
Daha | Hakan Günday

Daha | Hakan Günday
İnsan kaçakçılığı mı?
Çünkü değinmediğin bir o kalmıştı değil mi Hakan Günday?
Gerçekten merak ediyorum bundan sonraki kitabında hangi iç karartıcı, can sıkıcı, can yakıcı, lanet olasıca konuya değineceğini.
Sevmiyorum bu yüzden Hakan Günday kitaplarını. İki gram yaşam enerjimiz var, onu da alıp götürüyor bu kitaplar. Hakan Günday kitapları okumak kişinin kendisine yapacağı bir kötülüktür. Tam da yazarın kitaplarının doğasına yakışır cinsten.
Daha | İnsan Kaçakçılığı
İnsan kaçakçılığı ile geçimini sağlayan bir aileyi neden daha yakından tanımayalım ki?
Daha yakından demişken kitaba adını veren “daha” sözcüğü kendi ülkelerinden kaçıp Avrupa ülkelerine -kaçak yollarla- gitmek isteyen insanların en çok kullandığı kelime imiş. Suyun, yemeğin yetersiz gelmesi nedeniyle sürekli “daha” diyorlarmış.
Dokuz yaşındaki Gaza ve babası da bu işi yapanlardan. Gaza çekirdekten yetişiyor yani insan kaçakçısı olma yolunda. Bu süreçte babadan devraldığı işi geliştiren her yeni nesil gibi o da işine kendi dokunuşlarını katıyor. Bu insanlar üzerinde çeşitli sosyal deneyler yapıyor.
Daha | Yazmak
Yazar, daha önceki bazı kitaplarında zaman zaman yer verdiği yazmanın önemi ile ilgili vurgusuna bu kitapta okumayı da eklemiş.
“Madem, bütün o dinler yazıya dökülüp kitap olmuştu, demek ki kullanılması gereken iletişim tekniği buydu. Ben de bir şikayet mektubu yazıp atacaktım havaya, ya da Allah ya da Tanrı ya da şu ya da bu, her neredeyse oraya! Madem Kuran ‘Oku!’ diye başlıyordu, ben de o mektubun başına ‘Sen de bunu oku’ diye yazacaktım!”
Daha | Kaçılan Yerler
Batıya kaçmak isteyen, bu uğurda hayatlarından bile olan insanların yaşadıkları ülkeler nasıl ülkeler ola ki diye merak eden varsa kitapta buna da yer veriliyor. Örneğin; Afganistan.
“İnsanların daha iyi bir hayat için terk ettikleri yer.” Hiç merak etmediğim, hakkında hiç iyi şeyler düşünmediğim bir ülke. Bu konuda romanlar da var. Bkz: Khaled Hosseini romanları.
Daha | Altını Çizdiklerim
Şunları yazmasa bence okunacak insan değil Hakan Günday. Bu cümlelerin hatırına okuyorum:
“Dünyanın en çaresiz çocuklarına en büyük hayalleri kurduran, umut denilen o doğal felaketten nefret ediyordum.”
“Mezhep savaşları da moda gibiydi. Yirmi yılda bir kendini tekrar ederdi.”
“Herhangi bir doğuma tanıklık edemeyişim, herkes için daha iyiydi. Çünkü doğmakta olan bir bebeği çıktığı yere geri sokmak için karşı konulamaz bir istek duyabileceğimden eminim.”
“‘Ağlama!’ derdi. ‘Ağlamayacaksın.’ Ben de hemen silerdim gözyaşlarımı. Galiba bu yüzden, özgürlük denince aklıma hep, insanın istediği kadar ağlaması geliyordu.”
Yazarın diğer kitapları için:
Bkz: Kinyas ve Kayra
Bkz: Zargana
Bkz: Piç
Bkz: Malafa
Bkz: Azil
Bkz: Ziyan
Bkz: Az
Bkz: Zamir
Bkz: Derz
Saygılar,
Hülya Erarslan




No Comments