Açık Pencere

Girmediğim Yollar | 4

13 Ocak 2023

Yazı: Girmediğim Yollar | 4 | Yazan: Şen Sevgi Erişen

 

İndeks

Girmediğim Yollar | Bölüm 1
Girmediğim Yollar | Bölüm 2
Girmediğim Yollar | Bölüm 3
Girmediğim Yollar | Bölüm 4
Girmediğim Yollar | Bölüm 5
Girmediğim Yollar | Bölüm 6
Girmediğim Yollar | Bölüm 7

 
Kadın, arkadaşından ayrılınca bir müddet yürüdü. Bir yandan da düşünüyor içten içe kendiyle konuşuyordu.

“Sokaklarını yeni öğrendiğim bir şehirdeyim. Genellikle yakın bir zamanda gittiğim yerlerin yolunu biliyorum sanırım ama yine de her defasında da karıştırırım. Kaç defa varmak istediğim yere çok yakın olduğum halde orayı bir türlü bulamamışımdır. Etrafında dönüp durduğumu fark ettiğimde de ‘tavaf ettim’ burayı derim kendi kendime. Bir çeşit pervaneler misali dönüşüm bana bir merkez etrafında ‘dönmenin’ sırrını fısıldar. Hiç işim olmayan dükkanların önünden geçer; insanlar, kediler, kuşlar görürüm. Kapıların önünden geçer, bir yer aradığım için dikkatlice etrafıma bakar dururum. Ama ne fayda bir sonraki gelişimde genellikle farklı bir yoldan girdiğim için önce gittiğim yeri yine kolaylıkla bulamam. Yön ve yer bulmak ayrı bir yetenek, biliyorum. Ama benim durumum farklı. Sanki içten içe bir gizli anlaşmam var kendimle. Bu anlaşmayı ne zaman, nerede ve niçin yaptıysam. Sonuçta bedenimin bu anlaşmadan bir haberi olduğunu sanmıyorum. Düşününce 5 dakikalık yol için yarım saat yol yürüyor. Ah zavallı bedenim, kendimle beraber onu da sürüklüyorum. Her şey bir yana hissettiğimi söyleyeyim; bu kadar çok yürüyeceğimi bedenimin zekâsı daha ilk adımımda biliyor. Bundan eminim. Ama ben ona sormuyor, onu duymuyor, dinlemiyorum.“

Tam bunları düşünürken telefonu çaldı. İsim çıkmamıştı ama yine de açtı. Karşısındaki sesi kimseye benzetemedi.

“İyi günler.”

“Merhaba sizi tanıyamadım.”

“Beni tanıyamadınız mı? Hiç şaşırmadım.”

“Nasıl yani?”

“Şöyle yani; çok şaşıracaksınız, hazırsanız söyleyeyim mi?”

”Ne demek tabii ki söyleyin, bekliyorum.”

“Ben sizin ‘bedeninizin sesiyim’. Alo, sesim geliyor mu?”

“Şaka mı bu?”

”Hayır efendim, çok ciddiyim.”

“Şaşkınlığımı bağışlayın ama siz gerçekten kimsiniz? Size borcum falan mı var, ya da eski bir dostum musunuz, kimsiniz kuzum siz?”

“Tekrar söyleyeyim anlaşılmadı sanırım; ben sizin bedeninizin sesiyim.”

“Peki, bir dakika durun, benimle konuşmanın bir yolunu bulamadınız da onu mu bulmaya çalışıyorsunuz siz yoksa? Ulaşılmayacak biri değilim ama.”

“Siz öyle zannedin. Aslında benim için basbayağı da ulaşılamayacak birisiniz. Benim sesimi en son ne zaman dinlediniz, hatırlıyor musunuz?”

“Daha akşam meditasyon yaparken dinlediğimi sanıyorum.”

“Farkında mıydınız benimle konuştuğunuzun? Sanmam.”

“Siz öyle sanmamaya devam ederseniz ben de sizinle daha fazla konuşmaya çalışmayacağım.”

“Bir daha soruyorum; en son beni ne zaman dinlediniz?”

“Durun bir dakika biraz düşüneyim, hım, şey, yoga yaparken.”

