O minicik hali, baştan aşağı asalet. Önce biraz kaçıp sonra bana resmen adım atması mı? Sormayın gitsin. Ürkek ve çekingen, aynı ilk buluşmalardaki gibi. Beyaz atlı prens değil de; denizatı.

Evet, evet o kadar hızlı göz hareketi sırasında göz göze geldik. Ah şu deniz, Güneş ve de yaz. Denizin çarşafını düzeltirken kıyıya düşürdüğü denizatı.

Ayaklarım kumların serinliğinde, başım güneşin sıcaklığında iken karşılaştık. Nasıl da özlemişim özgürce kalkıp deniz kenarına gelmeyi ve de hediyeleri kabul etmeyi. Deniz her seferinde başka bir süprizini bana sunuyor, yeter ki ben kıyıda sakince durmayı bileyim.

Peki ama denizatının dişilerini çok ciddiye alan bir balık türü olduğunu biliyor muydunuz?

Ben bu sabah bir denizatı ile göz göze geldim ve sonra bıraktım işi gücü, nedir özellikleri, diye araştırdım. Ben bugün bir kez daha yerin üstü kadar denizin ayrı bir dünya olduğunu ve denizler olmazsa bizim olamayacağımızı ve yok olacağımızı anladım. Yok olsak gene iyi, 2 yıldır bizi esir alan hastalıkla mücadele etmenin o sancısını hep birlikte yaşadık, şimdi ise denizatının dişisinden ayrılırken göz yaşı dökemeyeceği ve Marmara’da kuruduğu geldi aklıma.

Gözyaşım kurudu beynimde.
Durdum ve de dondum kaldım.

Salya sümük ağlamak istedi belki de tüm deniz canlıları, sonra mı? Salyası sümüğü birbirine karıştı…
 
 
İlayda Oylum Güleryüz
 
 

BEĞENEBİLECEĞİNİZ İÇERİKLER

No Comments

Cevap Yaz

Yazı: Pembeden Yeşile Bütünlük | Yazan: İrem Savaş
Girne Antik Liman
Girne Antik Liman
Öykü: Umarım Bu Gece Öldürülmem | Yazan: Didem Çelebi Özkan