Yurt İçi Gezi

Mini GAP Turu | 3 | Tarihin Kavşak Noktası: Harran

7 Temmuz 2019

Mini GAP Turu | 3 | Tarihin Kavşak Noktası: Harran | Yazan: Hande Sönmezerler Sinan

“Mini GAP Turu” yazı dizisinin diğer bölümleri:

İnsanlığın Beşiği Şanlıurfa
Şanlıurfa’nın Tabiat Güzellikleri
Tarihin Kavşak Noktası: Harran

Tarihin Kavşak Noktası: Harran

Şimdi yine ben hayran hayran size nasıl bir yer gördüğümü anlatayım önce; tıpkı bir önceki yazımda Fırat Nehri hakkındaki hislerimi anlattığım gibi…

Harran da benim için sadece bir isimden ibaretti. Ama artık Harran denilince, anne ve çocuk koyun ve atların özgürce gezdiği yemyeşil bir çayır gözümün önüne geliyor. Hatta şöyle diyeyim, bizim grubumuzdaki çocuklar ve büyükler kuzu ile fotoğraf çektirirken annesi arada meee diyip onunla konuşuyordu, kuzucuk da kucaklardan kaçıp annesine gitmek istiyordu, en sonunda anne haklı olarak sıkıldı ve miniğini daha gür meee sesiyle yanına çağırdı. Aklıma hemen ben ve oğlumun halleri geldi tabi. Ben de Tibet bir yerde fazla oyalandığında bazen höykürerek çocuğumu yamacıma çağırıyorum. 🙈

Ah bir de annesinden süt emen tay gözümün önünde. Yakınlardaki koni çatılı Harran evi… o evin avlusundaki konuşma, evin içinde odadan odaya geçişimiz, kostüm giyip yine havalara girişimiz, sonra oturup kahve içip bir yandan da isotlarımızı alışımız… Hepsi zihnimde taptaze birer anı oldular…

Mezopotamya’nın en önemli yerlerinden Harran antik Akatça/Sümerce dilinde “Kavşak” anlamına geliyor. Ve bu kavşak bizim gezimizin de en önemli yerlerinden biri…

Mini GAP Turu | 3 | Tarihin Kavşak Noktası: Harran | Yazan: Hande Sönmezerler Sinan


Günümüze sadece bir gözetleme kulesi kalmış olan dünyanın bilinen ilk üniversitesi.

Ama önce sizi biraz tarihi ve mitolojik bir yolculuğa çıkarayım.

Harran şehrinin M.Ö. 2000 yılında Ur şehrinin bir ticari kolu olarak kurulduğuna inanılıyor. Anadolu’nun ilk kilisesi ve ilk camisi ve hatta “ilk Üniversitesi” burada inşa edilmiş.

Doğu Roma İmparatorluğu, Hristiyanlığın da etkisi ile felsefe okulu Academia’yı kapattığında, buradan ayrılan filozoflar Harran’a sığınmaya başlamışlar. (Fikirler neden ölmez diye düşündüğümde işte karşıma tekrar çıkan bu “fikir özgürlüğünü veya kendi fikrini koruma içgüdüsü” beni hayrete düşürüyor.) Böylece felsefi düşünce belli bir dönem burada varlığını sürdürür.

Harranlılar, kitaplarını ve öğretilerini korurlar, hatta “Harran Sabiileri” tarafından Arapça’ya tercüme edilen eserler, İslamiyet’in ilk döneminde kısa süreli bir aydınlanmaya ve bilimsel yaklaşıma sebep olur. Bu eserlerin bir kısmı Batıya sızarak Rönesans’a öncü olur. Batıda Gülhaçlıları (Rose and Cross); devlet, din ve bilimde reform için mücadele etmişti.

Sabiilik

Ancak Harran’ın en ünlü dini Sabiilik idi. Araplar tarafından “Sâbiî” (Subbi ya da Subbâ) biçiminde adlandırılan bu topluluk, kendilerine “Mandenler” (bilgili olanlar, arifler anlamında; İngilizcede Mandaeans) adını verir. Sabiiler’in kendileri için kullandıkları bir diğer ad “Nasuralar”dır (kutsal öğretileri koruyanlar anlamında; İngilizcede Nasoraeans.) Sâbiî sözcüğü ise Mandence’de “vaftiz olmak” ya da “suya daldırmak” anlamına gelen “sab” fiilinden türetilmiştir. Harranlılar Arap işgali esnasında canlarını korumak için kendilerinin Sabii olduğunu söylemişler.