“Biraz, evet her yaptığınız da değil ama şu geçen hafta aç karnına sabah yaptığınızı kastediyorsanız doğru. E, başka ne zaman?”

“Biraz önce yemek yedim, o zaman da sizin sözünüzü dinlemiştim.”

“Siz öyle diyorsanız öyle olsun ama değil. Yediğiniz porsiyon döneri benim istediğimi mi zannettiniz. Ne büyük yanılgı.”

“Şey yani, çok üzgünüm ama çok güzel koktu o yüzden.”

“Afiyet olsun canım, ben size uyum sağlamaya çalışırım bilirsiniz.”

“Sizi zorladığımı düşünmemiştim.”

“Ah, üzülmenizi istemem ama ben genellikle zihninizin isteklerine katlanmaya çalışıyorum ama…”

“Aması ne? Düpedüz zorlanmışınız işte. Yanılıyor muyum?”

“Hayır yanılmıyorsunuz. Şimdi sokaktasınız, eve gittiğinizde arasam daha rahat konuşuruz, olmaz mı?”

“Çok iyi olur. Hoşça kalın. Görüşmek üzere.”

“Hoşça kalın.”

Kadın telefonu kapatmayı unutup ağzı bir karış açık halde evirdi çevirdi ve sonunda karşı tarafın kapatmasıyla kendine geldi. Kendini biraz toparlamak için kafe çalışanından bir kahve istedi. Bir yandan gülümsedi, “Kim yapıyorsa bu şakayı ona teşekkür borçluyum” diye mırıldandı.

Eve gelene kadar her adım atışına dikkat etti. Ellerini yokladı. Bedeninin her zamanki gibi olup olmadığını kontrol etti. Ona mı öyle geliyordu tam olarak emin değildi ama sanki boyu biraz daha uzamış, elleri de hafif büyümüş gibi geldi ona. Eve gidince ilk işi aynaya bakmak olacaktı.
 
 

Devamı için tıklayınız.

 
 
Şen Sevgi Erişen
 
 

BEĞENEBİLECEĞİNİZ İÇERİKLER

4 YORUMLAR

  • Yanıtla Nimet Canbayraktar 18 Ocak 2023 at 13:08

    İlk paragrafı okurken adeta beni anlatıyormuşsunuz gibi hafif tebessümle okudum. Ben bir de girdiğim mağazadan çıkınca hangi yöne gitmem gerektiğini düşünürdüm. Geçmiş zaman kullandım, zira çok dikkatsizdim, eşim sitem ederdi, “Niye dikkat etmiyorsun?” diye ama onun ilgisi hoşuma giderdi, bilirdim ki o nasılsa doğru olanı bilirdi. Hiç takmazdım kafama ama sonra yalnız kalınca… Şimdi hiç yanılmıyorum (ben de yeni ve yabancı olduğum bir şehirdeyim artık) bazen yanlış sokağa girsem de çabuk fark ediyorum ve bir mağazadan çıktığımda hiç yanlış tarafa yürümüyorum.
     
    Hangisi daha doğru derseniz, keşke o yanımda olsaydı ve ben yanlış sokaklara girseydim.
     
    Esen kalın. Bana bunları düşündürdüğünüz için teşekkürler.

  • Yanıtla Şen Sevgi Erişen 20 Ocak 2023 at 18:36

    Kesinlikle yanımda birisi varsa ona güvenip yola hiç dikkat etmem ben de. Umarım hikâyenin hatırlattıkları size iyi gelmiştir. Yorumunuz için çok teşekkürler 🙏💕

  • Yanıtla Cana 21 Ocak 2023 at 22:01

    Zihin ve beden arası sıkışmışlara en gerektiği anda ❤️❤️❤️

    • Yanıtla Şen Sevgi Erişen 4 Şubat 2023 at 19:07

      Umarım işe yaramıştır💕💕

    Cevap Yaz

    Yazı: Pembeden Yeşile Bütünlük | Yazan: İrem Savaş
    Girne Antik Liman
    Girne Antik Liman
    Öykü: Umarım Bu Gece Öldürülmem | Yazan: Didem Çelebi Özkan