Cadı Kazanı

Ömrüm Boyunca Affetmeyeceğim

24 Aralık 2018

Ömrüm Boyunca Affetmeyeceğim

“Çocuklarıma bunu yaşattığın için seni ömrüm boyunca affetmeyeceğim!..”

Telefonda sinir krizi geçiren eski karım, nefes almaksızın hakaret etmeye devam ederken ‘ömür boyu affedilmeyecek’ suçumu düşünüyorum.

Bak bak “çocuklarıma” diyor hâlâ…
Sanki babasının evinden getirdi.

Boşandığımızdan beri aynı terane, n’apsam hanımefendiyi mutlu edemiyorum. Zaten edebilseydim 15 senelik evlilik ve üç çocuğa rağmen “Aşık değilim artık sana,” diye boşamazdı beni.

Hayatımdan tek celsede sahip olduğum her şeyi çekip alırken benim ne hissettiğimi sormadı bile. Ya da ne istediğimi…

Karımı seviyordum.

Ben hiç istemedim boşanmayı.

Karım ise; “Yeniden aşık olmak istiyorum,” deme yürekliliğini göstermek yerine, boşanma nedenlerimizi etrafımıza ne şekilde açıkladı, anlatayım size…

Faruk yüzmeyi sevmiyor.
Faruk benimle bisiklete binmiyor.
Faruk bowling oynamıyor benimle.

Kocası onunla yüzmüyor, bisiklete binmiyor diye boşanan kadın duydunuz mu? Duyun işte, kendisi benim eski karım olur.

Şimdi o standart ve ne yazık ki çağ dışı boşanma sebeplerini sıralayıp, benim göstermelik suçlarımın bunların yanında ne kadar naif kaldığını söylemek istemiyorum ama bu sebeplerin saçmalığı da gün gibi ortada.

Boşanma talebinin ardından evden gitmemi istediği, benim de, sağlıklı düşünebilmesi için ihtiyacı olan alanı vermeye karar vererek otele yerleştiğim dönemde duydum bu sebepleri, hem de başkalarından. İlk konuşma fırsatı bulduğumda da bunların onu bu kadar üzdüğünü anlayamadığımı ama bundan sonra bu konuda daha çok çabalayacağımı söyledim.

Ezgi’nin cevabı “Çok geç,” oldu.

Çok geçti evet.

Karım benden gitmişti ve ne yaparsam yapayım, bana dönmeyecekti. İlk zamanlar, bunu bir türlü kabul edemiyor, önünde sonunda hata yaptığını anlayacağını ve kalkıştığı bu işten vazgeçeceğini düşünüyordum.

O dönem yakın bir arkadaşım; “Karnında kelebekler uçuşmasını özleyen bir kadın ya da erkeği, ne yaparsan yap olduğu yerde tutamazsın,” demişti.

Tutamadım…

Şimdi telefonda ciyak ciyak bağırıyor; “Sinema ve yemek babası olma!” diye. Yahu sormazlar mı; “Boşanırken ne düşünüyordun?” diye. Boşanmış kaç baba, çocuklarını sinemaya veya yemeğe götürmekten öteye gidebiliyor?

Amerikan filmlerindeki gibi hafta sonu çocukların toprak sahadaki beyzbol maçında tribünden tezahürat yapmamı mı hayal ediyordu bilmiyorum.

Açıkcası boşanmanın ilk aylarında depresyonun kıyısında yüzüyordum.

Hayatım elimden alınmıştı ve ben geleceğin sislerini dağıtamıyordum. Karımı kaybetmenin acısı ve şoku bir yanda, bundan sonra çocuklarımdan ayrı yaşayacak olmamın farkındalığının verdiği keskin keder diğer yanda…

Hafta sonları çocukları aldığımda onlarla ne yapacağımı bile bilmiyordum. Evliyken tüm programları Ezgi yapardı, hiç ben düşünmek zorunda kalmamıştım ki…

Bana dönen üç minik gövde, yüzüme sabitlenen üç çift göz; “Eee baba ne yapıyoruz?” diye sorduğunda gerçekten; “Hamburgerciye gidiyoruz”dan öteye cevabım yoktu.

Fakat zamanla öğrendim.
Onlarla kaliteli vakit geçirmeyi öğrendim, öğreniyorum.

Gene de haftalık azar rutinim değişmiyor.

Muhakkak eksik ya da yanlış bir şey yapıyorum. Üzerine bir de arkadaşlarım, Ezgi’nin bana bu şekilde davranmasına izin verdiğim için paylıyorlar beni durmadan. Hiçbirine “Yeter, kesin sesinizi,” diyemiyorum.