Sabiiler yıldızlara taparlardı.

Hem Yahudi, hem de İslami kaynaklara göre Hz. İbrahim’in de onlardan olduğu söylenir.

Mini GAP Turu | 3 | Tarihin Kavşak Noktası: Harran | Yazan: Hande Sönmezerler SinanHarran’da Ay tanrısı Sin’e ait bir mabet vardı. Ay tanrısı Sin eski Babil ve Asur’da tapınılan en güçlü tanrı figürlerindendi. Sin, Sümer mitolojisindeki Nanna’nın karşılığı. Kaderin tanrısı olan Nanna; Hava Tanrı ve Tanrıçası Enlil ve Ninlil’in çocuğudur.

İslamiyet’ten önce Araplar, Ay Tanrısı Sin’in üç kızı olan Al-Lât, Al-Uzza ve Manat’a (Kabe’deki en büyük putlardan) büyük önem verirlermiş. Kuran’da Necm 20’de de isimleri geçer: “Lât ve Uzza’ya ve diğer üçüncüsü Menat’a ne dersiniz?” yine Ay Tanrısı olan Sin’e Kuran’da “Ya-Sin” süresinde rastlıyoruz ama Ay tanrısı olarak geçmiyor da gök cismi olarak geçmekte ismi.

Ay Araplar için de o kadar önemli ki camilerin üzerinde, bayraklarında hilal gördüğümüz gibi ve dini yaşamda da düzenlemeler Ay’a göre yapılıyor.

Çeşitli Arap kabileleri aslında bu ay Tanrısına değişik adlar veriyorlarmış:

Sin, Hubal ve Küreyş’te (Hz Muhammed’in mensup olduğu kabile) bu tanrıya “Al-ilah” (En güçlü ilah ) deniyormuş. Pek çok dilbilimciye göre “Allah” kelimesinin “Al-ilah” tan türemiş. “Allah” kelimesinin İslamiyet’ten önceki Arap yazıtlarında ve şiirlerinde olması, Muhammed’in babasının adının Abdullah (Abd-ül-el-ilah: El-ilahın kulu) olması “Allah” isminin çok daha önceden kullanılmaya başladığının göstergeleri imiş.

Söylentiye göre yedi gezegene adanmış yedi şehir varmış ve Harran da Sin’e adanmış. Yıldızlara dayalı böyle bir inancın, insanoğlunun en eski dini olma olasılığından bahsediliyor. Dünyanın bir çok yerinde bir çok önemli antik kent çok ince astronomik hesaplara göre düzenlenmiş. Bütün bunlar makrokozmos ve mikrokozmos (küçük evren, insan) fikrini güçlendirme yolunda atılmış adımlar; hatta benim üniversitede öğrendiğim kadarıyla Orta Çağ düşüncesinin de bir kısmını oluşturmaktaydı.

Harran ve İslamiyet

639 yılında Harran, İslami hakimiyet altına girmiş. Pagan Harraniler, “Sabii” ve kitaplı bir dine mensup olduklarını söyleyerek 1251 yılında Moğol istilâsına kadar varlıklarını sürdürebilmişler.

Harran Okulu birçok kaynaktan beslenmiş. Kökleri Keldani ve Mecusiydi (Zerdüşt). Bazı eski Yunan elyazmalarını korumuşlar. Ancak aynı zamanda Yahudilik, Hıristiyanlık ve İslam’dan etkilenmişler. Hermes Trismegistus adlı bir kişiyi önderleri kabul etmişler; ancak yazılar MS 2. yy – 4 yy arasında farklı kişilerce yazılmış da olabilirmiş. Bu yazıların toplamına Corpus Hermeticum diyorlar ve kutsal kitapları olarak kabul etmişler.

