Biraz Kitap

Zamir

28 Mayıs 2024

Kitap: Zamir | Yazar: Hakan Günday | Yorumlayan: Hülya Erarslan


Zamir | Hakan Günday

Hakan Günday’ın savaşlar ve barışlar hakkında “Bakın ben neler biliyorum?” diye avaz avaz haykırdığı bir kitap. Hem gerçek tarih hem kurmaca tarih olarak bol bol bilgiye boğuyor. Romanın didaktik kısmı, kurgu kısmından daha yoğun. Bu tarzı en çok Zülfü Livaneli’de gözlemliyorum ve sevmiyorum. Yetişkin bir okur olarak keyifle roman okuyayım diye elime aldığım kitaptan okul çocuğunun ders kitabı okuması gibi bir his almak istemiyorum. Bu tarz yazarları kandırıkçı buluyorum. Yazar sanki diyor ki: “Ey okur, sen bilmezsin, bak böyle böyle şeyler oluyor dünyada, tarihte de bu var, sen bunları araştırıp öğrenmezsin, ben en iyisi roman ayağına sana bunları öğreteyim.”

Zamir | Yaralı Bebek

Kitapta önce bir mülteci kampındayız. Halep’te El-Aman Mülteci Kampı’nda gönüllü çalışan Norveçli bir doktor görüyoruz. Doktor, burada bombalardan yaralanan bir bebeği ameliyat ediyor. Adını Zamir koyuyorlar kamptaki bu bebeğin. Arapçada vicdan ve gerçek niyetmiş anlamı.

Bu bebeğin ailesini, oraya nasıl geldiğini kitapta oradan oraya savrularak öğreniyoruz. Bir baştan bir sondan, bir bugün bir yıllar öncesi, bir A kişisi, bir B kişisi, sonra birinin hayatının bugünü, sonra diğerinin hayatının geçmişi… Okuyucu olarak siz kafanızda sıralayacaksınız bunları. En sevmediğim tarz. Ben giriş-gelişme-sonuç seviyorum. Kronolojik sıraya uygun olarak okuyup öğrenmek istiyorum karakterin hayatını ve serüvenini. Böyle geçmiş ve bugün arasında yoğun trafik olması keyif vermiyor bana.

Zamir | Savaşın ve Barışın Yüzü

Zamir, bombalardan yaralanan yüzüyle savaşlarda yaralanan bebekler için yapılan yardım kampanyalarının yüzü oluyor. Bir barış vakfı çocuğu sahipleniyor ve Zamir profesyonel olarak bir vakıf çalışanı oluyor. Vakfın amacı savaşan tarafları bir araya getirmek ve barışı sağlamak için her şeyi yapmak. Zamir de bu çerçevede çok çalışıyor. Bu kısımlarda öğreniyoruz ki bu vakıfların arka planlarında başka işler dönüyormuş. Aslında görünen pek çok şeyin arkasında başka şeyler dönüyormuş. Diyor ki:

“Sizi barıştıran her kimse, savaştıran da odur!”
“Ve sizi her kim doyuruyorsa, bilin ki aç bırakan da odur!”

Zamir | Savaşlara Son Verecek Yöntem

Zamir, yaptığı işin işe yararlılığını sorguluyor ve kendisi savaşlara son verecek, insanların birbirlerini öldürmesinin önüne geçecek bir zihni sinir projesi geliştiriyor. Bulduğu fikir çok acayip, bu acayipliği sevdim ama buraya giden yol biraz bıkkınlık getirdi. Sebebi yukarıda belirttiğim üzere yazarın eğitici tutumu ve hikâyenin bölük pörçük anlatılması.

Zamir | İlginçlikler

Kitap daha başka çeşitli ilginç olaylar da içeriyor. Örneğin; Türkiye’de Allah var mı, yok mu diye halk oylaması yapılması, Alman hükümetinin Almanya’da yaşayan Türkleri kovmak için planlar yapması… gibi.

Yine ilginç bulduğum bir şey yapmış yazar. İnsanları sık sık memleketleriyle adlandırmış. Örneğin Edinburglu Calhoun, Pasarofçalı Zivko, Olotlu Jacinta, Palermolu Federico, Londralı Grace, Beytüllahimli Yossi… gibi. Kişilerin bireyselliklerinden çok milletlerine önem verildiğini ortaya koymak için böyle kullanmış galiba ya da barış planlarının arkasında ne kadar çok çeşitli insan olduğunu ortaya koymak için, bilemiyorum.

