Üçüncü Göz

Sard Antik Kenti

9 Mart 2020

Yazı: Sard Antik Kenti | Yazan: İlayda Oylum Güleryüz

Medeniyete sadece birkaç yüz kilometre ötede olmanın haklı şımarıklığı. Dibindekine dokunmamanın ya da dokunamamanın o hali. Olmanın en güzeli, vazgeçmeden.

Sard Antik Kenti en basit tanımı ile “rüya” gibi.

Rüyayı koskoca Freud tanımlayamamışken bunu bu şekilde ifade etmek istemem ancak, o işlemeler, o ince ince göğe varan motifler ve M.Ö 6. yüzyıl. Bu işte tam olarak da o gördüğümüz rüyayı uyandığımızda hatırlamak ile hatırlayamama arasındaki his kadar ilginç.

Havanın sıcaklığı ile gördüklerim pişti ve ben tekrar hayran oldum yaşama. Sunduklarına, görebildiklerime, bastığım topraklara.

Lidya Uygarlığı

O zamandan bu zamana korunan bir ihtişam için neler gerekti kim bilir? Üstelik bu tarih ne depremler, felaketler ve savaşlar atlattı, değil mi? Şu an bastığım yerler kaç tarihin üzerinde dikili acaba. Gezmenin en güzel yanı da zaten bu şekildeki hislere ev sahipliği yapmak sanıyorum.

Verilen değerlerin kazındığı, iz bırakmaya meraklı insanlık hallerimizin en güzel resimleri de yine burada kendini göstermekte. İletişim için seçilmiş en güzel dillerden biridir resim.

O dönemin şehir planlamasını, belediyeciliğini bu devirde örnek almamızı gerektirecek kadar o öngörü nereden geliyor acaba? İçimizdeki bilen parçanın bunca yüzyıla hizmet etmesi, insanın hem uzaya çıktığının, çıkabildiğinin hem de hiçbir şey yapamadığının ispatıdır belki de?

Şimdilerde Krallık ile yönetilen devlet ve ülkelerdeki korumalara bakılacak olunursa, burası Kral yolunun başlangıcı ve ben burada dilediğimce gezip, keşfedip, dans edebiliyorum. Ne hoş eskilerin tabularının şu anda müzecilik ile buna dönüşmesi, üstelik ironik.

Yazı: Sard Antik Kenti | Yazan: İlayda Oylum Güleryüz

Para basan ilk devlet Lidyalılar.

Asıl adı Sart diye telaffuz edilse de ben dahil olmak üzere bir çok insan buranın çeşitli isimlerini aramıştır, bulmuşlardır da. Bugüne ev sahipliği yapan Gymnasium’u, dükkanları o dönemi hayal etmenizi kolaylaştırıyor ve rüya başlıyor. Buraya sığamayacak, taşacak, yücelecek kadar güzel bir eser olan bu tarihi dokuda en çok dikkat çeken, tuvaletler. Hamam suyu ile temizliğin tamamlanmasına kadar detayları taşımaktadır. Belediyecilik, görev paylaşımı ile ilgili de ciddi bilgilere ulaşılabilen dokuda insan kendini değerli hissediyor.

Havra sokağı içinde bulunduğu masala, insana o dönemi fısıldıyor. Sinagog ve dini dokudaki mozaiklerin bu döneme ulaşması yine rüyanın en etkileyici sahnelerinden biri. O kompozisyonu yapabilmek, o devirde insanın içinde mi üniversiteler, kolejler…

Kendini Tekrar

Seneler geçtikçe kendimizi tekrar etmek değil belki ancak, tekrar nasıl ki mükemmel o zaman mı güzelleşiyor kültür? Tüm değerlere bakıldığında, bizim “gelişmişliğimiz” bunu karşılamıyor çünkü. Geçmiş hayatın taşlığında yuvarlanıp duruyoruz. Oysa ne kadar ona bulanıp, o harcı yüzümüze gözümüze bulaştırabilirsek o derece mutlu, huzurlu, bilge olacağımızı düşünüyorum.

Kendinin tekrarı insan olmak, dünya sahnesinde sürekli rolünü icra etmeye çalışmanın, kültürel farklılığı. Diyeceğim o ki Sard, bize biraz sert şekilde kendimizi eleştirebilme şansı veriyor, en güzelinden.

İlayda Oylum Güleryüz

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

Yorum Bulunamadı

Cevap Yaz

Girne Antik Liman
Girne Antik Liman
Öykü: Umarım Bu Gece Öldürülmem | Yazan: Didem Çelebi Özkan