Ay Işığı Yolcusu

Dokunma Bana

24 Eylül 2019

Yazı: Dokunma Bana | Yazan: Atakan Balcı

“Ciao Bella”dan “Dokunma Bana”ya uzanan çizgide, devrimci ruhtan bireysel kopuşlara uzanan bir yol var. Yığınların kitlesel yok edişleri, bireyleri tek tek öldürüyor; yaşayan ölüler ilerliyor adım adım.

Ciao Bella

“Ciao Bella”, kişilerin birbirine dokunarak, el ele vererek ve hiç kırılmadan, gücenmeden, en doğal biçimiyle; şimdi ile karşılaştırılınca yüce ve ortak bir ruhla ülkeleri, Dünya Ana’yı kurtarma düşlerini simgeler, 2. Büyük Paylaşım Savaşı’ndan kalma (kimisi 2. Dünya Savaşı der aslında). Çünkü masumiyet, dokunarak çoğalır, en çok da ellere. Temiz birer ruhla/tinle dinler birbirinin enerjisini, ezgisini ellerinden kişiler. Dostluk ne güzel bir duygudur, yanlışsız, hep birlikte. Ta ki yığınlar utkuyu hezimete çevirene dek.

Sahi 2. Paylaşım Savaşını kim kazandı? Kim yitirdi büyük savaşımı, ideallerini? Kazanan, utku sahibi olan hangisidir; lider adları mı, renkler mi, idealler mi? El ele tutuşmanın, dostluğun, içten pazarlıksız ve gerçek masumiyetin düşmanı kabul edilen Hitler yitirdi mi gerçekten, öldü mü sevgilisi Eva ile birlikte? Dokunmanın, masumiyetin, el ele olmanın düşmanı kabul edilen bir çift simgenin ölüme el ele gitmesi nasıl bir ironidir, değil mi? Almanya’da ölmüş ya da Arjantin’e kaçmış olsunlar, her yerde ışıl ışıl olan kirli karanlığın ironisi ile kazanmış değiller mi? Yığınlar en büyük nefretlerini de kussalar tarihsel kötücüllere, en içten sözcüklerle de karşı olsalar etiketlerdeki adlara, sözcüklere; o adların ideallerini yaşatmıyorlar mı son tahlilde? Yığınlar değil midir en güzel utkuları hezimete çeviren Berlin’de, Bursa’da, Leningrad’da?

Dokunma Bana

Ve tabii yığınlar kazandı 12 Eylül 1980 şafağında ve aynı zamanda yitirdiler insanlıklarını tamamen ve tüm insanlıkla birlikte büyük yaşamak savaşımını. Ve 21. yüzyılla birlikte yerleşti tüm gezegene hastalık, aydınlık olma savındakiler bile ayrı bir yığın oldular bilmeden yığının aslında bir bütün olduğunu. Dokunma bana, dokunma bana, dokunma bana…

El ele tutuşan insanlık, tokalaşan içten bireyler, gözleri içindeki iblisin dalavereleriyle değil içten bir neşe ile parıldayan ve gerçekten yaşayan ruhlar, Rize’deki Neslican Tay gibi, Artvin’deki Kazım Koyuncu gibi. Ama dokunma bana, dokunma bana, dokunma…

Yeniden iki kişinin el ele tutuşması ile başlayacak umut, yeşerecek Dünya Ana’nın bize göz kırpan düşsel bakışlarındaki varlığımız. Ama sen yine de dokunma bana, istemiyorum artık kimsenin elimden tutmasını, dokunma bana, dokunma…

Atakan Balcı

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

2 Yorum

  • Cevapla Helin Milli 23 Mayıs 2020 at 19:41

    “Yeniden iki kişinin el ele tutuşması ile başlayacak umut, yeşerecek Dünya Ana’nın bize göz kırpan düşsel bakışlarındaki varlığımız. Ama sen yine de dokunma bana, istemiyorum artık kimsenin elimden tutmasını, dokunma bana, dokunma…”
     
    Tek kelimeyle harika bir yazı olmuş. Tebrik ederim. 🙏

    • Cevapla Atakan Balcı 23 Mayıs 2020 at 20:35

      Teşekkür ederim. Yüreği güzel bir kişi bile varsa yaşamda, umut da vardır hala. Teşekkür ederim!… 😊

    Cevap Yaz