Çeşitli milletlerden ve tarihten bahsederken Türk-Ermeni ilişkilerine de değinmiş yazar. Yerlileri katleden Amerikalılar, Boşnakları katleden Sırplar, Cezayirlileri katleden Fransızlar, Yahudileri katleden Almanlar… diye sıraladığı listeye “Ermenileri katleden Türkler” diye de eklemiş. Eskiden bu durum yazarların yargılanmasına sebep oluyordu. Elif Şafak ve Orhan Pamuk bu sebepten yargılanmıştı. Yazarların yazdıklarından ötürü yargılanmasını yanlış buluyorum. İnsanlar yazdıklarından, yani fikirlerinden değil, eylemlerinden sorumlu tutulmalı kanaatindeyim.

Zamir | Altını Çizdiklerim

Adet oldu, Hakan Günday kitaplarında altını çizdiğim cümleleri de paylaşmak istiyorum çünkü bazı cümleleri hoşuma gidiyor. Örneğin:

“Çünkü bir savaşta sivillere karşı düzenlenmiş hangi saldırının yargı konusu olacağı, savaş sonunda mahkemeyi kimin kurduğuna bağlıydı.”

“Çünkü biliyorlardı ki modern dünyada hafızayı yönetmek, yani kimin neyi unutup neyi hatırlayacağını ya da neyi nasıl hatırlayacağını belirlemek mümkündü.”

“Çünkü o iki ülkede de kadınlar, barış zamanında bile bir savaş esiri olarak doğarlardı. Savaşı doğarak kaybeder ve erkeklere esir düşerlerdi.”

“Yıllar içinde anlamıştım ki yeni kurulan silahlı örgütler ile düğün hazırlığı yapan gelinler arasında bir benzerlik vardı. Her iki grup da her şeyin mükemmel olmasını isterdi.”

“Çünkü bir Doğulu Batı’ya giderse, ona orada göçmen deniyor ancak Doğu’da yaşayan bir Batılının sıfatı daima expat oluyordu.”

“Ayrıca bir şehirdeki yardım kuruluşu sayısına bakarak oradaki sömürünün düzeyini ölçmek de mümkündü. Buna göre kapitalizmin başkenti olan New York hayır işi sektörünün de merkeziydi. Ne de olsa bu sektör ancak gelir adaletinin bulunmadığı yerlerde serpilebiliyordu.”

“Çünkü tanıdığım çoğu dini lider gibi o da ağlamayı çok severdi. Özellikle idam kararlarını ağlayarak verirdi.”

“İnsan insanı görebilse dünya bambaşka bir yer olacaktı! Çünkü insanın doğasında gördüğüne inanmak vardı!”

Altını çizdiğim cümlelerin çoğunun “çünkü” ile başladığını fark ettim… Ders anlatır gibi roman yazmış diyorum işte. Ben de dersi iyi dinlemişim galiba.

Yalnız bu arada Hakan Günday’ın bu ifadelerinin bazısından eser miktarda Yılmaz Erdoğan vibe’ı alıyorum. Ufuklara bakarak bilge bilge laflar etmeler… Edebiyatına/sanatına yapılan övgü ve alkış erkekleri bir zaman sonra Yılmaz Erdoğan’a dönüştürebilir korkarım.

Yazarın diğer kitapları için:

Bkz: Kinyas ve Kayra
Bkz: Zargana
Bkz: Piç
Bkz: Malafa
Bkz: Azil
Bkz: Ziyan
Bkz: Az
Bkz: Daha
Bkz: Derz
 
 
Saygılar,
Hülya Erarslan
 
 

BEĞENEBİLECEĞİNİZ İÇERİKLER

No Comments

Düşünceleriniz bizim için değerli! Yazı hakkındaki yorumlarınızı paylaşarak sohbetin bir parçası olun.

error: Kopya korumalı içerik!

Yazı: Pembeden Yeşile Bütünlük | Yazan: İrem Savaş
Girne Antik Liman
Girne Antik Liman
Öykü: Umarım Bu Gece Öldürülmem | Yazan: Didem Çelebi Özkan