Hayat Rehberimiz; Eğitim

Eğitim Konulu Köşe Yazılarına Giriş

13 Ocak 2022

https://www.senveben.biz.tr/wp-content/uploads/2022/01/Sokrates.png

2003 yılında emekli olmuş bir fizik öğretmeni olarak uzun bir aradan sonra “Eğitim” konulu yazılar yazmak fikrine neden sıcak baktığımı söyleyerek başlamak istiyorum sözlerime. Çalışma hayatım, fiili olarak bitmiş olsa da hayatın birçok alanında kendim de dâhil eğitim almaya-vermeye çalışan kişiler ve olaylarla karşılaştım birçoğunuz gibi. Eğitim süreci bitmiyor yani. En önemlisi de “davranış bilgisi”. Eğitimin öncel amacı bireyden başlayıp topluma “daha geniş yeni bakış açıları kazandırmak ve bunların davranışlara olumlu yansımalarını sağlamak” değil mi?

Benim de, birlikte yazacağımız çok değerli “köşedaşım” Sevim Gündüz Hanımefendi’nin de yapmak istediği şey; eğitimdeki sorunları art arda sıralamak yerine, süregelen aksaklıkların sonuçlarını irdelemek, toplumdaki yansımalarını fark etmek ve var olan sorunun köküne inerek hangi bakış açısından kaynaklandığını bulmaya çalışmak olacaktır. Sadece eğitim sorunu ve çözümlerini değil, sorunlara sebep olan toplum-veli-öğrenci-öğretmen-eğitim etkileşimlerini bütünselliğini koruyarak ortaya koymaya çalışacağız. Bunun için en etkili yazı dilini kullanmaya gayret edip kolay ve zevkli bir okuma sağlamak da en büyük arzumuz olacaktır. Umarım bunu başarırız. En baştan yer yer öykü, yer yer de didaktik tarzda yazılar koymayı deneyeceğimizi söylemek isteriz.

Bu arada söz etmeden geçemeyeceğiz, son günlerde mecburiyetten doğan bir eğitim yöntemiyle karşılaştık birçoğumuz; Online Eğitim (Internet Üzerinden Eğitim).

Online Eğitim, yöntemini kaçınılmaz olarak şimdi kısmen kullanıyoruz belki de gelecekte yaygın olarak kullanacağız.

Eğitim Köşesi ile Hedeflerimiz

Eğitim köşemizde işaret etmek istediğimiz, öncelikle yetişkinlere yönelik eğitimler değildir. Bizim esas olarak yazmak istediğimiz konular, öğretmen-öğrenci arasındaki iletişimin açık, dürüst ve eşitlik ilkesine dayalı olup göstermelik ve karşılık beklenilen (genellikle not olarak) bir saygı üzerine kurulmuş olmamasına yönelik olacaktır. Bunun sonucu da doğal olarak samimi, paylaşımcı, yaratıcı alanların desteklendiği, kendini tanımaya yönelik, merak duygusunun harekete geçtiği bir eğitim tarzını ortaya koymaya çalışacağız.

Tüm bu saydıklarımızın gerçekleşmesi için yüz yüze eğitimin gerekli olduğunu düşünenlerdenim. Online Eğitim’in birçok olumlu yanları olmakla birlikte zaman zaman bir zorunluluk olarak karşımıza çıkmakta, zaman zaman da çağın bir gereği olarak uygulanmaktadır. Fakat çocuk ve genç öğrencilerin eğitim süreçlerinin tamamlanmasında -özellikle bizim ülkemizde- henüz yetersiz kalmaktadır. Elbette bu sistemin de kendi içinde düzenlemeleri ve etik değerleri oluşturulacaktır zaman içerisinde.

Çok sevdiğim ve saydığım bir dostumun hatırlattığı gibi eğitimin geçmişte hangi değerlere dayanılarak verildiğini inceleyerek başlayabiliriz sözümüze.

Şöyle giriş yapalım isterseniz; Sokrates’in sınıfına sizin adınıza bir öğretmenimizi gönderelim büyük bir heyecanla… Sonrasında neler olacağına bakalım hep birlikte.

Hazırsanız başlayalım yazmaya, okumaya…
 

1. Bölüm

Sokrates’in Sınıfı

 
Yıl MÖ 340, yer Atina. Bir kış günü ateşlerle aydınlatılıp ısıtılan, yerleri mermer döşeli okul binasına büyük bir bahçenin içinden geçerek giriyor kahramanımız. Okul kapısı büyük taş sütunların yükseldiği yuvarlak bir avluya açılıyor. Pencerelere yaklaşıp bakınca içeride büyük, uzun bir masanın etrafında düşünceli düşünceli volta atan Sokrates’i görüyor. Üstünde deriden bir pelerin, ayaklarında becerikli bir ustanın elinden çıkmış çizmeleri var. Avuç içlerini alnından başlayıp tepesine oradan da ensesine götürüp sıvazlarken diğer yandan tavana bakıp kendi kendine bir şeyler söylüyor.

