İçimdeki Sesler

Kaçıp Gitmek İstemek

8 Ekim 2019

Yazı: Kaçıp Gitmek İstemek | Yazan: Demet Uncu

“Bir sonraki tatilinize ne zaman çıkacağınızı merak etmek yerine kaçmak zorunda olmadığınız bir hayat kurmaya çalışın.”

– Seth Godin

“Kaçmak zorunda olmadığın bir hayat”

Bu cümleyi okurken beynimde bir “gong” sesi duydum diyebilirim. Sanki bir rahatsız oldun bu cümleden, dedim kendi kendime ve başladım düşünmeye.

Bütün bir yıl çalışıp; yaz tatili yaklaşmadan nereye gidelim, kiminle gidelim, tatil bütçemiz nedir, kaç taksit yaptıralım gibi deli deli birçok sorunun sonunda plan yapıp; yaklaşık 1 hafta-10 gün tatile gittiğimiz zamanları düşündüm. İlk günlerin rehaveti ve hevesi ile devam eden tatilin 3. gününde sıkılmaya başladığımı söyleyebilirim. Sanki o koşturmalı, yoğunluktan nefes bile alamadığım günleri özlemeye başlıyorum. Oysa, herkesin emekli olduktan sonra, şehir hayatından kaçıp gitmek istemesi değil midir hayali? Bu soruda bile “kaçıp gitmek” ve “emekli” olmaktan bahsettiğimi fark ettim birden. Kaçıp gitmek istediğimiz bir hayat mı yaşıyoruz gerçekten? Peki emekli olacağımız günleri görebileceğimizin bir garantisi var mı?

Sorun-Çözüm Girdabı

Hayatımda kaçıp gitmek istediğim anların neler olduğunu bulmaya geldi sıra… Haydi hep birlikte neler yaşadığımızı bu amaçla hatırlamaya çalışalım. Ne dersiniz? İlk aklıma gelenler şunlar oldu; sorun üstüne sorunlar eklendiğinde ve bu sorunların çözümü hemen istendiğinde, sürekli bir şeyler talep edildiğinde, empati yapmayan veya yapamayan kişilerin tavırlarına maruz kaldığımda, gerçekten arkama bakmadan kaçmak istiyorum.

Peki, ben bu durumu değiştirebilir miyim?

Aslında evet. Alışkanlık haline getirmiş olduğum ve otomatik olarak yaptığım davranışları değiştirmem veya kendimi bir adım geride tutmayı becerebilmem gerekiyor sanırım. Burada ukalalık yaptığım zannedilmesin sakın, söylemek istediğim değişmesini istediğimiz şeylerin çözümü yine bizde, onu anlatmaya çalışıyorum. Örneğin; sorunların yoğun olduğu bir gün mü yaşıyorum ve sorunu yaşayan kişiler de benden çözüm mü bekliyor? Onları bir sıraya koyup, belki de aynı saat diliminde veya aynı gün içerisinde çözmeye çalışmamalıyım. Ya da karşı taraf empati mi yapamıyor; nasıl hissettiğim, bana o an neler hissettirdiği ile ilgili onunla konuşmalıyım. Tam da bu noktada hem mükemmelliyetçi yanımın hem de insanlara o anda yardımcı olmak istememin büyük katkısı var sanırım. Eskiden, şu mükemmelliyetçi yanımı çok sever, hayatımın her alanının olması gerektiği gibi, mükemmel olmasına çalışırdım. Ama zamanla gördüm ki böyle yaşamak benden de çok şey götürüyor.

Akışına Bırakmak” isimli yazımda bahsettiğim gibi hayat bazı şeyleri akışına bırakmayı size öğretiyor. Bunu anlamakta zorlanıyor iseniz; kafanıza vura vura, öğretiyor size.

Spor YapmakDemet Uncu | Pilates

Bu kaçışlar sadece tatiller ile olmuyor tabii. Yaklaşık 2 yıldır bu sebeple pilatese gidiyorum. Belli aralıklarla spor salonlarına yıllık üyelik yaptırıp, deli gibi kardiyo ve çeşitli aletlerle spor yapmaya çalışmış olsam da huzuru “pilates”te buldum diyebilirim 🙂

İnanın bana; ne kadar çok kasınızın olup, onların vücudunuzda nerelerde olduğunu ve onları nasıl çalıştırabileceğinizi öğrendiğinizde sizler de çok şaşıracaksınız. Pilates yaparken hem gevşediğinizi hem tüm kaslarınızın çalıştığını hem de içinizden uzadığını hissediyorsunuz.

Tabii ki pilates yaparken hiçbir şey düşünmüyorsunuz. Sanırım kaçış diye nitelendirdiğimiz yerlerde, “çok düşünmemek” yatıyor. Yine aynı yere geliyor konu ama; her şeyi çok düşünme, biraz akışına bırak, yani sadece yaşa diyesim geliyor içimden.