Sakin mizaçlı bir adamım ben; bizim toplumun kadın/erkek hayran olduğu maço tiplerden ömrümüm hiçbir döneminde olmadım. Bundan sonra da olacağımı hayal edemiyorum.

Başta bahsettiğim ‘ömür boyu affedilmeyecek’ suçumu anlatayım en iyisi ben size.

Geçtiğimiz cumartesi akşamını birkaç arkadaşımla geçirdim. Hepsi evli. Hepsinin de çocuğu var. Uzun zamandır bir araya gelmediğimizden “Çocuksuz bir gece olsun,” dediler. Sadece toplandığımız evin çocukları olacaktı mecburen.

Benim oğlanlardan en küçüğü, sosyal medyada paylaşılan fotoğraflardan birinde evin küçük oğlunu görmüş ve kıyamet kopmuş, “Babam bizi niye götürmedi?” diye.

İşte affedilmeyecek suçum, çocuklarıma yaptığım büyük hata bu. Günlerdir bu yüzden duymadığım hakaret kalmadı. Anlamadan, dinlemeden saçma sapan bağırmalar.

Bir insan her şeye aynı oktavdan tepki verir mi?

Valla Ezgi verir. Adam öldürmenin cezasını, fiske vurana verir. Adam öldürünce ne ceza keser bilemiyorum, çok şükür daha o boyutta bir suçum olmadı.

”Çocuklarıma bunu yaşattığın için seni ömrüm boyunca affetmeyeceğim!..”

Delice değil mi sizce de?!

Didem Çelebi Özkan

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

16 Yorum

  • Cevapla Ilgın Cenkçiler 24 Aralık 2018 at 07:54

    Sevgili Ezgi kavga etmeyi de özlemiş galiba 🙃

    • Cevapla Didem Çelebi Özkan 24 Aralık 2018 at 07:58

      Doğru söylüyorsun kuzum, evliyken yaptığın her şey -hatta nefret ettiklerin bile- alışkanlığa dönüştüğünden insan kavgaları da arıyor olabilir 😉

  • Cevapla Ahu Kınay Zabun 24 Aralık 2018 at 09:01

    Yazık Faruk’a ve nice Faruklara…

    • Cevapla Didem Çelebi Özkan 24 Aralık 2018 at 09:15

      Katılıyorum canım. Zaten iyilerin kıymeti hiç bilinmez, öyle değil mi 😉

  • Cevapla Eda Bulunmaz 24 Aralık 2018 at 09:20

    Çok başarılı bir yazı olmuş. Boşanmayı ilk defa bir erkeğin gözünden okudum.

    • Cevapla Didem Çelebi Özkan 24 Aralık 2018 at 13:08

      Edacım çok teşekkür ederim. Beğenmene çok sevindim ☺️
       
      😘😘😘

  • Cevapla Mustafa Kara 24 Aralık 2018 at 09:23

    Kadın, “rutin benim dediğim olsun” mantığı ile bakmış olaya ama adamın nelerden hoşlandığını ve ne ile vakit geçirmek istediğini sormamış hem de 15 yıl boyunca 🤔 Bu tezatın üstüne kendi alanından adamı çekip çıkarmış. Kadınlar toplanır dedikodu yapar ama erkek iki arkadaşı ile buluştuğu zaman kıyameti koparır. Bu da kadının erkeğin alanına müdahale etme is ne kadar doğru 🤔 ?????

    • Cevapla Didem Çelebi Özkan 24 Aralık 2018 at 13:32

      Aslında buradaki bencillik evliliklerde her iki cinsin de zaman içinde geliştirdiği bir durum. Hep kadınların gözünden yazdığım için, bu sefer değişiklik yapıp, erkelerin de mağdur olabileceğini göstermek istemiştim.
       
      Beğendiğinizi umut ediyorum.
       
      Sevgiler

  • Cevapla Hande S. Sinan 24 Aralık 2018 at 16:54

    Çok beğendim 💕

    • Cevapla Didem Çelebi Özkan 24 Aralık 2018 at 18:32

      Canım benim çok mutlu oldum beğenmene 😍😘

  • Cevapla Sinem Çelebi 24 Aralık 2018 at 17:32

    Ahhh be Farukcummm….
     
    Bir erkek gözünden boşanma bu kadar güzel tasvir edilebilirdi. Bencilliğin cinsiyeti yok, hangi taraf yaparsa yapsın diğer tarafa büyük haksızlık. Boşanma kararı alan çoğu kadının düştüğü en büyük hata, boşanmadan sonra pembe bulutlu hayallere kapılmaları. Hâlbuki aldıkları kararların sonuçlarına katlanmak zorunda olduklarını bilmeliler.
     
