Fethiye'de geçen öykü serisinin bu bölümünde aylar sonra Yerguzlar'da buluşan iki eski dost Deniz ve Kemal'in sohbetlerine misafir oluyoruz.…
Geçmişin tozlu sayfalarından bugünün çalkantılı gündemine uzanan bir sohbet... Tarih, politika ve bireysel farkındalık, sıradan bir günün içinde anlamlı bir bağlama kavuşuyor. Gündelik diyalogların arasına sızan sorgulamalar, bizi hem geçmişi hem de bugünü yeniden düşünmeye davet ediyor. "Nereden Nereye" okurunu hem düşündürüyor hem de…
Kemal, Singerci Osman'ın atölyesine dikiş makinesi tamiri için gider. Osman, makinenin tamirine dair deneyimlerini paylaşarak, Kemal'in umudunu yeniden canlandırır. Bu sırada Kemal, yolda karşılaştığı bir trafik sıkıntısını ve yaşadığı paniği anlatır. Sonuçta, makine tamir edilir ve kaybedilen motivasyon geri kazanılır.…
Göçebe Öyküler serisinin altıncı bölümü “Hep Beraber!”, İstanbul’da güncel bir toplumsal direnişin gölgesinde geçiyor. Bir telefon konuşması aracılığıyla aktarılan öyküde, karakterler hem bireysel hafızaları hem de toplumsal mücâdeleleriyle yüzleşiyor. Günbegün büyüyen dayanışma ruhu, geçmişle bugün arasında güçlü bir köprü kurarken; umut, öfke ve cesaret…
Kemal evden çıkmadan ev işlerini halletmeye odaklanır. Hava güzelken yürüyüşe çıkarlar. Badem dışarıda diğer hayvanlarla tanışır. Türkân, hayvanlara karşı artan şiddeti dile getirirken, Kemal mücadele etmenin önemine dikkat çeker. Aile arasındaki dinamikler ve sokak hayvanlarının durumu ele alınır.…
🎸 "Kemancı", Burak Süalp’in kaleminden, 90’lı yılların İstanbul’unda müziğin, dostlukların ve kaybolan mekânların izini süren bir öykü. 🎶 Bir zamanlar gençliğin, rock müziğin ve özgürlüğün kalbinin attığı sokaklarda dolaşırken, şehir değişse de hafızalardan silinmeyen anılara tanıklık edeceksiniz. 🎤 Hayatın ritmini, eski şarkıların izini ve…
Fethiye’nin sokaklarında geçen bu öykü, bir şehir gezisinden çok daha fazlasını vadediyor. 🌿🐾 Kemal ve sadık dostu Badem’in adımlarıyla, sokak isimlerinin ardındaki tarih, sahilin huzurlu atmosferi ve şehrin dokusuna sinmiş hikâyeler keşfediliyor. ✈️📜 İlk Türk pilotlarından Fethi Bey’in ismini taşıyan bu şehir, geçmişin izlerini…
Deniz, Yerguzlar Caddesi üzerindeki Milou adlı kafede Kemal’e İstanbul’a dönmek istemesinin gerekçelerini anlatıyordu. Konuşuyorlar, susuyorlar, etrafı seyrediyorlar, yağmurun dinmesini bekliyorlardı. Aslında Fethiye’den ayrılmaya neredeyse karar vermişti. Fakat Kemal’in samimi tepkisini merak ediyordu. O desteklerse doğru karar verdiğine daha çok inanacaktı. …
Burak Süalp'in "Milou" başlıklı öyküsünde, eski eşyaların ve nostaljik bir atmosferin içinde geçen bir arkadaşlık hikâyesi anlatılıyor. Kemal ve Deniz, yıllardır süregelen dostluklarını, Fethiye'deki bir kafede buluşarak sürdürürken, hayatın geçici ve dönüşen doğasına dair içsel yolculuklara çıkarlar. Eski fotoğraf makineleri, hatıralar ve Fethiye'nin sakin…
Selim elinde çantası ile kapıda belirdiği sırada Kamer amca telefonla konuşuyordu. Dükkânın girişine sırtı dönüktü, delikanlının geldiğini fark etmedi. Çalışma masasının yanında, ayakta, telefonu bir kulağına götürüp konuşuyor, bir okuma mesafesine getirip ekranına bakıyor, ardından sağ elinin işaret parmağı ile bir şeyler yapıyordu. Normalde…
Sergen Zeytin Kara, geldiği ilk günden itibaren sadece Bora’nın değil, kampingde kalan herkesin neşe kaynağı olmuştu. Hepsinin gönlünü kazanmış, Bora’nın ise kalbini tamamen çalmıştı. Gün boyu peşinden ayrılmıyordu. Zeytin toplarken, bulaşıkları makineye dizerken, çamaşırları asarken, sürekli etrafındaydı. Kimi zaman oğlak gibi zıplıyor, kimi zaman…
Bir gece, daha uykuya dalalı birkaç saat olmuştu ki dışarıda patlayan gök gürültüsü ile sıçrayarak uyanan Sergen Zeytin Kara hızla yorganın içine daldı. Bora'nın sağ tarafına, yan yattığı yatakta, koynuna yerleşmiş tir tir titriyordu. "Sakin ol kızım, sakin ol. Bir şey yok, yağmur yağıyor…
Bora gözlerini açtığında hava aydınlanmaya başlamıştı. Koltuğunun altında Kara uyanmış, gözlerini yüzüne dikmiş kendisini seyrediyordu. Hiç ummadığı kadar huzurlu bir uyku çekmişti. Ayak ucunda yatan Bulutsu da aynı şekilde yüzü kendisine dönük, yalanıyordu. Lâkin onun yanındaki Şaka hiç hoşnut görünmüyordu, her sabah yaptığı gibi…