Şarkılar SöylemekDemet Uncu | Cep Sahne

Kendim için yaptığım en güzel kaçışlardan biri de; İstanbul, Ortaköy’de bulunan Cep Sahne’nin “70’ler Türkçe-Pop Vokal Atölyesi”ne katılmak oldu.

Haftada 1 gün yaklaşık 2 ay süren bu atölyede yeni ve güzel insanlarla tanıştım. Söylemeyi çok sevdiğim şarkıları sevgili Haluk Hoca’mızın eşliğinde birlikte söyledik. Bizler için şarkıları notasına, nağmesine uygun söyleyip söylemediğimizin bir önemi yoktu. Sadece keyif alarak, hep birlikte şarkı söylemek yeterliydi.

Atölyenin sonunda vereceğimiz konserin hazırlıklarını ise görmeliydiniz 😁 70-80’li yılların modasına uygun; ispanyol paça pantolonlarımız, püsküllü ceketlerimiz; üzerinde renkli bandalar olan kabarık saçlarımız ile şahane idik gerçekten. O gece o kadar güzeldi ki herkes cıvıl cıvıl, çok renkliydi… Annemlerin 40 yaşımda, beni sahnede izlemeye gelmesi de bir o kadar komikti bence.

Vee En Büyük Kaçış: Kitaplar

Bu kaçış aralarında kitaplarımdan da destek aldığımı söylemem gerekir. Kitapları çok severek ve adeta dünyadan koparak okuyorum. Hatta zaman zaman, hayran olduğum kitap bölümlerinden yola çıkarak, sizlere yazılar yazmaya çalışıyorum. Şimdilerde Kürşat Başar’ın “Aklımda Hep Sen” isimli kitabını okumaya başladım, bakalım benim için neler saklıyor içinde, merakla okumaya devam ediyorum.

Aslında bu kaçış anlarında ne yapmak istediğimizi bulmak çok da zor değil, sadece biraz kendimiz üzerine düşünmemiz gerekiyor. Asıl zor olan şey; o anları yaratan durumları değiştirebilmekte. İşte ben, işin biraz bu tarafı ile ilgiliyim ve önümüzdeki günlerde bunlar üzerinde biraz çalışıyor olacağım sanırım.

Hayatımızda kaçmak istediğimiz anları yakalayalım ve bunları değiştirmek için beklemeyelim bence. Hayat, acı ve tatlı sürprizlerle dolu… Neler olacağını bilmediğimiz, takip ışığının aydınlattığı bir sahnenin üzerinde, rollerimizi oynamaya devam ediyoruz işte…

Kaçıp, gitmek de neyin nesi oluyor?

Sevgiler,
Demet Uncu

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

4 Yorum

  • Cevapla Didem Çelebi Özkan 8 Ekim 2019 at 13:15

    Ben bu kaçma arzusunu sık sık oldukça kuvvetli hissediyorum 🙃 Bazen şöyle güney kasabalarımıza bazen de sadece evimin birkaç metre ilerisindeki parka doğru. Doğa bana hep en huzurlu kaçış noktalarını sundu ömrümce.
     
    Kaçmak zorunda hissetmemek mümkün mü bilmiyorum. Ama belki de bu kaçma arzusu tam da ihtiyacımız olan, yaşama devam gücünü kazanacağımız enerjiyi almamız için bizi dürten bir iç sestir, belki onun sayesinde hayatta kalıyoruzdur 😉
     
    Çok güzel bir yazıydı gene canikom. Bolca düşündüren, sorgulatan… Önce ruhuna, ardından kalemine sağlık 😘

    • Cevapla Demet Uncu 8 Ekim 2019 at 13:24

      Canım editörüm, yazıyı beğenme çok sevindim. Ne güzel sende de böyle düşüncelere yol açması. Kaçmak istemediğimiz bir hayatı hep birlikte yaşayabilmek dileklerimle. Öpüyorum çok 😘😘

  • Cevapla Cem Albayrakoğlu 8 Ekim 2019 at 13:51

    Demet Hanım;
    Her zaman oldugu gibi hem düşündüren hem bir çırpıda okunan bir yazı olmuş. Evet hep size dediğim gibi akışına bırakmak lazım. Her zaman olmasa da bazı konularda di mi ama… Hemen olmuyor tabii fakat gayretiniz ve çabanız hiç de yabana atılır gibi değil.
     
    İki hafta nasıl geçecek şimdi sizin yazılarınız olmadan 😁 Merakla bekliyorum bir sonrakini.
     
    Kaleminize sağlık
     
    Sevgiler

    • Cevapla Demet Uncu 8 Ekim 2019 at 14:41

      Çok teşekkür ederim, yazılarımı beğenerek okuduğun için Cem. Gayretimi takdir etmen de beni mutlu etti açıkcası. Umarım merakla beklediğine değer bir sonraki yazım…
       
      Sevgiler 😘💕

    Cevap Yaz