Ay Işığı Yolcusu

En Kutsal Sanat | 2

17 Aralık 2019

Yazı: En Kutsal Sanat | 2 |  Yazan: Atakan Balcı

* Yazının birinci bölümü için 👉🏻 En Kutsal Sanat | 1

İnsanlığın, ulusların ve ulusları oluşturan dinsel, etnik (çoğu aradaki ayrımı bilmese de) toplulukların gelişmesinde, insan uygarlığının var olmasında hiçlikten ateşi çalan bilim, sanat ve felsefedir. İnsan ırkı, içindeki tüm topluluklarıyla ve efendisi değil sorumlusu olduğunu birçoğunun bir türlü algılayamadığı tüm canlı yaşam ile birlikte, birliktelikleriyle kutlu yaşam ağacını (Orta Asya’da yetişen “Ak Çam” ağacı ile imgelenen mitolojik bir ağaç) oluşturan bu güvenli varoluşun bilgelik yapraklarının gölgesinde güvenle yaşar. Ayaklarını, bu bilgeliğin de köklerini saldığı aynı kutlu toprağa basar ve bazıları hâlâ bu kutlu toprağı “profesyonelce ele alınması gereken bir meslek yalnızca” diye tanımlar. Aslında bu durum, bu toprağa edilen bu hakaret, önceden yoktu. 12 Eylül ile birlikte tohumları atıldı. Atılan tohumun üzerini de darbeciler, “24 Kasım”ı “Öğretmenler Günü” ilan ederek (ve Ulu Önder’in Başöğretmenliğini de bu işe alet ederek) kapadılar.

Peki, nedir bu kutlu toprak?

Kim savaşım içinde bu toprağa karşı ve yerine bıraktığı, bırakmak istediği ağu* nedir? Yanıt aslında açık olsa da, bu sorunun üzerinde duralım önce. Çünkü sorular, yanıtlardan çok daha önemlidir yaşamda.

Ne koymak istiyorlar bu kutlu toprağın yerine?

Nedir bilim, sanat ve felsefenin ve üzerinde yeşerdikleri toprağın bu büyük düşmanı?

Örneğin büyük Alman düşünürü Karl Marks, bu düşmanın kimliği ve daha çok da işlevi konusunda çok net konuşmuştur;

“Cehalet, ayrıcalıklı sınıfın ustalıkla kullandığı bir silahtır.”

Cehaletten çıkar sağlayan çevreler var olmuştur her zaman ve her yerde. Cehaleti açıkça övenleri de duyduk, gördük ne yazık ki. Kim neden över ki cehaleti ve neden cehalet için cehaletin kalıcılaşması ve artması için uğraşır? Tabii ki dünyanın her yerinde, asla “Yaşasın Cehalet” diyerek çıkmaz hiç kimse. Bilim, Sanat ve Felsefe açık veya kapalı olarak kişilerin gözünden düşürülür, aydınlar aşağılanır ve aydın düşmanlarının “Biz aydınlar…” başlıklı söylevleri yaygınlaştırılır her yerde. Kültür, eğitim ve sanatta “reform” adı altında “deform” yapılır ve kuşaktan kuşağa cahiller artar, cehalet yaygınlaşır. Bütün bunları yaparken de bu sorunları çözebilecek olanlar hedef gösterilir ve “ülke düşmanı” ilan edilirler. Hitler böyle yapmıştı, hep böyle yaparlar. Hele ki “Kör cehaletin doymak bilmez açlığı” var ki bir de, inanılmaz bir kötülük kaynağı.

Emre Kongar’ın Cumhuriyet‘teki köşesinde yayımladığı “12.12.2019” tarihli yazısı (Kör Cehaletin Doymak Bilmez Açlığı) bu alanda çok güzel bir açıklamayı çok iyi bir anlatımla sunuyor.

Sürdüreceğiz tabii; sevi ve ışık ile!…

Atakan Balcı

Açıklamalar:

Ağu: Zehir – Zakkum Ağacı ⇡⇡⇡

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

Yorum Bulunamadı

Cevap Yaz

Girne Antik Liman
Girne Antik Liman
Öykü: Umarım Bu Gece Öldürülmem | Yazan: Didem Çelebi Özkan