Bora gözlerini açtığında hava aydınlanmaya başlamıştı. Koltuğunun altında Kara uyanmış, gözlerini yüzüne dikmiş kendisini seyrediyordu. Hiç ummadığı kadar huzurlu bir uyku çekmişti. Ayak ucunda yatan Bulutsu da aynı şekilde yüzü kendisine dönük, yalanıyordu. Lâkin onun yanındaki Şaka hiç hoşnut görünmüyordu, her sabah yaptığı gibi…
İnsan olmaya geldiği dünyada eğleşir; garip, gezgin. Fi tarihinde Mezopotamya’da doğdu. Çocukluğu, ilk gençliği orada geçti. Okul sıralarındayken yasak yayın bulundurmaktan bir süre hapis yattı. Ardınca yazarlık ve gazeteciliğe başladı. Ömrünün baharında kuzeye göç etti. Bir vakit maden işçileriyle yaşadı, yerel gazetelerde çalıştı. Oradan…
“Maymun iştahlı olmak” deyişi, maymunun daldan dala atlamasından; her yiyeceği yemek için büyük bir iştahla başlaması ama hiçbirini bitirmeden diğerine geçmesi durumunundan dilimize yerleşmiştir. Maymunlara has olan bu özellik, insanlara yakıştırılınca da kötü anlamda kullanılmış oluyor. Bir insan için “maymun iştahlı” denmesi, o insanın…
2003 yılında emekli olmuş bir fizik öğretmeni olarak uzun bir aradan sonra “Eğitim” konulu yazılar yazmak fikrine neden sıcak baktığımı söyleyerek başlamak istiyorum sözlerime. Çalışma hayatım, fiili olarak bitmiş olsa da hayatın birçok alanında kendim de dâhil eğitim almaya-vermeye çalışan kişiler ve olaylarla karşılaştım…
Kadın, bebeği, sanki kırılıverecek camdan bir oyuncak gibi korkuyla tutarak, yavaş hareketlerle içeri girdi. Mütevazi hayatlarının en sıra dışı gününün şaşkınlığı tüm bedeninden okunan adam da kardeşinin arkasından salona doğru yürüdü. Önce bebeği nereye yatıracaklarını bilemediler, hangi koltuk uygundu, altına bir şey sermek gerekir…
Diyet; kişinin günlük beslenme düzeninin geneline verilen isimdir. Bir diyetin beslenme kalitesi göz önüne alındığında, uygun yiyecek seçimleri her zaman önemlidir. Bireyler, gün içerisinde tüm besin gruplarını içeriğinde bulunduracak şekilde çeşitli beslendikleri takdirde, diyetin de besin ögeleri bakımından yeterli olması daha olasıdır. Bireylerin günlük…
Kör kuyuları gören düşüncelere dalmak, yaşamın özünden koparılmış kimseleri yutar iyice dürtülmezse düşleri içinden. Varlığın yokuşu boşluğun bayırı ile mi dengelenir aşağı doğru? Yukarı giden yükselir mi, aşağı giden alçalır mı? Çok mu keskin gözleri yığının? Yaşamlı bile değil, sürü değil, yığın! Ne keskin…
Canım kadınlar… Kitapta birbiriyle maddeten alakasız ama ruhen alakalı üç kadının hayatı anlatılıyor. “Boşa yaşanmış hayatlar” demek istemiyorum ama yazık olmuş. Kendi benlikleri yok gibi kadınların. Ezbere bir hayat yaşıyorlar. Gerçi bundan memnunlarsa hiç sorun yok. Olabilir, kimisi öyle hayat sever, kimisi böyle. Ama…
Ay derken bu şekilden şekile girip bizim modumuzu etkileyen Ay’dan bahsetmiyorum. Bayağı böyle aaaaay diye bağırmak bahsettiğim. Şu sıralar çok gün oluyor, içimde yankılanan yarım ay. Hilâl olması isteğim, dolup dolup taştığını gördüğüm dolunay ise içimi çekiyor. Size de oluyor mu? Şöyle yapsam bu…
Hep beraber valizlerini, yemeklerini alıp tekneye çıktılar. Kaptan onları karada karşıladı ve tek tek hanımların ellerinden tutarak tekneye çıkmalarına yardım etti. Belki de özellikle Sevin en arkada kalmıştı. Gayet fütursuzca kaptanın uzanan eline, kendi elindeki çantayı vererek tek başına tekneye çıktı. Ediz, karşılaştığı hareket…
Burun deliklerinden ciğerlerine çektiği temiz havayı yüzünün açıkta kalan her noktasında hissederek uykusundan ağır ağır sıyrıldı. Soğuktu. Bodrum’un nemli gece soğuğu. Uykuya dalmadan önce yağmaya başlayan yağmur durmuştu. Sırtüstü yattığı yatağında başı hariç vücudunun tamamı kalın yün yorganın altındaydı. Kendi vücut sıcaklığıyla olabildiği kadar…
Tek eksiğin koca olduğu bir dünyada Tanrı’ya el açıp sadece ve sadece onu dileyen şarkıyla programımızı açtık. Şarkının hikâyesini araştırdım biraz. Belki bilenleriniz de vardır. Güzide şehrimiz İstanbul’da Hürmüz adındaki tazemizin altı kocasının üstüne yedinciyi almak istemesiyle başlayan olaylar zincirini konu olan tiyatro eserinden…
Sokakların vardığı bir yerdesin, biliyorum. Ayaklarım adım adım sana gelmekte. Süzülen zamanlardan dalgalara tutunup evdeki tencere küçük bir kız çocuğu gibi pencereye oturmuş beni beklemekte. Bir meltem esiyor yüreğimin içine, saçlarım uçuşuyor çatılara doğru, bir erkek var yolun sonunda, görüyorum. Kalbimi sunuyorum altın bir…













