Taş gibi sert fakirliklerin olduğu, asla kırılamayacak, aşılamayacak hissi veren, dört bir yandan saran sefilliklerin anlatıldığı hikâyeler için buyurun. Ben bu hikayeleri üzücü buldum. Gerçekçi olması daha da üzücü kılıyor. Bu gerçekçiliği sağlayanın da dil olduğunu düşünüyorum. Sokak dili var hikâyelerde. 1960’ların sokak jargonu.…
Yine bir kadının aşk acısı mağduriyetinin işlendiği bir eser. Yine dememin sebebi yakınlarda burada da paylaştığım bir başka eser olan “Ölmüş Bir Kadının Evrak-ı Metrukesi“ni aklıma getirmesi. Bu kadar uzun, ömür boyu sürecek kadar acılar da ne bileyim……
Sofie'nin Dünyası, 14 yaşındaki kahramanı (Sophie Amundsen) tarafından kavranabilecek durulukta anlatılan felsefe tarihi etrafında biraz dedektiflik, ucundan ergenlik sancıları, eğitim sorgulaması, bolca macera, çevre sorunları, dünya barışı arzusu barındıran ve daha birçok konuya ustaca değinen bir kurguya sahip.…
Zengin bir kadınla evlenme hayâli kuran erkekler, alın okuyun, bu hayâlin zannettiğiniz kadar iyi sonuçları olmayabileceğini görün. Zengin bir erkekle evlenme hayâli kuran kadınlar için de benzer şeyler söylenebilir elbet ama kitaptaki konu ilki. Devlet Kuşu | Orhan Kemal Romanlarındaki İstanbul Orhan Kemal’in romanlarındaki…
Bunun nasıl dizisi yapılmamış, hayret! Türk televizyonlarına layık aşk, entrika, heyecan… Türlü malzeme çıkar, çok bereketli bir hikâye. Romanın özüne uyulması bile tek başına yeterli olabilecekken bizim senarist ve yapımcılar bir de güzelce allar pullar konuyu, beş sezon rahat çıkar. Akşam Güneşi | Nazmi…
Adına ve iddiasına kanıp aldığım bir kitap. Mutluluk diyor, zenginlik diyor, beni zayıf noktamdan yakaladı. Bir zararı olmaz diyerek okumaya başladım. Yararı da çok olmadı. Ama sorun kitapta değil, bende. Bir hevesle bu tarz kitapları okumaya başlıyorum, sonra daha yarısına gelmeden hevesim kaçıyor. Başta…
O kadar da kadınsız erkek hikayesi gibi gelmedi bana. Yedi tane hikaye var kitapta. İlişkilerle ilgili saptamalar, olağan ya da olağanüstü hâller içeriyor hikayeler. Çok etkileyici bulmadım ben.…
Hepsinde deniz olan, kısa kısa hikayeler içeriyor kitap. Önce denize sonra kadına aşık denizci erkeklerin hikayesi çoğu. Her hikayede deniz tatlı tatlı dalgalanıyor, rüzgar efil efil esiyor, insanlar tatlı tatlı aşık oluyor. İç ferahlatıcı. Ancak son hikâyeler pek öyle değil. Sonlara doğru acılaşıyor hikâyeler.…
Çok acıklı başladı roman. Hep öyle devam edecek sandım. Hep öyle devam etseydi ben devam edemezdim. Gam ve keder, okumak isteyeceğim son şey. Şurada bir kitap okuma keyfim var, onda da kasvete boğulmak istemiyorum. Gerçi böyle diyorum ama yine de sonuna kadar okurdum muhtemelen.…
Türkiye’nin adının sık sık geçtiği bir kitap. Türkiye’den bol bol örnek yer alıyor. Kitapta demokratik yönetim ile ilgili tehlikeli adımların atıldığı ülkelere örnek olarak: Peru, Venezuela, Rusya, Türkiye vb. var. Yazarlar gerek Türkiye'yi gerek diğer ülkeleri çok iyi gözlemlemiş. Bu gözlemlerden ders çıkarmak için…
Devlet diyaloğunu ilk kez 1994'te, felsefe eğitimimin ilk yıllında okumuştum. Son birkaç yıldır, bugünkü birikimimle yeniden okumayı istiyor fakat bu sefer kalkışacağım işin boyutunun bilincinde olduğum için de devamlı erteliyordum. Nihayetinde bir kez daha elime aldım Devlet'i. Tahmin ettiğim gibi de oldukça uzun sürdü…
Ne laleymiş ve ne lale çılgınlığıymış, vaov! Soluksuz okudum. Müthiş bir macera. Kitapta Cornelius Van Baerle, aileden zengin bir beyefendi. İşi gücü lale olan bir adam. Laleleriyle yatıyor, laleleriyle kalkıyor. Lalelerinin güzelliği nam salıyor. Nasıl salmasın? Adam laleleri için toprağın en iyisini kullanıyor, güneşin…
Yazar bir primatolog. Yani primatların davranışlarını inceliyor. Primat derken maymun, şempanze, bonobo, kapuçin, vb. Ben aralarında fark görmüyorum, benim için hepsi maymun ama hepsinin farklı farklı huyu varmış. Yazar da bu huylarla insan davranışlarını karşılaştırıyor, çeşitli değerlendirmeler yapıyor. Bonobo ve Ateist | Ahlâk Aslında…













