Old Town’a gitmek için tarihi sur kapısı aralığından geçip surlar arasında kalmış ufak bir bahçenin yanı sıra sıralanmış lokantaların, hediyelik eşya satan dükkanların yanından ilerledik. Biraz Kapalı Çarşı'yı anımsattı bana buralar.…
Rodos tatilimizin başlangıç noktası Marmaris idi. Sabah erkenden kalkıp İstanbul'dan yola çıktık. Araçla gayet rahat bir yolculuk yaparak Marmaris'e vardık varmasına da şehre yaklaşırken bizi karşılayan keskin virajlar konusunda sizleri uyarmam gerektiğini düşünüyorum. Araç kullanma sırası bendeyken bu virajlarda devrileceğimizden bir an endişe ettiğimi…
Yağmur, Mehtap’ın samimiyetine ve güleryüzüne bayılmıştı. Onun sorduğu soruya istinaden, çocukluğundan beri yazmayı çok sevdiğini, içini hep yazarak dökmeyi tercih ettiğini söyledi. "Ne güzel, bunu duyduğuma ben de memnun oldum. Yazmayı seven insanların bir şekilde birbirlerini bulduğuna inanıyorum. Söylediğin gibi; yazmanın iyileştirici bir gücü,…
Sabah uyandığında kendini yorgun hissediyordu. Gece sık sık uyanmış, bir türlü derin uykuya dalamamıştı. Zihninden geçenlerle mücadele ederek, onları savuşturabilmek için türlü türlü yollar deneyerek geçmişti gece. İstemeye istemeye yataktan kaldı. Hızlı bir duşun ardından birazcık da olsa kendine geldi. Aşağı kattan gelen mis…
Bahçede kurulu masayı görünce şaşırmıştı. Beyaz renkli keten masa örtüsünün üzerinde özenle yerleştirilmiş çeşit çeşit mezeler vardı. Masaya biraz daha yaklaşınca elmalı semizotu, ada otları karışımdan yapılmış bir salata, borani ve vişneli yaprak sarmayı tanıdı. “Bugün özel bir gün mü Kemal?” diye sordu. “Emel…
Etrafı biraz keşfetmek istiyordu. Ayağına yürüyüş ayakkabılarını geçirerek adanın taşlı, dar yollarına bıraktı kendini. Tarihi ada evlerini inceledi. Evlerin girişindeki kısa merdivenlerde oturan, fasulye ayıklayan teyzeleri gördü, başıyla selam verdi. Bahçelerdeki üzüm bağlarını gördü. Ada sakinlerinin şaraplarını evlerinde yaptıklarını duymuştu. Ev yapımı şarapların tadı,…
Feribota bindiğinde dış güverteye yöneldi. Geminin arka tarafında, az insanın bulunduğu oturma banklarından birinde olmayı tercih ederdi. Uzun zamandır feribota binmiyordu. Yüreğinde hissettiği daralma ve bunalma hissini, ılık rüzgarın yüzüne vurarak oluşturduğu ferahlama hissi ve köpüren dalgaların pamuksu görüntüsü ile hafifletmeye çalışıyordu. Etrafındaki insanlar…
Bugün biraz içimi dökmek istedim sizlere. Bazen köşemde kaleme alacak konu bulma konusunda sıkıntılar yaşıyorum. Yayın tarihinden 1 hafta önce “Ne hakkında yazsam acaba?” diye kendime sormaya başlayıp yakın zamanda beni etkileyen olayları düşünüyorum. Yazı yazmaya başlamanın, insanın psikolojisi ile çok yakından bir ilgisi…
İçim öyle zenginliklerle dolu ki açmadan tahmin dahi edemezsiniz. Tabii, açtığınızda gerçekten okumayı da bilmeniz gerekir. Sadece iki gözünüzü açıp okumanızdan bahsetmiyorum. Sonuçta herkesin 2 gözü var, değil mi? Beni daha çok yüreğinizde hissederek okuyabilir, okuduğunuzu anlayabilirsiniz. Beni sadece o iki gözüyle okuyanlar var…
Tatilinin sonuna doğru yaklaşırken, bunun ona nasıl iyi geldiğini düşünüyordu Meltem. Karışık olan kafası düzlüğe çıkmıştı sanki. Farklı farklı koylardaki masmavi, tertemiz denizde yüzmek, kendisiyle başbaşa kalmak, sakinleşebilmek, Ahmet Kaptan’la yapılan sıcak sohbetler ona kendini gerçekten iyi hissettirmişti.…
Sabah erken uyanmıştı Meltem. Deniz havası ona çok iyi gelmişti. Kendini daha dinç, daha sağlıklı hissediyordu. Güverteye çıktığında çarşaf gibi denizi, kuş cıvıltıları ile birlikte bir süreliğine seyretti. Hiçbir şey düşünmeden, uzun uzun denize baktı. İçine temiz havayı defalarca çekip yavaşça dışarıya verdi. Matını…
Kadehine tek buz koyduktan sonra içkisinden bir yudum aldı. Demirledikleri koy, son derece sessiz, sakindi. Sadece bir iki tekne vardı, onlar da bu sessizliğin birer parçası gibiydi. Balıkları, çatal-bıçak kullanmadan elleri ile afiyetle yedikten sonra kafasını kaldırıp, gökyüzüne baktı Meltem. Ay o kadar parlak…
Herşeyi arkasında bırakıp gitmek istemişti. Bir süredir böyle hissediyordu; hiçbir şey düşünmemek, hiçbir şey için kaygılanmamak, geçmişi düşünüp neleri yaşayamadığını aklına getirmemek, geleceği için kaygılanmamayı istiyordu artık. Her sabah onu yatağından kaldıran şey ne ise artık onu, hayatın içine akması için yetmiyordu.…