Hermeticum’da öğretiler mistik vizyonlar ve sembolik anlatımlar şeklinde ve bu yazıyı yazarken biraz da okudum, eski Mısır-Yunan düşünce tarzını merkeze almış bir metin. Ayrıca tek tanrıcı bir öğretisi var, dünyanın oluşumuna değiniyor (ki bu Genesis adıyla Hristiyanlıkta da var) ve simya fikrini doğurmuş. Hatta okültçüler için de önemliymiş.

1460 yılında Floransa’nın hükümdarı Cosimo de Medici’nin eline ender bir elyazması geçmiş. Bu Bizans İmparatorluğunun çöküşünden sonra İstanbul’dan kaçırılan ve Rönesansı besleyen birçok yazmadan biriymiş. Bu eserin Harran’dan Bizans’a el değiştiren Corpus Hermeticum olduğu düşünülüyor. Batıda birçok Hermeşçi akımların türemesine sebep olmuş. Nag Hamada’da bulunan Mısır yazıtlarında aynı Hermesçi temaları işlemesi ve yeni bazı araştırmalar, Corpus Hermeticum’un Mısır kökenli olduğu tezleri güçlendirmiş.

Tüm bu bilgileri bizim rehberimiz anlatmıştı ve İnternette de var. İnancın yolculuğu ne ilginç değil mi?

Harran Evleri

Harran’ın sembollerinden biri olan bu ev önemli bir durak. Kültür Bakanlığı evi sahiplenmiş ve bakımını üstlenmiş öğrendiğim kadarıyla.

En dikkat çekici özelliği külah biçimindeki bacası ve kerpiç ile örülmesi, yazın serin kışın ise sıcak olurmuş. Bölge çöl özellikleri sergilediğinden ve malzeme olarak tuğla yapımına uygun olduğundan bu evler tuğla ile örülüp balçık sıva ile kaplanırmış.

Bu evdeki ailenin çocuklarından biri bugün 40’lı yaşlarda ve bize geniş ailesini anlattı. Yanlış hatırlamıyorsam 13 kardeş olduklarını da söyledi. Ondan öğrendiğim kadarıyla bölgede Arap kökenli çok aile yaşarmış. Hatta kendi aralarında Arapça konuştuklarına şahit oldum.

Evin içi bir koridor gibi, her oda birbirine bağlı. Yer toprak zemin. Biz baharın sonunda gittik, hafif serindi. Ayrıca orada yine kostümlerimizi giyip fotoğraf da çektik. Sonrasında bahçenin yanındaki kafeterya bölümünde kahvelerimizi içtik, nar ekşisi ve isot satın aldık.

Mini GAP Turu | 3 | Tarihin Kavşak Noktası: Harran | Yazan: Hande Sönmezerler Sinan❗️Önemli bir hatırlatma; Şanlıurfa’da mutlaka MIRRA için; detay bilgi vermiyorum siz sorun ve size anlatsınlar; bir deneyin.

‼️Son bir notum daha olacak. Bu evlerin bir benzeri İtalya, Puglia’daki Trulli evleri, yani burada binlerce yıllık olan bir yapım tekniği teeee İtalya’ya kadar uzanmış veya insanlar belki de ortak bir bilinç ile hareket ettiler kim bilir.

Şanlıurfa hakkında benim anlatacaklarım bu kadar…

Gidin, görün, keşfedin, ruhunuzu serbest bırakıp orayı, binlerce yıllık mirası ve insanını anlayın derim.

Gelecek hafta Adıyaman’da görüşmek üzere…

Kaynakça:

Kültür Portalı | Rumkale – Gaziantep
GAP | Birecik Baraj Gölü Nehir Turizmi Projesi
Atlas Dergisi | Fırat Uygarlıkları: Tarihin Aktığı Nehir
DSİ | Atatürk Barajı
Birecik Kaymakamlığı | Kelaynak Kuşları
Atlas Dergisi | Şanlıurfa Sualtında Halfeti
Dünya Dinleri | Sabiilik | Mandeanizm
Dünya Dinleri | Zerdüşt Dini | Bilinmeden Konuşulan Zerdüşt ve Mecûsilik Nedir?
Sacred Texts | The Corpus Hermeticum
The Sabians of Harran

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

Yorum Bulunamadı

Cevap Yaz