Ne diye kabul etmişti ki yemeğe çıkmayı? Görücü usulü görüşmeye “Blind Date” deyince görücüler de aile büyükleri değil, insanın kendi arkadaşları olunca, Amerikan filmlerinin etkisinde fazla kalan kendi nesli, romantik komedi başlayacak sanıyordu. O da tüm gerçekçi ve akılcı kişiliğine rağmen içindeki küçük kız…
Sırılsıklam olan vücudunun neden olduğu üşümeyle gözlerini açtı. Gecede birkaç kez böyle ter içinde uyanmaktan ve ardından gelen titremeden nefret ediyordu. Doktora gitmesi gerektiğini düşündü yeniden. Internet’te biraz araştırmıştı, bir sürü hastalık buna neden olabilirdi. Sıkıntıyla yataktan kalktı. Doğru dürüst tanımadığı fakat birkaç saat…
İki hafta önce çocuklarla Efes’e gitmiştik. Antik Kenti gezdikten sonra, hemen yakınlardaki Şirince’yi de görsünler istedim. Akşam yemeğini Şirince’de yer, öyle otele döneriz diye program yapmıştım. Şirince, pek de şirin değil artık! Şirince’ye varınca, köyün geçirdiği değişimi görmekten fazlasıyla üzüldüm. Aynı manzarayı geçtiğimiz…
Bu kış oldukça ağırdı bizim için. Demir sekizinci sınıf bu sene. Bu ne demek, çoğu ortaokul annesi anlamıştır bile 😉 LGS, OKS, SBS, TEOG… Üstte gördükleriniz sınavın bugüne kadarki adları. Bu senekinin ise ismi bile belli değil. Anladığım kadarıyla sınava bir kişilik vermek…
Bugünkü konumuz her mevzuyu, herkesten daha iyi bilen üstün varlık: Blogger 😉 Blogger Anne Birçok örneği var elbette ama bugün değineceğim, üç günlük annelikleriyle tüm dünyaya akıl veren sevgili blogger anneler. Herkese bol keseden dağıttıkları akıllarını keşke biraz kendileri için kullanıp sussalar, diye düşünmekten…
80’lerin çocukları hatırlayacaktır. ‘Can ile Tomtini’ diye animasyon bir kamu spotu vardı. Hani şöyle diyordu; “Sağdan git, hep sağdan, kaldırımın sağından.” Benim gibi kırklarında olan tüm okurların hatırladığına eminim. Hatta birçoğunun, satırları okudukları anda zihinlerinde melodisi bile çalmaya başlamıştır. Nereden çıktı şimdi bu hikaye,…
Bu hafta pufidik edebiyattan bir kitap okudum, pek de iyi geldi ruhuma. Pufidik edebiyat ne diye soruyorsanız, cevaplayayım hemen; böyle romantizmin kitabın satırlarından kalbinize ılık ılık aktığı aşk romanlarına Pufidik Edebiyat diyoruz. Ne zaman aşka inançsızlığım yükselse, “Yok canım mutlu falan değil kimse. Herkes…
Aptallığa tahammül edemiyorum. Hele bir de bu aptallar kendilerini akıllı zannediyorlarsa onları bir kaşık suda boğmak istiyorum çünkü hadsizlikleri ve yersiz özgüvenleri beni benden alıyor. Sen ve Ben’in baş editörü olarak, sitedeki tüm yazıları, yorumları, sosyal medya hesaplarına gelen mesajları okumak ve cevaplamakla yükümlüyüm.…
Bu gün size harika bir kadından bahsedeceğim. Birçok kişi gibi ben de İrem Çağıl ismini ve hikayesini, 2017 Eylül’ünde Ayşe Arman yazınca duydum. İrem Çağıl ile ilk karşılaşma Ayşe Arman, İrem’in 3,5 yaşındaki kızı Kiraz’la, Kuzey Avrupa’da 700 km yolu pedal çevirerek yapan bir…
Dün gece Instagram’da hayıflanıyordum, pazartesi benim yayın günüm ve hâlâ ortada yazı da, yazacak konu da yok, diye. Harika öneriler geldi. Bunlardan biri de, Takıntılarını Yaz idi. Tanrımmmm. Bende takıntıdan bol ne var? Öncelikle en belirgin olanıyla başlayayım. Evime geldiğinizde fark etmemenize olanak olmayan…
Bazen tüm dünyayı seviyorum, bazen de herkesten nefret ediyorum. Bazen bulutların üzerinde, bazen de yerin yedi kat altındayım. Elbette bana özel bir durum değil, hepimiz için hayat inişli çıkışlı. Bende genelde tepeler ve çukurlar oldukça hızlı yer değiştiriyor sadece. Melankolik bir halim yok aslında.…
Elif Aksoy’un dünkü yazısını, [Spor Yapmak ya da Yapmamak İşte Bütün Mesele Bu] tam da inanılmaz kondisyonsuz geçirdiğim bir spor aktivitesinin ardından, tüm kaslarım acırken okudum. Devamlı “Çok haklı, çok haklı.” nidaları zihnimde çığlık çığlık uçuşurken, bir yandan da kendime bir sürü söz verdim.…
Sevgililer Gününe karşı bir yazı falan yazmayacağım. Hayatın bir günlüğüne de olsa durup sadece tek bir konu etrafında dönmesini severim çünkü. Eğer bi’ de konu “sevgili” ise bundan daha keyifli ne olabilir? Bir derdim var ama Sevgililer Günü ile ilgili. Çiftlerin o günü yaşama…













