Adına ve iddiasına kanıp aldığım bir kitap. Mutluluk diyor, zenginlik diyor, beni zayıf noktamdan yakaladı. Bir zararı olmaz diyerek okumaya başladım. Yararı da çok olmadı. Ama sorun kitapta değil, bende. Bir hevesle bu tarz kitapları okumaya başlıyorum, sonra daha yarısına gelmeden hevesim kaçıyor. Başta…
O kadar da kadınsız erkek hikayesi gibi gelmedi bana. Yedi tane hikaye var kitapta. İlişkilerle ilgili saptamalar, olağan ya da olağanüstü hâller içeriyor hikayeler. Çok etkileyici bulmadım ben.…
Hepsinde deniz olan, kısa kısa hikayeler içeriyor kitap. Önce denize sonra kadına aşık denizci erkeklerin hikayesi çoğu. Her hikayede deniz tatlı tatlı dalgalanıyor, rüzgar efil efil esiyor, insanlar tatlı tatlı aşık oluyor. İç ferahlatıcı. Ancak son hikâyeler pek öyle değil. Sonlara doğru acılaşıyor hikâyeler.…
Çok acıklı başladı roman. Hep öyle devam edecek sandım. Hep öyle devam etseydi ben devam edemezdim. Gam ve keder, okumak isteyeceğim son şey. Şurada bir kitap okuma keyfim var, onda da kasvete boğulmak istemiyorum. Gerçi böyle diyorum ama yine de sonuna kadar okurdum muhtemelen.…
Türkiye’nin adının sık sık geçtiği bir kitap. Türkiye’den bol bol örnek yer alıyor. Kitapta demokratik yönetim ile ilgili tehlikeli adımların atıldığı ülkelere örnek olarak: Peru, Venezuela, Rusya, Türkiye vb. var. Yazarlar gerek Türkiye'yi gerek diğer ülkeleri çok iyi gözlemlemiş. Bu gözlemlerden ders çıkarmak için…
Ne laleymiş ve ne lale çılgınlığıymış, vaov! Soluksuz okudum. Müthiş bir macera. Kitapta Cornelius Van Baerle, aileden zengin bir beyefendi. İşi gücü lale olan bir adam. Laleleriyle yatıyor, laleleriyle kalkıyor. Lalelerinin güzelliği nam salıyor. Nasıl salmasın? Adam laleleri için toprağın en iyisini kullanıyor, güneşin…
Yazar bir primatolog. Yani primatların davranışlarını inceliyor. Primat derken maymun, şempanze, bonobo, kapuçin, vb. Ben aralarında fark görmüyorum, benim için hepsi maymun ama hepsinin farklı farklı huyu varmış. Yazar da bu huylarla insan davranışlarını karşılaştırıyor, çeşitli değerlendirmeler yapıyor. Bonobo ve Ateist | Ahlâk Aslında…
“Evli kadın buhranı” olarak gördüğüm bir kitap. Zeo Kio ve Mehpare | Mehpare’nin Evliliği Mehpare okulunu bırakarak evlenmiş, iki çocuğu olmuş, baba sorunları yaşamış, şimdi de “Ben neyim? Hayatım nereye gidiyor?” buhranları yaşayan, bu buhranlarına da spiritüel öğeler eşlik eden bir kadın. Kendisini gerçekleştiremeden…
Bugüne kadar kendinizde olduğunu hiç düşünmediğiniz bir özellik, pat diye biri tarafından size söylense?.. Kitapta bu oluyor ve bugüne kadar hiç de öyle olduğunu sanmayan adam birden bir aydınlanma yaşıyor. Ama bu aydınlanma pek onun hayrına işlemiyor. Biri, Hiçbiri, Binlercesi | Çarpık Burun Bir…
Bir çırpıda okuyuverdiğim bir söyleşi kitabı. Hem konular ilgi çekici hem de konuşan iki aklı başında insan olunca aktı kitap, aktı. Bıçkın ve Ağlak | Can Kozanoğlu Can Kozanoğlu gazeteci, yazar, sosyolog. Cilalı İmaj Devri Pop Çağı Ateşi İnternet Dolunay Cemaat adlı kitapları var.…
Ben Ülkü Tamer çevirisi ile okudum bu kitabı ve iki hikâyenin de çevirisi o kadar güzel o kadar güzel ki çeviri kitap okuyormuşum gibi bile gelmedi. Sanki Türkçe bir esermiş gibiydi. Bunda dilin enfesliğinin yanı sıra hikâye konularının yakın olması da etkili olabilir. Yabancı…
Şevket Süreyya Aydemir epey maceralı bir hayat yaşamış ve iyi ki de bu hayatı kaleme almış. Kitapta çocukluğundan itibaren hayatını anlatıyor. Doğduğu, büyüdüğü yeri; gittiği ülkeleri, sonra Türkiye’ye dönüp gördüklerini ve düşündüklerini yazmış. 1897’de doğan yazarın çocukluğu Edirne’de geçmiş. O dönem çetecilik yaygınmış, yollar…
Takibi çok zor bir kitap oldu benim için. Bir anlık dalgınlığa bile izin vermiyor kitap, hemen unutuyorsun ne okuduğunu. İhsan Oktay Anar’ın tüm kitapları böyle gerçi. O yüzden kitaplarını ilk okuyuşlarım genelde haybeye gidiyor. Bir daha okumam gerekiyor kaçan yerleri toparlayabilmek için. Ha gene…