Öğretmenimiz dışarıdan gözlemeyi bırakıp yarı açık kapıdan içeri giriyor. İlk sözü “Saygılar sunarım Sokrates” oluyor. Sokrates ayakta diye o da oturmuyor. Beraberce ayakta duruyorlar. Onun düşünceli bakışlarından sıyrılmasını bekliyor.

Sokrates sessizce yüzüne bakmayı sürdürünce de çekinmeden ilk sorusunu soruyor:

Üstadım; kendi deyişinizle ‘tecrübeli bir ebe ya da at sineği’1 siz Sokrates; size göre bir öğretmenin başarısı nedir?

Sokrates’in dalgın bakışları devam ederken bir yandan da dudaklarından sözcükler dökülüyor yavaş ve tane tane:

Soru sormak ve soru sordurmaktır” diyor.

Görünen o ki hâlâ aklı kafasındakilerle meşgul; karşısında 2022 yılından gelen kahramanımızı bulunca hiç garipsemiyor. O da fırsattan istifade bir soru daha soruyor:

“Öğrencilerinize not veriyor musunuz?”

“Ebe Sokrates” ayakta gezinmeye devam ederken soruyu anlamamış gibi yüzüne bakıyor ve kısık bir sesle bir şeyler mırıldanıyor.

Öğretmenimiz anlaması için devam ediyor sormaya:

“Yazılı-sözlü sınav yapıyor musunuz?”

Bu kez hiç anlamamış gibi bakıyor, biraz da sertleşiyor yüz ifadesi. Öğretmenimiz bir iki adım geri çekilip pencerenin yanına geliyor. Pencereden bir kişinin geldiğini görüyor. Görünmek istemediği için ses çıkarmadan büyük taşlarla döşenmiş duvara yaslanıyor. İçeriye heybetli omuzları ve sağlıklı bedeniyle Platon giriyor.

Sokrates, sesi duyar duymaz kapıya doğru yönelip düşünceli bakışlarını Platon’a çevirerek yürümeye devam ediyor. Sonra yaklaşıp sağ kolunu kaldırıp karşısında ne olduğunu anlamaya çalışan Platon’un omzunun üzerine koyarak, “Size bir şey öğretemem ancak soru sormanızı sağlayabilirim” diyor.

Platon, kendilerine özgürce soru sormayı öğreten Sokrates’e büyük bir saygı ile bakıp sakinleştirmeye çalışarak; “Bunu bir özür olarak değil, sizin bir üstünlüğünüz olarak kabul ediyorum” diyor ve içten bir hareketle elini omzunda duran hocasının elinin üzerine koyuyor.
 

*

 
Öğretmenimiz şimdilik dersini almış bir şekilde yanlarından sessizce ayrılıyor. Zamanlar ötesi bir yolculukla… Sokrates’in söylediklerini düşünürken, bir düşüncenin hızına denk bir hızla evine dönüyor. İlk işi öğrencileri için hazırladığı ders anlatımını gözden geçirmek oluyor. Masa başına oturup yepyeni bir ders anlatımı hazırlamaya başlıyor. Başarabileceğinden emin değil fakat denemek istiyor. O günden bugüne o kadar çok şey değişmiş ki… İçindeki ses onların doğru yaptığını söylüyor ama. Şimdi şartlar çok farklı ve elverişsiz olsa da bunu büyük bir inançla uygulamaya karar veriyor o gün.

Bu öyküdeki kahraman öğretmenimize “Yolun açık olsun!” diyoruz. Şimdi sorumuz şu olacak:

Bakalım öğretmenimiz “Sokrates tarzında” ders işleyebilecek mi? Bunu uygularken ne gibi güçlüklerle karşılaşacak ve bu zorlukların üstesinden gelebilecek mi? Her şeyden önemlisi vereceği emek, gayret, yaşayacağı zorluklara, karşılaşacağı engellere değecek mi?
 
 

Devam edecek…

 
 

Şen Sevgi Erişen

 
 

Notlar & Açıklamalar:

  1. Sokrates kendini doğum yaptıran bir ebeye benzetmiş, insanlar da onun uyarıcı ve uyandırıcı eğitim sistemine en uygun benzetme olarak ona “At Sineği” lakabını takmışlardı.    ⇡⇡⇡

 
 

6 YORUMLAR

  • Yanıtla Demet Uncu 13 Ocak 2022 at 16:10

    Şen Hanım, bir felsefeci olarak yazınızın karakterlerine bayıldım, yaratıcılığınız için kutlamak isterim sizi. Benim tahminim, bu tarzda derslerin çok eğlenceli şekilde işlenebileceği yönünde olacak. Öğrenciler eminim çok şaşıracaklardır başta. Maalesef bu yönteme pek alışık değiller. Biraz ezberlerini bozmanın da kimseye zararı yok bence. 😊
     
    Merakla bekliyorum bu güzel yazının devamını.
     
