Yıllardır kimse ölmüyordu. En yaşlımız 103 yaşındaydı, yalnız yaşıyordu ve hâlâ kendi ihtiyaçlarını karşılayabiliyordu. Bizim köy 47 hane, 225 nüfusa sahip. Kadınların sayısı biraz fazla çünkü zamanında bazı erkekler iş-aş diyerek köyü terk edip şehre göç etti. İlginçtir, hiçbiri giderken eşini ya da çocuklarını…
Aylardır iş arıyordum. Bütün kariyer sitelerini, kendime uygun olduğunu düşündüğüm tüm ilanları tek tek incelemiş ve kendime en uygun ilanlara başvurmuştum. Örneğin ilanı verenin aradığı özellikler arasında İngilizce varsa o ilana başvurmuyordum. Buna rağmen geride kalan sekiz ayda tek bir başvuruma dahi yanıt alamamıştım.…
O adamı ilk kez yedi yıl önce fark ettim. Şişli’yi Nişantaşı’na bağlayan dik yokuşlarından birinde, duvarları açık mavi renge boyanmış bir apartman dairesinin ikinci katında, perdeleri açık pencerenin tam önünde... Pencereyi açmaz, önünde durmaz, yoldan geçenlerden hiç haberi olmaz, televizyon izlemez, kimseyle konuşmaz... Sadece…
“Büyük bir küllük satın almak çok sigara içtiğimi gösterir mi?” Züccaciye dükkanında çalışan kadın gözlerini devirdi. Bir eli Hâlâ ilk geldiğimdeki gibi rafa dayalı, diğer eliyse üstündeki sweatshirt’ün cebinde, muhtemelen telefonunu okşuyordu. Bana cevap vermek gibi bir derdi yok gibiydi. Zaten vereceği cevap da…
“Sen hiç döne döne dayak yedin mi?” Yememiştim. Döne döne dayak yemeyi ilk kez duyuyordum. Aklıma semazenler geliyor, her dönüşte birini tokatlıyorlar, diye düşünüyordum. Üstelik döne döne dayak yemeyi gerektirecek bir şey yapıp yapmadığımdan da emin değildim. Neyse, ben en iyisi size her şeyi…
Sürekli birileri ölüyor mahallede. Daha 3 saat önce konuştuğum çocuk, köşeyi döndüğünde ölmüş mesela. Geçenlerde de Hilmi Amca ölmüştü. Bizim bakkalla konuştum, onun da eniştesi ölmüş birden bire. Sonra yan komşumun eltisi, sokağın başındaki tekelin hemen üstünde oturan deli amca. Gerçi onunki diğerlerinden biraz…
Arabanın farları hiç aydınlanmayacak gibi görünen gecenin karanlığını bıçak gibi çizerek geçti. Göz bebeklerim kısılmaya başlarken, göz kapaklarım ani bir seğirmeyle arabadan gelen ışığa dur demeye başladı. Artık gelen arabanın markasını seçebiliyordum; 1960’lardan kalma bir Chevrolet Impala. Yine de arabanın içinde kim olduğunu, o…
Bir seçim nasıl kazanılır? Bunu hepimiz az ya da çok biliyoruz sanırım. Peki bir seçim nasıl kaybedilir? Bunun için de pek çok yol var ve biz de o yollardan birini seçtik. Şimdi tüm hikayeyi anlatmaya kalksam, ben dahil hiçbirimizin o kadar vakti yok. Bu…
Teşkilatı kurmuş, başkanı misafir etmiş, beklediğimizden fazla üye kazanmıştık. Taşrada işler her zaman biraz değişik ilerler, bilirsiniz. Kimseye iş vaat etmiyorduk çünkü belediye kadrolarında tüm üyeleri istihdam etmek gibi bir imkan yoktu. Üstelik bunu yapmak ilkelerimize ihanet demekti. Üyelerimizin böyle bir beklentileri olup olmadığından…
Kahvede çıkan kavgadan sonra insanlara kulak vermeye başlamıştık. Polisin uyarısından sonra her birimiz dağılmış, hakkımızda konuşulanları araştırıyorduk. Bu ülkede merkezde yer almayan her şeye şüpheyle yaklaşılırdı ve durum Hıdırlı’da da farklı değildi. Biz de merkezden epeyce uzaktaydık. Merkezde kim varsa bize dolandırıcı gibi geliyordu.…
Yüzümüz bir başka gülüyordu. Biz zamanında devrim isteyenlerin çocuklarıydık. Belki bugün ülkeyi dönüştüremiyorduk ancak insan önce kendinden başlamalı değil mi bir şeylere… Biz de önce yaşadığımız bu kasabadan, Hıdırlı’dan başlayacaktık. Tarık’la konuşmamız bir yandan içimi rahatlatırken bir yandan da beraberinde daha çok soruyu aklıma…
Her seçimde bir başkan değiştiriyorduk. Belediye bir o partiye, bir bu partiye geçiyor, nadiren de olsa bir parti iki dönem belediyeyi elinde tutuyor, sonra o da bir diğerine devrediyordu. Yalnız bir şeyler ters gidiyor gibiydi. Hürriyet Partisi belediyeyi aldığında birden herkes o partinin üyesi…
Erken bırakmıştık işi. Mithat’la önümüze bir masa çekmiş, taburelere kurulmuş, deniz kıyısında biralarımızı yudumluyorduk. Böyle günlerde misinalarımızı denize sarkıtır, bir yandan biramızı içerken bir yandan sohbet eder, misina hareket ederse balığımızı çeker, akşam oturacağımız rakı sofrasının yemeklerini hazırlardık. Muhabbetimiz her zamanki şeylerdi. Hararetli konuşmazdık,…













