Filmin adının ilk yarattığı etkiye hemen cevap vereyim. Ben gördüğümü maalesef hatırlamıyorum. Anne ve babam ise eskiden oturdukları evlerinin bahçelerinde görmüşler. Biz filmi ailecek bir cumartesi etkinliği olarak izledik. Ben duygusal yapımdan mıdır bilinmez çok sevdim filmi. Daha sonra sevdiğim diğer tüm şeyler gibi…
Ben kendimi bildim bileli yazıyorum. Hikayeler, denemeler, günlükler, iç dökümleri. Hele ki sinirimi o yazılardan çıkarma olayı en sık yaptığım işti. Geçmiş zaman eki kullanıyorum çünkü artık yapamıyorum ve bu durumdan müthiş rahatsızım. Yazı yazmak, yazarlık, tek başına yapılan bir eylem de değil ne…
İnsan diyordu, yaşam hakkı diyordu, huzur diyordu. Ölmeyeceğimizin garantisi, öldüremeyeceklerinin kanıtıydı. Adını bile bizden aldı. Mozaiklerin en güzelinden, farklılıkları en güzel sahiplenip harmanlayan İstanbul’dan aldı. Çeşitliliğe saygıdan, ötekileştirmeyen bir yer olan İstanbul’dan aldı. Bu unutuldu, maddeleri unutuldu, uygulanması bile unutuldu ancak en azından oradaydı.…
Pes etmez kadın, okur. Elinde diplomasıyla der ki bu hayat benim. Kendi ayaklarım üzerinde duracağım artık. İş dünyası der ki “Sen öyle san.” Gelişmeni istemeyen bir sürü meslektaş, emeğini sömüren patron, senden daha fazla maaş alması gerektiğini savunan iş arkadaşların -tek nedenleri kadın olmandır-,…
Son bir aydır evden uzaktayım. Kendi evimde, uzaktan çevrimiçi eğitim döneminde günün çoğunu yalnız geçiriyordum. Sizin de tahmin edebileceğiniz gibi yalnız geçirilen dönemlerde hep bir bıçağa dayanan an vardır. Artık daha fazla yalnız olmak istemezsiniz. Normalde pekâlâ keyif aldığınız şeyler zevk vermez, yemek yemek…
İnsan kendine yabancı gelir mi? Ya da kendini tanımlayamacak kadar dışardan bir göz olabilir mi kendine? Şu an olduğum durumdan çok farklı kişilikler var içimde sanki. Bir düşünceye, bir duyguya, bir yere veya bir şarkıya göre değişebilen. Gerçekten ne istediğini bildiğini zannedip her defasında…
Kar yağmasını dört gözle beklemişti bütün bir yıl. Oysa doğum gününde asla kar yağmazdı, aksine hava kışa inat hep sıcacık olurdu. Belki kalbinin iyiliği yetiyordu havayı ısıtmaya ama hayal bu ya bir yaşına da karlar altında merhaba demek istiyordu. Kar kürelerindeki gibi. Bembeyaz bir…
Geçtiğimiz günlerde bir yandan müzik dinleyip -tamam çoğunlukla tek kişilik dans gösterisi sergilerken- bir yandan da masamı düzenlediğim bir anda kulağıma çalınan melodilerin bende uyandırdığı hissin sadece bana ait olduğu farkındalığını yaşadım.…
Yazarlarımızla toplandığımız bir yeni yıl etkinliği. Upuzun bir masamız var. Herkes bir şeyler getirmiş bu sofrada paylaşıldıkça çoğalsın diye. Aslında ufak bir telaşta var ortamda. Malum hayli kalabalık bir ekibiz. Fakat ortam olabildiğine samimi. Kahkahalar, minik sohbetler, hatta oyunlar.…
Bugün hayatın komik tesadüflerinden ya da planların ne kadar işlevsiz olabildiğinden bahsetmek istiyorum sizlere. Hayatının çoğunda zihninde binlerce hayalle dolaşan biriyim ben. Bir nevi nefes kaynağım hayallerim benim. Tabii ki de büyürken yapacağım şeylerle ilgili bir sürü hayalim ve elimde kocaman bir listem var.…
“Ne garip değil mi?” diye sorguladım arkadaşıma mezarlığı işaret ederken. “Gündüz ne kalabalıktı burası. Şimdi bir kişi bile yok başında.” Öyle ya pek bir hüzünlü gelmişti bana bu tablo. Hava iyiden iyiye kararıyordu, soğuktu. Yalnızlık çoktan çökmüş olmalıydı oraya.…
Ruhunun ait olduğu yeri hiç düşündün mü? Dünya veya o gizemli yerden bahsetmiyorum. Gerçekten ait olduğunu hissettiğin yeri soruyorum. Bir anda takılı kalsaydın. Güzel bir gün batımında, güneşin kızıllığında saklanmak ne hoş olurdu oysa ki. Durgun denizin maviliğinde huzur bulabilirdin. Arnavut kaldırımlı sokakta, geniş…
Yüzünde rüzgarı hissetti gökyüzünde süzülürken. İnsanları izledi uzun uzadıya. Her birinin bir acelesi vardı. Kimse başını kaldırıp onlara bakmıyordu. Sahi niyeydi bu telaşları? Hızlılardı; yavaş diye bir kelime yok muydu sözlüklerinde? Aslında önceden severlerdi durmayı, oturup onları seyretmeyi. Cam kenarlarına konmayı bu yüzden çok…













