Son zamanlarda dikkatimi çeken bir şeyden bahsetmek istiyorum size. Türkiye’de yaşayan ve yaşamış olan her gencin makus talihinde vardır siyaset, politika ve ekonomi gündemini konuşmak. Mayasında savaşla, kanla, canla alınmış toprak olunca kaçınılmazdır bu. Buna diyecek bir şeyim yok. Her zaman üniversiteliler daha önde…
Şimdi size evlerin vazgeçilmezi olan, en azından bir zamanlar öyle olan bir müzik kutusundan bahsedeceğim. Nostaljik duygusal yazarınız Sıla iş başında. Radyo Hani şu TRT’nin hâlâ nostaljik versiyonunu yarışmalarında hediye ettiği, bazısı minik bazısı bir rafı kaplayabilecek büyüklükte olabilen, içinde minik insanların yaşadığını düşündüren…
Suskunluk, derinliği ölçülemeyen deniz gibidir. Dip dalgalardan alır gücünü. Sınırını zorlarken ne kadar tehlikeli olabileceğini düşünmezsin. Karanlık oluşu görüşünü kısıtlar, gelebilecek zararlar fark edilmez. İçine çekilmeyi hiç beklemediğin anda hapsolursun derinliğine. Sustukça konuşmaya gerek yokmuş hissi yayılır bedenine. Soyutlanma emridir oysa ki bu. Kuyu…
Bugüne kadar birçok hikâye yazmayı denedim, düşündüm, yeltendim. Bir sürü dünya hayali sığdırdım zihnime. Olasılıkları yazmak istedim, farklı olanı. 2019 yılında başladı dergi maceram ancak benim için çok güzel olan yazma hâli hep vardı. Başka insanların içinde olduğu hayâlleri yazmak hep en kolayıydı. Kendimden…
Sosyal medyada dolaşırken –yanlış hatırlamıyorsam- 2008 yılında İzmir’e taşınmış yabancı uyruklu bir kadının hesabına denk geldim. İzmir’e ilk geldiğinde Alsancak’ta sokak müzisyenlerinin şarkıları eşliğinde dans eden insanları, cıvıl cıvıl olan hayatı ve Starbucks’tan 8 birime alabildiği kahvenin keyfini özlediğini anlattı. Hatta şu an insanların…
İlerideki Çocuğuma; Bir gün olur da rahmimden bu dünyaya düşersen veya seni ilk gördüğümde kalbimden vurulup sarmalamışsam seni, umarım hayatını güzelleştiren bir anne olabilirim sana. Şu an gençliğimin başında yazıyorum bunları, özellikle. Çünkü biliyorum, bir zaman gelecek ve sen hiç genç olup olmadığımı merak…
Bugün sizlere hayatımda gördüğüm en tatlı çifti anlatacağım. Şükriye & Kazım ŞAHİN. Çok sevdiğim, anneannem ve dedem. Bu sene çok özel onlar için. 60. evlilik yıldönümleri. Onların hikayesini ve karakterlerini hem ölümsüzleştirmek hem de sizlerle paylaşmak istedim. Zira bu pamuk yürekli iki insanı yaşatabilmek…
Tam bir sene oldu ben sınava gireli. Zaman çok çabuk geçiyor gerçekten. Girmeyi hayal edip ihtimal vermediğim üniversitemin 1. yılını hiç gitmeden bitirdim. Arkadaşlarımı (isimlerinden ve profil fotoğraflarından tanıdığım arkadaşlarım) hiç görmeden geçen bir yıl. Hayır, öyle garip bir dönemki. Eski arkadaşlarımla aramıza giren…
Son zamanlarda maruz kaldığımız şeyleri düşünüyor musunuz hiç? Fark ettiniz mi? Bizlerin moralini yerine getirecek ve bunu bedavaya yapacak bir kanal artık neredeyse kalmadı. Özel ve sanal platformlar aldı başını gidiyor, evet takip ediyoruz çoğumuz ama çoğunluk asla geneli ifade etmiyor ki. Geçtiğimiz günlerde…
Filmin adının ilk yarattığı etkiye hemen cevap vereyim. Ben gördüğümü maalesef hatırlamıyorum. Anne ve babam ise eskiden oturdukları evlerinin bahçelerinde görmüşler. Biz filmi ailecek bir cumartesi etkinliği olarak izledik. Ben duygusal yapımdan mıdır bilinmez çok sevdim filmi. Daha sonra sevdiğim diğer tüm şeyler gibi…
Ben kendimi bildim bileli yazıyorum. Hikayeler, denemeler, günlükler, iç dökümleri. Hele ki sinirimi o yazılardan çıkarma olayı en sık yaptığım işti. Geçmiş zaman eki kullanıyorum çünkü artık yapamıyorum ve bu durumdan müthiş rahatsızım. Yazı yazmak, yazarlık, tek başına yapılan bir eylem de değil ne…
İnsan diyordu, yaşam hakkı diyordu, huzur diyordu. Ölmeyeceğimizin garantisi, öldüremeyeceklerinin kanıtıydı. Adını bile bizden aldı. Mozaiklerin en güzelinden, farklılıkları en güzel sahiplenip harmanlayan İstanbul’dan aldı. Çeşitliliğe saygıdan, ötekileştirmeyen bir yer olan İstanbul’dan aldı. Bu unutuldu, maddeleri unutuldu, uygulanması bile unutuldu ancak en azından oradaydı.…
Pes etmez kadın, okur. Elinde diplomasıyla der ki bu hayat benim. Kendi ayaklarım üzerinde duracağım artık. İş dünyası der ki “Sen öyle san.” Gelişmeni istemeyen bir sürü meslektaş, emeğini sömüren patron, senden daha fazla maaş alması gerektiğini savunan iş arkadaşların -tek nedenleri kadın olmandır-,…













