Satır Arası

Okul Heyecanı Ama Kimin??

13 Eylül 2019

Yazı: Okul Heyecanı Ama Kimin?? | Yazan: Nalan Erpolat

Yeni eğitim-öğretim yılı başladı. Fotoğraflar çekildi, sosyal medyada okul yollarını aşındırmaya başlayacak olan çocukların görüntüleri paylaşıldı, yeni sezon için tüm temenniler paylaşıldı ama gerek yazılı gerek sözlü kurulan cümlelerin genelinde anne-babaların ortak bir dil yapısı vardı. Ben dahil, tüm ebeveynler;

“Yeni sezonu açtık.”

“Yeni yıla başladık.”

“Okullarımız açıldı.”

“Okullu olduk.”

gibi cümleler kurduk. Bir an dönüp kendime bakma ihtiyacı hissettim. Benim okul sezonum mu açıldı, çocuklarımın mı??? Tabii ki çocuklarımın. Peki o halde, onların yaşaması gereken heyecanı ben neden yaşıyorum???

Böyle yaparak, onlara ne kadar büyük bir haksızlık ettiğimi farkettim. Onların yaşaması gereken şu tatlı heyecanın bir kısmını onlardan çalarak belki de ileride bu günleri gergin bir şekilde hatırlamalarına sebep olmuş olacağım. Bunu düşündüğüm an, yaptığıma üzüldüm gerçekten çünkü sağlıklı olan bu heyecanı onların sonuna kadar yaşaması ve benim de onların bu halini izleyerek mutlu olabilmem.

Ebeveyn Olarak Ne Hissediyoruz?

Anne-baba olarak, okulla ilgili heyecanlanmalarımızın gerçek sebebi nedir diye derinlemesine düşündüğümüzde bence duygularla ilgili bir kavram karışıklığı çıkıyor karşımıza.

Bizim heyecan sandığımız ve telaş diye hayata geçirdiğimiz duygu, gerçekte tam anlamıyla stres, endişe, korku hatta belki de şiddetli bir öfke.

Anne-baba olarak, istisnasız hepimiz çocuklarımızın iyiliğini istiyoruz. Kimimiz için çocuğumuzun iyiliği demek, bir an önce elinin ekmek tutması, hiç kimseye muhtaç olmadan yaşayabilmesi; kimimiz için, yeteneklerine uygun, mutlu olabileceği yönde bir eğitim alabilmesi; kimimiz için de her konuda mükemmel eğitim alabilmesi. Yani sonuçta, hedefsiz hiçbir ebeveyn yok. Çocuklarımız okula başladığı andan itibaren, umutlarımız var. Elbette umutsuz yaşanmaz. Umut varsa hayat vardır ama rekabet ortamı içerisinde, tüm tarafların umudu aynı ise, stres doğar. Umudun gerçekleşememesi ihtimali ile korku ve endişe gelir. Bu korku ve endişeyi oluşturan sisteme karşı da istemsiz şekilde öfke duyulur.

Bu duygularımızı fark edip de isimlendirebildiğimiz zaman, bilinçli ve mantıklı davranmaya gayret edebiliriz ve doğru iletişim ile bu duygularımızın kendimize de çocuklarımıza da çocuklarımızla ilişkilerimize de vereceği zararların önüne geçebiliriz. Aksi takdirde, bu duygularımızın üzerini kapatmış oluruz; kapattıkça da duygularımız yön değiştirir. Çocuklarımızın yerine heyecanlanıyormuş gibi yaparız ama aslında çocuklarımıza tüm korkumuzu, endişemizi yükleriz. Farkında olmadan, onları okulda yaşayacakları güzel günlerin heyecanından mahrum eder, bilinç dışlarına öfkeyi yerleştiririz.

Duygularımızı Farkedelim

Duygularımızı farkederek, kendimize hakim olalım. Çocuklarımızın duygularını üstlenerek, onlara haksızlık yapmayalım. Bırakalım, heyecanlarını gönüllerince, özgürce yaşayabilsinler. Onların bir daha geri gelmeyecek güzel günlerine, kendi tecrübelerimizi, kendi ürkekliğimizi eklemeyelim.

Nalan Erpolat

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

Yorum Bulunamadı

Cevap Yaz