Arkadaşımın birine geçenlerde, “Vakitsiz öten horoz senin için ne ifade ediyor?” diye sordum. “Vakitsiz öten horozun akıbetini bilmeyen horozdur” diyerek lap diye cevabı yapıştırdı. “Bir sor, bin ah işit” tarzında. Ardından; “Şehirde yaşayıp köy hayatı sürmek isteyen andavalları ne yapacağız dostum? Komşumun biri, götüm…
Bir sıvılar fazlasını içinde barındıran bir yaratık olarak vampir, zaman zaman bedenlerin idrar kaçırmasına neden olup sürekli olarak bir taşma tehdidini bünyesinde barındırıyor. Vampir, bu bağlamda, bedensel sıvılara dair kültürel komplekslerin en doğrudan bariz avatarı olarak öne çıkıyor.…
Rüzgâr, rüzgâr türbininde, gemilerin yelkenlerinde, nefeste ve ruhta, dinde ve komünizmde; kısacası her yerdedir, ancak bu heryerdeliğine rağmen, hep hafife alınan bir olgu olageldi. Çok uçucu olan bu unsurun perspektifinden bakıldığında rüzgârın tarihi, her şeyin tam da bu uçuculuk ile ilgili olduğu, insanlık tarihine…
Kırık kalpler cumhuriyeti Lübnan’dayım. İnsanlar Hizbullah bölgesinden fırlatılan füzelerin İsrail ile yeni bir savaşa yol açmasından korkuyorlar. Bu korkuların arka planında yakın zamanın savaşları ve hayaletleri saklı. Üstelik birçok Lübnanlı Filistin meselesinde silahlı mücadelenin romantik Yeşilçam filmlerini andıran, artık gerçekçi olmayan bir seçenek olduğuna…
Yaşadığı şehir, dünyanın kargaşasını çağrıştıran bir fresk gibi duruyordu hayatının merkezinde. Belki de, tanrı, dünyanın sonunu hatırlatmak için seçmişti bu şehri. Pek çok şey oluyordu ve daha pek çok şey hızla kanlı sahnenin ortasına doğru ilerlemekteydi. Oğuldan, sevgiliden, kardeşten, anneden, babadan, yuvadan, kedilerinden ve…
Issızdım suyun dibinde ölümü tiye alıp, taş zerre kımıldamamış, ağırlığınca vakur duruşundan tanıdım onu. Yüzeyde bekleyen fotoğrafta sıcak bir yazın anısı, çözülüyor ölgün buzdan gözleri ışığın, bir girdap gibi iç içe geçiyoruz. Bir türlü birleşmiyor kaderimiz, yıldızların sahip olduklarına lanet olsun.…
Nâzım Hikmet, Selanik’te doğduğunda asır henüz iki yaşındaydı. Çağ, dünyaya gelen bu paşa torununun, ileride, bir Türk Victor Hugo’su olacağını muştulamak için henüz yeni başlamıştı. Nâzım ölümünden bir yıl önce yazdığı otobiyografik bir şiirinde paşa soyunun onun devrimci taahhüdüne ayak uyduramayacak kadar “geri“de olduğunu…
Greta Gerwig filminde, oyuncak bebekten ikonik bebeğe dönüştürdüğü Barbie’yi yapısökümcü teori ruhuyla yeniden doğuran estetik bir aydınlanmanın miti olarak kurguladı. Film bu yönüyle Barbie’nin aydınlanmacı karakterini açıkça ortaya koyarken oyuncak bebek, şeffaf estetik bir aydınlanma tezahürü olarak öne çıktı.…
O akşamüzeri ben ve anneannem tahta sofranın etrafına kümelenmiştik. Anneannemin en yakın arkadaşı Süheyla teyzenin çığlığı duyuldu birden. Hemen koşuştuk pencereye. “Gadasını aldığım, sana gelecek bela beni bula Yusuf’um” diye bağırıyor; yavrularını, gümüş sırtlı gorilden korumak isteyen dişi bir goril gibi sinesini dövüyordu. Ninem…
Azra’nın kendini nehrin azgın sularına bıraktığı gece anlaşılmaz bir dilde ilençler savurup durmuştu rüzgâr; sanki incitici bir şey vardı esintisinde. O gün çalıştığı denizcilik firmasına dilekçeyle başvurmuş ve kısa bir aradan sonra, uzağa giden gemilerde yardımcı kaptan olarak işe başlamıştı. Postalamadığı mektuplar yazıyordu; hayat,…
Feodal toplumlar, konumları ve rolleri önceden sabitlenmiş insanların biraradalığından oluşan daha ziyade “bütüncül” toplumlardı. Özerk bireyler toplumu giderek geleneksel toplulukların yerini aldı. Modern toplumlarda giderek artan karşılıklı bağımlılığa rağmen, “özerk bireyin” bu toplumsal kodlanmaya karşı bir itirazı elbette olacaktı. İnsanın onu çevreleyen ama anlamayan…
Lilith, Sümer mitolojisinde yarısı yılan, kanatlı ve baykuş pençeli bir yaratık olarak resmedildi. Seks ve dişilik tanrıçası olarak betimlenen Lilith, günümüzde vamp kadın ve gotik tarzlara esin kaynağı oldu.…
Yakın arkadaşları, yoldaşları, eşi dostu, annemi ve babamı kısa aralıklarla kaybetmek beni kayıp bir duygusallık hurdalığına dönüştürdü. Dünyanın bir yorulma yeri vardı ve o yer işte tam da bu raylardı, anlaşılan. Raylara uzanmış halde kendi kendime soruyorum:…