    Boşanmalarda taraf olmak zordur ama Farukcum sen açık ara taraf olunacak kişisin 😉

    • Cevapla Didem Çelebi Özkan 24 Aralık 2018 at 18:53

      Boşanmayı isteyen taraf da olsan, istemeyen de sanırım ilk aylar herkes için en zoru. Zamanla dengeler oturuyor elbette ama bu da bir süreç ve emek istiyor. Boşanıkların 😝 özellikle de arada çocuk varsa bir şekilde anlaşmanın yolunu bulmaları şart.

  • Cevapla Mehmet Soylu 24 Aralık 2018 at 22:14

    Nice Faruk’lar var ama sessiz 🙂 Boşanma maalesef ki ilişkide iki tarafı da etkiliyor ne kadar tek taraf alsa da o kararı. Sonuçları iki tarafında hayatında bazı değişimlere sebep oluyor, bende aşk ve saygı kavramlarının ilişkilerde gereksiz olduğunu öğretti. Evliliğimdeki baskın çıkmanın yarış haline gelmesi sonucu ben de Faruk gibi benzer şeyler yaşadım 🙂 Gece çalışma, Gündüz bir yerlere gidelim, tatil planları yapalım…. Eee tamam, ben gece çalışıyorsam sen işsiz bir birey olarak bana uyum sağla 🙂 Gündüz gidelim bir yerlere, tatil planları için ekonomimizi gözeterek hareket edelim, sonuna kadar diye verilen sözler ancak beklentilerin sonuna gelindiğinde gerçekleşiyor ki maalesef insan olarak sınırsız bir beklenti içerisinde hayatlarımızı devam ettirmek için kendimizi şartlıyoruz… Faruklar yalnız daha mutlu olmayı öğreniyor ve asla yalnız hissetmiyor…

    • Cevapla Didem Çelebi Özkan 24 Aralık 2018 at 22:35

      Bugün buna benzer ne çok mesaj aldım. Ben boşanırken yeni tanıştığım ve başından boşanma geçmiş biri; “Ne kadar birbirimize benziyoruz,” demişti. Ben de; “Biz değil, boşanmalar birbirine benziyor,” demiştim. Ortak acılar… Bir ömür boyu sürecek hayallerinin yalnızlığa evrilmesinin şaşkınlığı aynı hepimizde. Geçiyor ama 😉
       
      Benim en büyük şansım sanırım; evlenmeden önce yakın arkadaşımdı, boşandıktan sonra da oraya geri dönebildik. “Evliliği yürütemedik ama boşanmada iyiyiz” 😉
       
      Boşanmalar o kadar fazla ki neredeyse çevremde evli kimse kalmadı. Bir şeyler yanlış gidiyor…
       
      Baskın çıkma çabası derken ne kast ettiğini çok iyi anlıyorum. Bizler annelerimize benzeyeceğiz diye ödümüz patlarken, sizler de babalarınız gibi olamamaktan korkuyorsunuz. Ve işte bu noktada savaş başlıyor…

      • Cevapla Mehmet Soylu 24 Aralık 2018 at 22:53

        Aslına bakarsan babalarımız olamamaktan korkudan ziyade, ebeveynlerimizden daha iyi insanlar olmak için zaten bir uğraş veriyoruz hepimiz ama baskın çıkma konusu, benim kararlarım olacak, ben böyle istiyorum durumları. Benim ya da özgürlüğün ne demek olduğunu bilen herhangi bireye dayatılmaması gereken bir çıkmaz! İşte burada anlayış ve uyumlu olmak kilit nokta, tek tarafta olunca böyle yorucu ve pişmanlıkla geçiyor. Tabi süreç bitince bir rahatlama olmuyor değil 🙂
         
        Bir şeylerin yanlış gitmesi konusuna gelince şu var, bizler aklımızdaki, kalbimizdeki insan profillerini karşımızdakine uyduruyoruz ve uydurduktan sonra da karşımızdaki kişi bunun için uğraşıyor, ne zaman ki pes ettiğinde işler ters gitmeye başlıyor. Birbirimizi anlamaktan vazgeçince ilişkiler bitiyor 🙂

        • Cevapla Didem Çelebi Özkan 24 Aralık 2018 at 23:10

          Beklentiler… Katılıyorum, gerçeğe değil kafamızdaki hayallere aşık oluyoruz, bunlar örtüşmeyince de yıkım kaçınılmaz oluyor 😔
           
          Herkesin birbirini olduğu gibi görebilmesini hatta kabul edebilmesini dilerim 😉

    Cevap Yaz