    Çok sevgiler 😍

    • Yanıtla Şen Sevgi Erişen 13 Ocak 2022 at 20:02

      Bu tarz bir eğitim için günümüzde birçok engeli aşmak gerekir. Umarım kahramanımız bunu başarır! Çünkü onu tam da eğitim karmaşası olan bu günlerdeki bir okuldan seçmeye özen gösterdik. Hep birlikte başarması için ona destek vereceğiz. Sizlerin yaratıcı fikirlerinize de açığız.
       
      İlginize, takdirlerinize çook teşekkürler.
       
      Sevgi ve saygılarımızla…

  • Yanıtla Didem Çelebi Özkan 13 Ocak 2022 at 16:49

    Şen ablacığım bu köşede yazılacak konular elbette ilgimi çekiyordu fakat en sevdiğim filozof olan Sokrates yazıda geçince ayrı bir heyecanlandım ve birkaç cümle de ben yazmak istedim 😁
     
    “Ebe” benzetmesini Sokrates, annesinden de etkilenerek kendi için yine kendisi seçmiştir. Karşısındaki kişinin içinde saklı olan bilgiyi soru sorarak çıkartmasını doğuma benzetir çünkü. Sokrates, “Bu, budur” demekten ziyade, karşısındakinin “Bu, budur” dediği bir bilgiyi biraz da alaycı bir üslupla yine karşısındakine çürüttürür. Zira en ünlü sözü “Bildiğim tek şey, hiçbir şey bilmediğimdir” olan Sokrates’in birilerine bir şey öğretmek gibi bir iddiası yoktur.
     
    Diyalektiğin en güçlü uygulayacılarından biridir. Sokratik yöntem, aslında bugün modern eğitimde de uygulanmıyor değil: Buldurma Yöntemi 😉
     
    “Öğretmen” rolünü üstlenmeyi ise asla kabul etmemiştir Sokrates. Dolayısıyla bir sınıfa hitap etmemiştir hiç. Sokratik okullar, kendisinden sonra kendisini onun öğrencisi olarak kabul edenler tarafından kurulmuştur. Sokrates; sokakta, ev toplantılarında, agorada insanlarla sohbet etmiştir. Yazılı tek bir metin ise özellikle bırakmamıştır. Onun bu sohbetlerini öğrencileri Platon ve Ksenofon diyaloglaştırmış, Sokrates’in felsefesinin bizlere kadar gelmesine imkan vermişlerdir. Ki bunlarda bile bu diyaloglarının ne kadarının Sokrates’in felsefesine ne kadarının Platon ve Ksenofon’un felsefesine ait olduğu tartışma konusudur.
     
    Sokrates’i en iyi anlayan ama olayı biraz uç noktaya götüren takipçisinin Diyojen olduğunu düşünüyorum. Zaten Platon da Diyojen için boşuna “Delirmiş Sokrates” dememiştir 😉
     
    Konu Sokrates olunca ben susamıyorum tabii. Gene çok yazdım 🙈
     
    Öpüyorum sizi 😘 Kaleminize sağlık 🤗

    • Yanıtla Şen Sevgi Erişen 13 Ocak 2022 at 19:55

      Sokrates’i eğitim köşemize sığdırmak ne haddimize, onun sınıfı yoktu, öyle bir “öğreten” olma düşüncesi de… Ancak onu saygıyla anıp hikayemizin kurgusuna sokmak isteğimizi kabul edeceğini ve 2022’deki öğretmen kahramanımıza ilham vereceğini düşündük. Sonuçta bu “Sokrates” kahramanımızın usunda yaşattığı Sokrates. Gerçek Sokrates’e büyük saygı ve şükranlarımızı sunuyoruz.
       
      İlgin ve katkın için sana da çook teşekkürler ediyor, gelecek bölümler için de yorumlarını bekliyoruz.
       
      Sevgi ve saygılarımla…

  • Yanıtla A. Bolat 14 Ocak 2022 at 20:15

    “Bilse sorardı, sorsa bilirdi.”

    • Yanıtla Şen Sevgi Erişen 15 Ocak 2022 at 23:35

      Çok kısa ve öz bir hayat düsturu. Teşekkürler katkınız için.

    Cevap Yaz

    Yazı: Pembeden Yeşile Bütünlük | Yazan: İrem Savaş
    Girne Antik Liman
    Girne Antik Liman
    Öykü: Umarım Bu Gece Öldürülmem | Yazan: Didem Çelebi Özkan