Yılın sonuna doğru yaklaşırken kendimi tebrik etme zamanımın geldiğini düşündüm. Hem geçen seneyi şöyle bir değerlendireyim hem de kendimi nerelerde tebrik ettiğimi bir bakayım istedim. Duygusal Dayanıklılık Herkes için çok ama çok zorlu geçen bir seneyi geride bırakıyoruz. Huyunu, suyunu, cinsini, tedavisini bilmediğimiz bir…
Umudu yeşil tutabilmek her koşulda. Ama nasıl? Bu soru üzerinde düşünürken, aslında sizlerin cevaplarını merak ediyorum. Sizler içinizdeki umudu yitirmemek için neler yapıyorsunuz acaba? Derinlerde bir yerlerde, bu hayatta herşeyin gelip geçici olduğu; elbette içinde bulunduğumuz durumun da kalıcı olmadığı ve geçeceği aklıma geliyor.…
“Müsvedde hayatlar yaşıyoruz, öylesine ciddiye almadan, özenmeden.” Sizler de, tıpkı benim gibi, kitap okurken hoşunuza giden cümlelerin altını çizer misiniz? 🙂Şimdilerde okuduğum kitap öyle güzel ki, beni öylesine sardı ki… Hikmet Anıl Öztekin’in “Ne İçin Varsa Onun İçin Yaşa” isimli kitabından alıntı yaptığım cümlelerden…
Oturduğu koltuğun önündeki pencereden dışarısını izlerken akıp geçen zamanı düşünüyordu. Dalgın bakışları apartmanlarının önündeki ağacın dallarına konan serçelerle buluştuğunda, sabah onlar için yem bırakmadığını anımsadı. Hızlı adımlarla, mutfağa geçti. Yem kavanozu alıp salona döndüğünde camı ardına kadar açtı, pervaza epeyce yem bıraktıktan sonra yerine…
Sonbaharın beraberinde getirdiği melankoli ile sararmış yapraklarını beyaz tül perdenin arkasından gördüğü ağaçlara bakarken oturduğu kanepeden hafifçe doğruldu. Evde boş boş oturmak yerine eşyaların, giysilerin derlenme, toparlanma zamanının geldiğini söyledi içinden. Miskin miskin oturmaktansa, yenilenmeye yer açmanın tam zamanıydı. Yavaşça ayağa kalkıp kütüphanesinin bulunduğu…
Mevsim sonbahardı. Ağaçların yemyeşil yaprakları sararmış, bir kısım yapraklarının tamamı döküldüğü için ağaçlar kuru dallardan ibaretmiş gibi görünüyorladı. Doğum öncesi hazırlığı gibi kendi içlerine çekilmişlerdi sanki. Camın önündeki kanepelerden birine oturmuştu, içinde bergomot aroması olan yeni demlediği çayını yudumluyordu. Çaydan yayılan reyhayı içine çekti,…
Çok ağrım var, her yerim yangın yeri. Toprağın üzerindeki yangını söndürmüş olsanız bile, altı halen alev alev yanıyor. Toprağıma can veren güzelim ağaçları, yemyeşil çalıları, altındaki solucanları, üzerindeki kedileri, köpekleri, yaban domuzlarını, inekleri, koyunları kaybettim. Çok kırgınım ve çok kızgınım size. Yıllardır süregelen ve…
Bu aralar kuşlarla biraz fazla ilgiliyim. Hatırlarsanız, daha önceki yazılarımdan birinde, açık kalan kafesinin kapısından kaçan kuşun dünyamızla ile ilgili gözlemlerini paylaşmıştım sizlerle. Uzun zamandır da balkonda otururken ya da camdan dışarıyı izlerken kuşların göz alabildiğince özgürce uçuşlarını, bir ağacın rüzgarın esintisiyle sallanan dallarının…
Oldukça güzel geçen bu kısa tatil kaçamağı Gizem’e iyi gelmiş ve onu sakinleştirmişti. Onun mutlu olması, Ahmet’in de mutlu hissetmesini sağlıyordu. Pazartesi günü Ahmet İzmir’e gidecek ve 1 yıllık İzmir serüveni her ikisi için de başlamış olacaktı. Geçen süre boyunca Gizem işine gidiyor, iş…
Oldukça güzel ve romantik bir ortamda yemeklerini bitirdikten sonra Ahmet, sıkılarak İzmir’e erken gitmesi gerektiğini söylediğinde Gizem’in yüzü düşmüştü. Ona en çok ihtiyacı olduğunu bildiği bir dönemde erkenden yanından ayrılacaktı. Bencilce davranmak da istemiyordu. Ahmet yeni bir iş dönemine heyecanla başlıyor ama onu yalnız…
Babasına konulan kanser teşhisinin ardından uzun ve çetrefilli tedavi süreci başlamıştı. Önce ameliyat olması, ardından kemoterapi ve radyoterapi görmesi gerekiyordu sevgili babasının. Yıllık sağlık kontrolüne gittikleri hastanede ameliyat olmasına karar verdiler. Neyse ki tek kişilik bir oda da bulmayı başardılar.…
Sabah uyandığında, Ahmet’in çoktan çıkmış olduğunu fark etti. Hızlıca duş aldıktan sonra giyinmeye başladı. Günde 2 öğünle beslendiği için kahvaltı yapmayacaktı nasıl olsa. Yatak odasını havalandırdıktan sonra yatağı topladı, arabasının anahtarını aynanın önünden alıp, alarmı kurdu ve asansöre doğru yöneldi.…
Akşam yemeği için sofrayı hazırlarken, hem düşünceli hem de biraz kaygılıydı Gizem. Ahmet’in terfisi için mutluydu ve mutluluğuna ortak olmalıydı. “Bu kadar bencil olmamalı, olayları sadece kendi tarafından görmemelisin” diye kendi kendine kızdı. Kapı çaldığında, gülümseyerek kapıyı açtı ve Ahmet’i “Hoş geldin canım” diyerek…













