Üçüncü Göz

Sevebilirdik Aslında

30 Mart 2020

Yazı: Sevebilirdik Aslında | Yazan: İlayda Oylum Güleryüz

Her ilişki bir seyahat. Yorgun döndüğüm bir seyahat. Oturdum kendimle kendimce. Bir analiz yaptım besbelli. Olduğundan farklı görüyorum çoğu şeyi. Nasıl desem… Aşkımda fazladır benim, kızgınlığımda.

Günlerden bir gün. Tatlış mı tatlış yanaşmıştım gönlüne. Bir halat atsam, tutmaması mümkün değildi, bilirim. Nicesine böyle ritim kaptırdı kalbim. Birkaç gün görüşme, paylaşım, ortak ilgi alanları… Öpüş koklaş. Kimya da iyi. Derken, hooooop limanda tek başına.

Bulmak istediği bütün incileri bulan bir deniz kızı gibi.

Ne zaman ki… İstediği olmayan bir çocuk gibi hırçınlaşıyor içimdeki küçük kız, Karadeniz’in dalgaları az geliyor. Ah görme gitsin. İşte o zaman limandaki halat salıncağın ta kendisi. Gelmeler ve de gitmeler.

Benliğime çok yükleniyorum evet! Ama bununla ilgili bulduğum adamlar da hakkını veriyor! Aynaysa çok yabancıya gitmiyorum tabii.

Kıyısından denize girdiğim sahillerdeyim şu yaşta. Hani açılsak, dibi görülse denizin, imbat gibi esmese mevsim. Dibinde de bir deniz yıldızı… Ah. Ne çok isterim elimde hazine ile sudan çıkmış balık olmayı.

Bir kulaç atsam kendime varacak gibiydim, üstelik vardım da; pılımı pırtımı toplayıp, kendime sarılacak kadar. Evet evet! Tam da bir öğlen uykusu vakti, sağ elimi sol elime kenetlenmiş buldum. Hani Sıla’nın “Sağ elimi solumla avuttum” dizesi var ya. Şaştım kaldım. O kadar sıkı tutmuştum ki kendi kıyımdan mı düşüyorum diye düşünmeden edemedim. Bazen en çok kendi kıyısındaki taşlar batar ya insana işte öyle.

Bunu sayısız kez yaşadım.

Üstelik düştüğüm yerden çoğu kez de bir avuçtan fazla toprakla kalktım, kumdan kaleler yaptım, kaleyi kitledim, anahtarı yuttum. Ayvayı yemekle eş değerdi bu anahtarı yutmak. Anahtar bir yumru gibi boğazımda, ben boğazımın tam kenarında, düşüncelerim elimde pul pul bekliyorum.

Söyleyecek şeylerim başkasına bittiğinde kendime naralarım başlıyor benim. Neden, nasıl, niçinler bitmiyor. “Ben böyle hissettim” cümlesi kendini “Ben neden bunu hissetim?”e bırakıyor. Üstelik kapıda kalır çoğu zaman soru işaretlerim. Bir sepete doldururum tüm bunları, kırlarda koşar, konuşurum kendimle. Çiçekler en güzel cevaptır ruhuma. Koklamasını, benimle nefes almasını bilen bir ten isterim. Ten ki Tanrının tınısını taşısın. Bir kelimesi ile değil de bir hareketi ile beni uçurumumun kenarından alıp balona bindirsin.

Sonrası mı?

Yükseldikçe azalır acılar,
Üstelik oksijenlenir, neşeleniriz de.
Zor değil, sabır dilerim
Önce kendime, sonra gökyüzüne.
Kolay değil
Kalbi ağırlaşmış birini taşımak gönlünde ve
Sevgimle.

İlayda Oylum Güleryüz

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

Yorum Bulunamadı

Cevap Yaz